28 °C

Kuşatma bölgelerinin gözü kara ‘taşıyıcı’sı

Azure Gruop Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Gül; Suriye, Irak, İran, Afganistan gibi savaş bölgelerine kelle koltukta kargo yetiştiren gözü kara bir işadamı.

Kuşatma bölgelerinin gözü kara ‘taşıyıcı’sı

YASEMİN SALİH

Hollywood’un son dönemde özellikle gençler tarafından büyük ilgi gören yapımlarından “Taşıyıcı” serisi, aksiyonlu sahneleri kadar gözü kara kahramanı Jason Statham’la da dikkat çekiyor. Seride en zorlu görevleri üstlenen “Frank”i izlerken, “İnsan neden böyle bir iş yapar ki” diye sormadan edemiyorsunuz. Ortadoğu, Afganistan gibi uzun zamandır dünyanın en zorlu savaş bölgelerinde, kuşatılmış şehirlere bile kargo teslim eden Azure Group Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Gül’ü dinlerken de aynı soru geçti aklımdan. Gül, babasının 1982’de Irak’a ilk moto- kurye hizmetiyle başlattığı işi ve ilişkileri bugün de sürdürüyor sadece. Gözü kara ve başarı odaklı, hedefi için inatçı bir yapısı olduğundan savaş gibi etkenlerin kendisini engellemedeğini anlatıyor.

Azure Group, son dönemde Katar’la ortak kurduğu fonla gündeme geldi. 5 milyar dolarlık bir yatırım fonunu Türkiye’ye getireceği yönündeki haberler oldukça ses getirmişti. Çoğu Batılı lojistik devinin giremediği 16 ülkede taşımacılık yapmanın yanı sıra yatırım, gayrimenkul gibi sektörlerde de projeleri var. Azure Air ile Ankara-İstanbul arasında uçuşlar gerçekleştiriyor. Bunlar Erkan Gül’ün işadamı tarafı. Bilinmeyenlerini ise Yıldız Parkı’ndaki yürüyüşümüz sırasında öğrendik.

- Bazı şeyler çocukken şekillenirmiş, sizinki nasıl bir çocukluktu?

Yolculuklarla, kalabalık içinde yarı yurtiçinde yarısı yurtdışında bir çocukluktu. İskenderun’da doğdum, Antakya’da büyüdüm. Ailemiz çok geniş. Çok fazla kuzeniz. Antakya çok modern bir yer, çok renkli. İlkokul beşinci sınıfı bitirince bütün kuzenlerime yapılan bana da uygulandı ve İngiltere’ye gönderildim. Yazlarım yurtdışında geçiyordu hep. Sekizinci sınıfı bitirince Amerika’ya gittim. Bir yıl kalıp geri döndüm. Okula bir orada bir burada devam ettim. Sonra lise bitince bir gittim bir daha dönmedim.

- Bu gidip-gelmeler küçük bir çocuğu nasıl etkiliyordu?

Herkes benim gibiydi. Annemle bu yüzden çok yakın bir ilişkim olmamıştır. Elbette severim ama hayatımın merkezinde değildir. Bazıları ağlar yurtdışında okumaya gelince, benim hiç öyle olmadı. Amerika’da yalnızlık duygusu var, bunu küçük yaşta yaşamak insanı farklı kılıyor. İyi tarafı orada insanlar çok net, yalan söylemiyorlar, lafı dolandırmıyorlar. Türkiye’de ise başka şeyler denilmek isteniyor ama söylenmiyor. Bunu fark ediyorsunuz küçük yaşta. Ben orada bir sıkıntı çekmedim, babamın işleri çok iyiydi, çok iyi para geliyordu. Harcayamıyordum bile. Nasıl harcayacaksınız? Bir ailenin yanına verilmişsiniz. Üniversiteyi ABD'de okudum, uluslararası finans mastırı yaptım. İhtiyacım olmadığı halde birçok yerde çalıştım.

- Neden çalışmak istediniz?

Amerika’da ne kadar paranız olursa olsun“Ne iş yapıyorsun” sorusuna bir yanıtınız olmalı. San Diego’daydım, 17 yaşındaydım ve insanların bana boş kafa gözüyle bakmasını istemiyordum. Orada işi olmayanlara “boşsun” derler. En zenginlerin bile çocukları çalışır bu yüzden. Bir kız arkadaşım da bana “boşsun” deyince bende pizzacılıktan oto alım-satımına, otel ve kafeteryalarda garsonluğa kadar her işi yaptım. 18 yaşına gelince yalnız yaşamaya başladım. Kuzenlerimle ticarete başladık. Çok iyi para kazandık, sonra iflas ettik.

- Bu size ne öğretti?

Paran olmayınca dostlarının da olmayacağını öğretti. Bunu 19 yaşında öğrendim. Paran varsa dostun var, çevrendeki herkes sana yanlış yapabilir, dikkatli olmalısın düsturlarını kendim keşfettim. Kendi başıma çalışmaya başladım. 3-5 pizzacıyla anlaştım mönülerini okullara dağıttım. Komisyon karşılığı siparişlerini götürdüm. 20’den fazla oto galerisiyle anlaştım. Ellerindeki arabaları sattım. Büyük komisyonlar aldım, şirketi büyüttüm. İşlerim iyiydi ki 2002’de babamın ölüm haberini aldım.

- Babanızla ilişkiniz nasıldı?

Babam benim rol modelimdi. Mesafeli bir ilişkimiz vardı. Sert yapılı, çok yakın olmayı sevmeyen bir adamdı. Son dönemlerde ilişkimiz iyileşmişti, benimle sohbet ediyordu. Onu çok severdim ama öte yandan ayrı büyüdüğüm için çok da yakın değildik. Babam ölünce şirketimi hemen kapatmak istemedim. İşlerim vardı, onları hemen bırakamadım ama baktım ki aile babamın şirketini kötü yönetiyor, içi boşalıyor 2007’de Türkiye’ye döndüm. Geldiğimde şirketten geriye bir şey kalmamıştı.

- Afganistan’da ABD askerlerinin kargocusu olmak fazla maceracı bir yaklaşım değil mi?

Bana öyle gelmiyor. Biz Amerika oraya girince gittik. Bir mal aldık, teslim ettik geri döndüğümüzde kaldığımız oteli havaya uçurmuşlardı. Tırlarımız, araçlarımız çok roket yedi. Bugüne kadar 10 tırım patlatıldı. Afganistan’da dört yıl iş yaptım ve değdiğini düşünüyorum.

- Bu bölgelerde çalışmak ne öğretti size?

İnsanların birbirlerinden habersiz ne kadar farklı hayatlar yaşadıklarını gördüm. Bir tarafta insanlar denize girip eğleniyor diğer yanda bir kurşun isabet eder korkusuyla bakkala bile gidemiyorlar. Ben bu dezavantajlı bölgelerde nasıl fayda yaratabilirim diye baktım. Babamın söylediği söz kulağıma küpedir: Kimseye faydası olmayan insan boş insandır.

- Sizin topluma katkı anlamında hayalleriniz neler?

Bence en büyük fayda istihdam yaratmak. Şimdilik 130 kişilik istihdam yaratıyorum ama hedefim bunu 5 bine çıkarmak.

- Fırsatınız olsa, 10 yıl önceki Erkan Gül’e neler tavsiye ederdiniz?

İki Erkan arasında çok fark var. Ben o zamanki Erkan’a “Sakın pes etme” derdim. Pes ettiğim çok zaman oldu, bıraktım, vazgeçtim. Bir de birkaç kişiye haksızlık etmiş olabilirim. Keşke yapmasaydım. Delikanlıydım, hırslıydım. Bir de keşke babamın ölümünün hemen arkasından Türkiye’ye dönseydim. Babam bana hep “Her şeyi başarırsın ama istediğin zaman mutlu olamazsın. Önce mutlu ol” derdi. Şimdi hayatımda daha fazla huzur arayışına girdim. XYalnız yaşayanlar mutfaktan anlar, siz de öyle misiniz? Çok iyi yemek yaparım. Yapmayı da yedirmeyi de çok severim. Dünya mutfağına hakimim. Meksika yemekleri de yaparım İtalyan da. En çok mangal severim elbette. Elim lezzetlidir, herkes çok beğenir yemeklerimi.

- İyi bir dost musunuz?

İyi dert dinlerim. Ağlamak isteyen bana gelir.

- Siz dertlerinizi kime anlatırsınız?

Ben de ağlarım ama genellikle kendi kendime hallederim. Kendimi terapi ederim. Artık daha duygusalım. 10 yıl önceki gibi değil, artık bir gün ölebileceğimi düşünüyorum.

- Bu bölgelerde çalışmak ne öğretti size?

İnsanların birbirlerinden habersiz ne kadar farklı hayatlar yaşadıklarını gördüm. Bir tarafta insanlar denize girip eğleniyor diğer yanda bir kurşun isabet eder korkusuyla bakkala bile gidemiyorlar. Ben bu dezavantajlı bölgelerde nasıl fayda yaratabilirim diye baktım. Babamın söylediği söz kulağıma küpedir: Kimseye faydası olmayan insan boş insandır.

- Sizin topluma katkı anlamında hayalleriniz neler?

Bence en büyük fayda istihdam yaratmak. Şimdilik 130 kişilik istihdam yaratıyorum ama hedefim bunu 5 bine çıkarmak.

- Fırsatınız olsa, 10 yıl önceki Erkan Gül’e neler tavsiye ederdiniz?

İki Erkan arasında çok fark var. Ben o zamanki Erkan’a “Sakın pes etme” derdim. Pes ettiğim çok zaman oldu, bıraktım, vazgeçtim. Bir de birkaç kişiye haksızlık etmiş olabilirim. Keşke yapmasaydım. Delikanlıydım, hırslıydım. Bir de keşke babamın ölümünün hemen arkasından Türkiye’ye dönseydim. Babam bana hep “Her şeyi başarırsın ama istediğin zaman mutlu olamazsın. Önce mutlu ol” derdi. Şimdi hayatımda daha fazla huzur arayışına girdim.

- Yalnız yaşayanlar mutfaktan anlar, siz de öyle misiniz?

Çok iyi yemek yaparım. Yapmayı da yedirmeyi de çok severim. Dünya mutfağına hakimim. Meksika yemekleri de yaparım İtalyan da. En çok mangal severim elbette. Elim lezzetlidir, herkes çok beğenir yemeklerimi.

- İyi bir dost musunuz?

İyi dert dinlerim. Ağlamak isteyen bana gelir.

- Siz dertlerinizi kime anlatırsınız?

Ben de ağlarım ama genellikle kendi kendime hallederim. Kendimi terapi ederim. Artık daha duygusalım. 10 yıl önceki gibi değil, artık bir gün ölebileceğimi düşünüyorum.

Artık daha olgunum

İnatçı, hırslı biri misiniz?

Evet. Başarma hırsım var. Başaramayınca ağladığım çok zaman oldu. Şimdi de bir işe girmişsem başarılı olmayı istiyorum ama olmayınca da çok mutsuzluk duymuyorum. Olgunlaştım. Dayak yiye yiye işi öğrendim. Türkiye’ye ilk geldiğimde Sürat Taşımacılık olarak babamın ismiyle devam ettim. Ortadoğu’da böyle biliniyorduk çünkü. Bu faydalı oldu.

Gençlere burs veriyor

Bir de derneğiniz var burada amaç nedir?

Babam adına bir dernek kurdum. Süreyya Gül Eğitim Derneği, Hatay’dan çıkıp Türkiye’nin farklı yerlerinde okuyan öğrencilere burs veriyor. Babam sağlığında burs verirdi öğrencilere, ben bunu daha kurumsal hale getirdim. Antakya’da atanamayan öğretmenleri alıp bir dersane açtım. Burada gençlere ücretsiz yabancı dil, matematik, fizik gibi dersler veriliyor.

Yeniden basketbol!

İlkokulu bitirince başladım basketbola. Türkiye’ye ara ara geldikçe birçok takımda oynadım. ABD’ye gidince de kolej takımına girdim önce. Hatta orada özel bir kulüpte bile yer aldım. Sonra bir motor kazası geçirince bırakmak durumunda kaldım. Şimdi fırsat buldukça oynuyorum. İşler yoğun. Yeniden başlamayı düşünüyorum. Basketbolu çok seviyorum. Birkaç arkadaşımla yeniden maçlar yapmaya başlayacağız.

Kuşatma alanına girdim

Neden ille de tehlikeli bölgeler?

Ben çok hayal kurarım. Onun da peşinden giderim. Irak’ta ticaret yapıyorum. Terör bölgesinden orada yaşayan insanlara gıda dağıttım. DAEŞ Musul’a girince orada birkaç arkadaşımız kuşatma altında kaldı. Kimse giremedi, gıda bulamadılar. Biz yılların verdiği ilişkiler ve aşiretlerle bağlantımız sayesinde oraya gidip gıda dağıttık. Baba tarafım Suriyeli, buraların halklarıyla iyi ilişkilerimiz var. Arapçayı da anlıyorum. Ama bir şeyin olabileceğini düşünüyorsam onu zorlarım. Hayal kurmazsam iş yapamam. Şimdi Irak’ta yapı market işine gireceğiz. Irak’ta tehlike var ama ticaret çok tatlı. Amorti süresi 6 ay. 100 ülkeyle iş yapmaktansa 4-5 ülkede en büyük olmak isterim. O ülkelerde nakitle çalışılıyor.

San Diego'ya dönecek!

Yaşamdan beklediğiniz nedir?

Bilmem, belki 45 yaşında emekli olurum. Kendimi ait ihssettiğim yer San Diego. Oraya dönmek, emekliliğimi orada yaşamak istiyorum. Şirketi kurumsallaşma aşamasına getirdik. Yakında yabancı bir CEO’muz olacak. Arkadaşlarım, dostlarım, ailem ile iyi vakit geçirmek istiyorum. Müziği ve dans etmeyi çok seviyorum. Eğlenmeyi seven bir insanım. Sırf müzik dinlemek için arabayla saatlerce yol alabilirim. Sakin yaşamak istiyorum. Çok uzun zamandır tatil yapmadım, belki o zaman yaparım. Denize girerim. Bir teknem var ama şimdiye kadar üç kez bindim. Tadını annem ve arkadaşları çıkarıyor.

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.