10 °C
Açıl SEZEN
Açıl SEZEN Dünyanın Parası acil.sezen@gmail.com

2019’da özel sektörde maaş zamları ne kadar olacak?

Bir yandan ekonomideki soğuma, diğer taraftan yüksek enflasyon alışık olduğumuz bir ortam değil.

Stagflasyon beklentisinin zirve yaptığı ortam, beraberinde çok ciddi iki sorunu getiriyor.

Birincisi, işsizliğin ne noktaya kadar ulaşabileceği.

İkincisi ise ücret artışlarının nasıl ve ne kadar olacağı.

Kariyer.net’in organizasyonunda, 30’a yakın büyük işverenin insan kaynakları direktörleriyle bir araya gelme şansım oldu.

Buradan aldığım izlenimleri, yol gösterici olması için sizlerle de paylaşmak istiyorum.

Öncelikle, büyük işverenlerin önemli bir bölümü işten çıkarma yapmadan evvel biraz bekleyip ülkedeki soğumanın düzeyini görmek istiyor. Öncelikleri, varolan istihdamı korumak.

Dün gelen işsizlik rakamları da, bu görüşleri teyit eder nitelikte.

Nisan ayında başlayan soğumanın istihdam üzerindeki etkisi sürüyor.

Kur şokunun etkisi, Ağustos ayını gördüğümüz %11.1’lik işsizlik rakamlarına dahil değil..

Burada beklenti maalesef %13’lere yaklaşacak bir işsizlik rakamı göreceğimiz yönünde.

Ücret artışları konusuna gelince.

Öncelikle bakılan unsur, asgari ücretin ne olacağı.

Zira asgari ücret sadece 5.5 milyon asgari ücretliyi değil, ücretler genel düzeyini de doğrudan etkiliyor.

Maaşı 2.000 lira olan bir kişi, asgari ücret 1.600 liradan 2.000 liraya yaklaştığında maaşında benzer oranda yükseliş bekliyor.

Peryön, her yıl olduğu gibi maaş zam ortalamasını içeren bir anket çalışması yaptı.

100’ün üzerinde şirketle yapılan bu anketin sonuçlarına bakacak olursak, ortalama ücret zammı beklentisi %16.

Ortalamada bu rakam, %25’lik enflasyonun oldukça altında kalıyor.

Ama önceki yıllardaki araştırmalara bakıldığında, 2017 yılında bütçelenen maaş artışı %9.6, gerçekleşen oran %11.2 olmuş. 2018 yılı için ise %8-9 arasında bütçelenen artışlar %10.8 olarak gerçekleşmiş.

Yani %16 denilse de, ortalama maaş artışının bunun 1-2 puan kadar üzerine çıkması mümkün.

Maaş artış bütçesi sınırlı olan işletmeler ise, başta performans primi olmak üzere bazı yan ödemeleri geliştirerek çalışanlara katkı sağlamaya çalışacak gibi görünüyor.

Bir önemli sorun daha var.

O da asgari ücret düzeyindeki yükseliş, her ücret kademesine aynı oranda yansıyamıyor. Ücret yükseldikçe, ücret artış oranı düşüyor. Bu nedenle, en düşük ücret alan kesim ile o düzeyin şef ya da yöneticileri arasındaki maaş makası son 3 yıldır kapanıyor.
İnsan kaynakları yöneticileri, bundan kaynaklanan mutsuzluğu nasıl çözebileceklerini ölçmeye çalışıyor.

Asgari ücret, 2015 Aralık ayında TL iken, bu yılki enflasyon artışıyla birlikte, büyük olasılıkla 1.950-2.000 TL arasında bir yere yükselecek. Ancak, asgari ücret ikiye katlanırken, asgari ücretlinin mutluluğu elbette ikiye katlanmış olamıyor.

Zira aynı dönemde kümülatif TÜFE artış oranı %48. Yani asgari ücretliye bir miktar refah aralığı sağlanmış olsa da, refah payının yarısı enflasyona kurban gitmiş oluyor.

Yine Peryön araştırmasının 2016 yılındaki verilerine bakarsak, o sene de %9’luk bir bütçeleme olduğunu görüyoruz.

Dolayısıyla, kümülatif baktığımızda, asgari ücretlilerde artış oranı 3 yılda %95 iken, ortalama çalışan maaş artışlarına baktığımızda bu oranın %34’lerde kaldığını görüyoruz.

Bu demek ki, asgari ücretli bir miktar refah payı elde etse de orta kademe çalışanların geliri enflasyon karşısında neredeyse 15 puan ezilmiş.

Asgari ücretle bu düzey arasındaki makasın kapanması, çalışan mutsuzluğunu daha da artırıyor.

Şirket yöneticilerini çok zorlu bir dönem bekliyor.

İşten çıkarma yaparak maaş artışını yüksek tutmak mı..

İşten çıkarma yapmadan düşük maaş zammı ile devam etmek mi...

Kırk satır mı, kırk satır mı...

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap