140 milyar meselesi
Avrupa Birliği’nde (AB) “140 milyar euro” krizi yaşanıyor. AB Komisyonu, Rusya Merkez Bankası’nın Brüksel’de bulunan merkezi menkul kıymetler saklama kuruluşu Euroclear’da tutulan 140 milyar eurosunu Ukrayna’ya kredi olarak verilmesini önerdi.
AB devlet ve hükümet başkanlarının katıldıkları 'Liderler Zirvesi'nde Belçika Başbakanı Bart De Wever, “140 milyar euro meselesi”ne karşı çıktı. Rusya Merkez Bankası’nın dondurulmuş varlıklarını kullanarak Ukrayna’ya 140 milyar euroluk kredi verilmesine yönelik AB Komisyonu’nun “iddialı planı” suya düştü.
Belçika Başbakanı De Wever, onayını vermesi karşılığında finansal risklerin “tam ortaklaştırılmasını” ve “tüm üye devletlerden kesin güvenceler sağlanması”nı istedi. Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın da karşı çıktığı planla ilgili Belçika, ayrıca diğer Avrupa ülkelerinde tutulan Rusya’ya ait devlet varlıklarının da ortak havuza eklenmesini talep etti.
Moskova’nın varlıklarını geri istemesi ve yaptırımların kaldırılması halinde Rusya’nın misilleme yapmasından endişelenen Belçika Başbakanı, “Eğer paramı alırsanız, işler ters giderse, bir hafta içinde 140 milyar euroyu ödemeye ne gücüm var ne de böyle bir isteğim. Bu kararı gerçekten isteyen, bunu hayata geçirmek isteyen herkes aynı zamanda garanti vermeye de hazır ve istekli olmalı ki işler ters giderse ya da bozulursa dayanışma sayesinde paranın gerçekten mevcut olacağını bilerek geceleri rahat uyuyabileyim. Bu soruya masada büyük bir coşkuyla yanıt verildiği söylenemez” dedi.
AB devlet ve hükümet başkanları, AB Komisyonu’na 2026 ve 2027 yıllarında Ukrayna’nın mali ve askeri ihtiyaçlarını karşılamak için en kısa sürede bir seçenekler listesi sunmasını istedi. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, “Derinlemesine incelenmesi gereken konular var. Nasıl yapılacağı, nasıl mümkün kılınacağı ve ilerlemek için en iyi seçeneğin ne olacağı konusunda çalışmamız gerekiyor” açıklaması yaptı.
Belçika’nın itirazı nedeniyle yeni oluşan plana göre Euroclear, Rus varlıklarından elde edilen nakit bakiyeleri AB Komisyonu’na aktaracak. AB Komisyonu bu parayı kullanarak Ukrayna’ya 140 milyar euro kredi çıkaracak. Kredi aşamalı şekilde, belirli koşullara bağlı olarak ödenecek. Ukrayna’dan krediyi ancak Rusya’nın verdiği zararı tazmin etmeyi kabul ettikten sonra geri ödemesi istenecek. Ardından AB Komisyonu, Euroclear’a geri ödeme yapacak, Euroclear da Rusya’ya ödeyecek.
Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz önümüzdeki aralık ayında yapılacak bir sonraki Liderler Zirvesi’nde “nihai kararın alınmasını umut ettikleri”ni açıkladılar.
Ancak yarı demokratik üçüncü dünya ülkelerinde görülebilecek olan, bir kişinin veya kurumun mallarına -bu durumda Rusya Merkez Bankası’nın dondurulmuş varlıkları- el konulup başka birine ya da kuruma aktarılması artık gelişmiş demokrasilerde de mümkün olduğunu görüyoruz.
Hukukun üstünlüğü
Hukukun üstünlüğü ilkesi, yüzyıllar öncesine dayanan köklü bir geçmişe sahip. İngiliz Magna Carta, bu ilkenin ilk örneklerinden biridir. Günümüzde ilke, evrensel insan hakları belgelerinde ve birçok ülkenin anayasasında yer alır.
Hukukun üstünlüğü ilkesi, devletin ve vatandaşların tüm eylemlerinin yasalara tabi olması gerektiğini savunan bir prensiptir. Bu ilke, hiçbir kişi veya kurumun yasa önünde ayrıcalıklı olmamasını, yasaların herkese eşit uygulanmasını ve keyfi yönetimin engellenmesini sağlar. Temel hak ve özgürlükleri koruyarak adil bir toplum için gerekli bir şarttır.
Mülkiyet hakkı kutsallığı
Mülkiyet hakkının kutsallığı, bu hakkın keyfi olarak kısıtlanamayacağı, devlet ve diğer bireyler tarafından dokunulmaz olduğu fikrini ifade eden bir kavramdır.
Uluslararası insan hakları sözleşmeleriyle korunan temel bir insan haklarından biri olan mülkiyet hakkı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarıyla da güvence altına alınır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) Ek 1 No’lu Protokol mülkiyetin korunmasına ilişkin hükümler içerir ve bu hükümler Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında da yer alır.
Dünyada “temel insan hakları”, “hukukun üstünlüğü” ve “mülkiyet hakkı kutsallığı” hususunda en hassas ve saygı gösteren AB ülkelerinin böyle bir tutum sergilemesi, bütün dünyada yeni bir aşamaya geçildiğinin de bir göstergesi aslında…