2021: Makroekonomi denizinde marka iletişimi

Serbest Kürsü
Serbest Kürsü

Emine ÇUBUKÇU - CEO, Ogilvy Istanbul

Türkiye ve dünya ekonomisi 2021’de nasıl olacak? Takvim nasıl işleyecek? Markalar, paydaşları, onların değişen ihtiyaçları ve talepleri ile nerede buluşacak? Gibi sorularla yeni yıla başladık. Çok dillendirmesek de işi marka iletişimi stratejisi olanların bir gözü hep makroekonomik eğilimlerdedir. Büyük resimdeki değişiklikler, marka ekosisteminin paydaşlarına ve özellikle tüketicilere dair iç görüler kadar önemlidir. Yaratılacak yeni hikâyeler de bunların başarısı da bu iki kanaldan akan bilgilerle, analiz ve hayal gücünüzle yakından ilişkilidir.

Peki, makroekonomide nasıl bir yıl bizi bekliyor? Görünen o ki gelişmiş ekonomilerde en geç 2. çeyrek sonuna kadar toplu bağışıklık seviyesine ulaşılacak. Uzmanlar virüste kapsamlı bir mutasyon olursa bile aşılardan bazılarının kolaylıkla yeniden düzenlenebileceğini söylüyor. Türkiye’nin salgın ile mücadelede ve aşıyı uygulamada göstereceği başarı da hem sağlık hem de ekonomi tarafında iyileşmemizi hızlandıracak.

Ülkemizin en büyük ticaret ortağı Avrupa Birliği (AB). Avrupa’da PMI endeksi son dönemde toparlanma yönünde karışık sinyal veriyor. Özellikle yılın ilk 6 ayında Avrupa’da bazı sektörlerde ticari aktivitenin zayıf geçme ihtimali var. Durum böyle olunca ülkemizin iç ve dış pazara hitap eden markalarının satış ve karlılık hedeflerini mevcut dinamiklere göre takvimlendirmesi; iletişimini de buna göre yapması gerekiyor.

Küresel çıktı açığı büyük. Bu nedenle gıda ve emtia fiyatlarındaki artışın 2021’de de sürmesi bekleniyor. ABD ve AB merkez bankaları 2021 sonuna kadar enflasyonun kendi coğrafyalarında bir sorun olmasını öngörmüyor. Ne yazık ki enflasyon, ülkemiz için hala önemli bir tehdit. Girdi maliyetleri artarken fiyat istikrarını sağlamak hiç de kolay değil. Markalar bu ortamda, fiyat politikaları, paketleme alternatifleri ve farklı ihtiyaçlara cevap verecek kampanyaları ile piyasa dinamiklerine yanıt üretmeye, rekabette bir adım öne çıkmaya çalışacaklar.

Küresel ekonominin 2021’de %4 ile %6 bandında büyüyebileceği tahmin ediliyor. Ülkemizde de ekonominin %3,5-%4,5 arasında büyüyeceği öngörülüyor. İlk çeyrek inşaat ve hizmet sektörleri için ne yazık ki kolay olmayabilir. Turizm gelirlerimizin ise üçüncü çeyrekte toparlanması bekleniyor. Her şey yolunda giderse, 2021’in son çeyreğinde en düşük enflasyon ve faiz oranlarını görebiliriz. Bu da piyasaların bu dönemde çok daha canlı olması demek.

Mevduat maliyetlerinin yüksek seyretmesi öngörülen yılın ilk çeyreğinde bankaların işi ise muhtemelen hiç kolay olmayacak. Diğer taraftan, bankacılık sektörüyle ilgili tüketiciler lehine son derece pozitif gelişmeler de var. Türkiye “açık bankacılığa” geçiyor. Artık IBAN numarası yerine T.C. kimlik numarası kullanılacak. EFT 24 saat yapılabilecek. Teknolojinin ve kamunun yeni yaptığı düzenlemeler sayesinde, dünyanın en çağdaş, en tüketici dostu finansal hizmetlerinin sunulduğu ülkelerinden biriyiz. Hem özel hem de kamu bankalarımızın bu alandaki başarıları uluslararası alanda da birer örnek.

Sürdürülebilir bir başarı, elbette öğrendiklerimizden ders çıkartabildiğimizde mümkün oluyor. Pandemi sürecinde yaşadıklarımız kuşkusuz hepimize yeni şeyler öğretti-öğretmeye devam ediyor. Bugün salgına dair çözüm yolları giderek çok daha belirginleşirken, insanlığa ve yerküreyi paylaştığımız canlılara asıl tehdidin iklim değişikliğinden kaynaklanacağı netleşiyor. Kuraklık kapımızı çalarken, bunun gelecek on yılda neye benzeyeceğini görmek için bugünün Avustralya’sı en iyi örnek.  

Fırtınalar, aşırı yağışlar, kuraklık, canlı türlerinin hızla tükenmesi ve salgın hastalıklar ile iklim değişikliğinin yarattığı tablo giderek ağırlaşıyor. ABD ve AB’de “yeşil ekonomi” dönüşümünü tetikleyen duyarlılık dalga dalga dünyaya yayılıyor. Karbon salımı yüksek kaynaklar hızla terk ediliyor. Sıfır karbon salım hedefi markalara rehberlik ediyor. Teknolojik gelişmeler, çevreci, sürdürülebilir ve daha büyük bir değer yaratma yarışında, duyarlı ülkeleri rekabette ayrıştırıyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun son araştırması, sürdürülebilir-çevreci bir ekonominin gereklerini yerine getirenler için gelecekteki fırsatların sınırsız olduğunu haber veriyor.

Ekonomik, sosyal, kültürel ve çevresel pek çok faktör tarih boyunca tüketici davranışlarını değiştirdi. Gezegenimizi paylaştığımız milyarlarca insanın zaman içinde vereceği tepkilerle şekillenecek bir dünya 2021’de de bizi bekliyor. Evet, 2020’de yaşananlar bir bakıma yer kürenin kutuplarının değişmesi gibi bir etkiye yol açtı. Makroekonomi ve iklim değişikliğinin tetiklediği bu büyük değişim ile tüketici iç görüsünü kendine pusula yapan, anlık takip edebilen markalar, hatta bu işi yapay zekâ kullanarak yapabilenler, geçmişte olduğu gibi belirsizliklerde kaybolmayacak, rakipleri karşısında farklılaşacak; paydaşlarının taleplerini de en üst memnuniyet derecesiyle karşılayabilecekler.

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar