1 milyar dolarlık fonu yöneten 47 Heritage AG, Türkiye’de ofis açmaya hazırlanıyor

Necla Dalan
Necla Dalan Hikayeler&Liderler necla.dalan@dunya.com

Hataylı bir baba ve Lübnanlı bir annenin çocuğu olan Ömer Abdo, 13 yaşında yurtdışına giderek liseyi İngiltere’deki TASIS’te  okudu. Ön lisasını Boston’daki Northeastern University’de tamamladı ve 2010 yılında Paris’teki aile şirketinde çalışmaya başladı. 2013-2017 yılları arasında ailesinin tekstil şirketinde çalıştı. Tekstil dışında, turizm, yeme içme gibi aileye ait diğer şirketlerde de görev alan Abdo, ailesine ait birikimi de global piyasalarda yönetti. Portföy yönetimi işini profesyonelce yapmaya karar verdi ve Londra’daki King’s College London’da bankacılık ve finans yüksek lisansı yaptı. Pandemi ortasında mezun olduktan sonra üçü İsviçre’de olmak üzere dört iş teklifi aldı. Cenevre’ye taşınıp, Credit Suisse’te çalışmaya başlayan Abdo, Zürih’e transfer oldu. 30 milyon dolarlık portföy oluşturduktan sonra 47 Heritage AG adlı varlık yönetimi şirketine geçti. 

Türkiye Direktörlüğü’nü yaptığı 47 Heritage AG hakkında bilgi veren Ömer Abdo, 2018 yılında kurulan ve 1 milyar dolarlık fonu yöneten İsviçre merkezli şirketin iki yıl içinde Türkiye’de ofis açmayı planladığını anlatıyor ve ekliyor: “Yüksek birikime sahip birden fazla aile ve kuruluşun varlıklarını yöneten şirket, en az 5 milyon dolarlık varlıkları değerlendiriyor. Nakit dışında taşınmaz, yat ve sanat eserlerine kadar geniş bir yelpazedeki varlıkları yöneten 47 Heritage AG, İsviçre Sermaye Piyasası Kurulu FINMA tarafından lisans verilen ilk özel nitelikte yatırım ofisi. Adını İsviçre’nin yer aldığı 47’nci paralelden alan şirketin St. Moritz ve Davos’ta da şubeleri bulunuyor.”

Neden varlık yönetimi işini tercih ettiğini sorduğumda ise, “Ailemizin tekstil dışında turizm yatırımları var. Belek ve Fethiye’de tatil köylerimiz, iki tane de restoranımız var. Bir dönem enerji sektöründe yatırımlarımız vardı. Ailemizin portföyünü de yönettim. Tek alanda uzmanlaşmak istedim. Babama faaliyetlerimize varlık yönetim şirketini de ekleyelim dedim. Türkiye’deki dalgalanmalar nedeniyle olmadı. Babamla ortak karar aldık ve ben şahsi çabamla bu alanda uzmanlaşıp kendi portföyümü kurmayı, ardından da kendi şirketimi kurup aile şirketlerine eklemeyi hedef olarak belirledim. Bu hedefin ilk aşamayı gerçekleştirdim. Şimdi ikinci aşamadayım” cevabını aldım.

Türk yatırımcılar gelişmekte olan pazarlardaki ürünlere yöneldi

Türkiye’de de her zaman yatırım fırsatları olduğunu da kaydeden Abdo, şöyle devam ediyor: “Türkiye’de şirketimiz adına beklediğimden daha iyi bir geri bildirim aldık. Bu şekilde devam etmesini umuyorum. Dünya piyasalarını iyi anlayan herkes Türkiye’de de her zaman yatırım fırsatları olduğunu bilir. Örneğin Türkiye, 2008 krizi ve şu an içinde bulunduğumuz 2020-2021 krizine şanslı bir şekilde girdi. ABD piyasalarındaki ortalama hisse senedi getirileri yıllık ortalama enflasyonla baş başa veya biraz altında kalınca, yatırımcılar yüksek getirili yatırımlar için daha riskli olarak algılanan gelişmekte olan pazarlara yöneldi. Özellikle de Türk özel sektör tahvil piyasası pozitif anlamda etkilendi. Devletler kriz zamanında kendi vatandaşlarına yardımcı olmak için giderleri artırıyor ve karşılığında zamanla daha çok vergi alıyor ve sonrasında enflasyona müdahale için faiz politikalarını güncelliyor. Faizler artınca sabit giderli ürünler genellikle ters yönlü hareket eder. Ve en riskli sabit gelirli ürünlerden şartlı dönüştürülebilir tahvil (Contingent convertable–Coco bono) normalde yılda yüzde 7-8 getiri sağlarken birdenbire özellikle geçtiğimiz sene yüzde 4 gibi bir yıllık getiri taahhüt etti. Bunun da sebebi şu: ABD piyasalarındaki ortalama hisse senedi getirileri yıllık ortalama enflasyonla baş başa veya biraz altında kalınca yatırımcılar CoCo bonolarına yüksek talepte bulundu ve CoCo Bono ihraççıları yüksek talep karşısında bono faizlerini azalttılar. Dolayısıyla yatırımcı daha riskli pazarlara yöneldi. Çünkü finansal yatırımlarda genelde daha fazla risk daha fazla getiri beklentisi demektir. Ve Türk yatırımcılar gelişmekte olan pazarlardaki ürünlere yöneldi. Türkiye şanslıydı çünkü global yatırımcılar Türkiye’ye yatırım yaptı. Özellikle bu coğrafyada, gelişmekte olan özel sektör yelpazesi geniş bir ekonomiye sahip yegane ülkelerden bir tanesi. Mesela Arap ülkeleri, petrol haricinde çok da büyük bir ekonomiye sahip değiller. O yüzden biz de yatırımcının risk profiline göre çoğu zaman Türkiye piyasasına yer veriyoruz.”

Türk girişimcilerin Amerika’da kurduğu şirketlere yatırım imkanı sunuyor

Şirketin yönettiği 1 milyar dolarlık varlığı önümüzdeki 2 yıl içinde 1.5 katına çıkarmayı planladığını belirten Ömer Abdo, ekliyor: “Bizim toplu fiziki külçe altınları, pazar fiyatından daha düşük bir fiyata satın alabilecek kabiliyetlerimiz de mevcut. Erişimi zor olan, daha halka arzı olmamış özel şirket hisselerine satın almaya olanak sağlayan imkanlar da sunuyoruz. Aslında Türkiye’de çok tanınmayan ama Türk girişimcilerin başlattığı Amerika’daki şirketlerle Türk yatırımcılarımıza yatırım yapma ve yatırımları likide etme seçenekleri de sunuyoruz. Dolayısıyla Türkiye’de çok duyulmayan ya da konvansiyonel yatırımların dışında yatırım fırsatlarını değerlendiriyoruz. Keza birkaç hafta önce Art Basel iki senenin ardından çok yoğun bir şekilde başladı. Yatırımcılarımızı Art Basel’e götürüp henüz listelenmemiş ama gelecek vadettiğini düşündüğümüz sanatçılarla tanıştırıp daha şimdiden arbitraj imkanı yüksek sanat eserleri almalarını tavsiye ettik.”

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar