2021’de yapılacak her türlü vergi artışı vatandaşın da ekonominin de nefesini keser!

Serbest Kürsü
Serbest Kürsü

Nazmi KARYAĞDI - E. Gelir İdaresi Strateji Geliştirme Daire Bşk. / Yeni Ekonomi Danışmanlık AŞ. kurucu ortağı

Geçtiğimiz hafta sonu elektronik posta kutularında vergi kanunları değişiklik taslağı dolaştı, durdu. Ardından da bir takım gazetelerde ve internet sitelerinde bu taslak hakkında değerlendirmeler ve yorumlar yapıldı.

İşin ilginci, yorumlayanı çok olan bu taslağın bir sahibi yoktu. Ortalıkta dolaşan iddialar, bu taslağın Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca (Gelir İdaresi), uluslararası dört büyük denetim firmasının katkısıyla Vergi Konseyi’nce hazırlandığı yönündeydi. Dürüstçe ifade etmek gerekirse; hangi amaçla ve kimler tarafından hazırlanmış olursa olsun, Koronavirüs salgınının ve onun olumsuz etkilerinin yanısıra 2016 darbe teşebbüsünden bu yana ağırlaşan ekonomik sorunların olduğu bir iklimde herhangi bir vergi artışına gitmek çok doğru bir taktik olmayacaktır. Böylesi bir durum zaten solunum zorluğu çeken ekonomiyi nefessiz bırakmak anlamına gelecektir. 26 Şubat’ta İtalya’nın başkanlığında çevrimiçi toplantı ile bir araya gelen G20 Maliye Bakanları ve Merkez Bankası başkanları, COVID-19 salgını nedeniyle uygulanmakta olan destek önlemlerinin geri çekilmesinden kaçınılması gerektiği konusunda ortak karar aldılar.

Tüm dünya destek önlemlerinin devamından söz ederken, bizim çeşitli vergiler getirerek hane halkını, esnafı, girişimciyi zorlamak gibi bir yola gitmemizin doğru bir maliye politikası olmayacağını düşünüyorum.

Tüketim vergilerinde (KDV, ÖTV, ÖİV…) yapılabilecek olası bir artış geliri düşen, enflasyon karşısında alım gücü zayıflayan hane halkını daha da zor durumda bırakacaktır. Yoksulluğun ve geçim sıkıntısının artmasına neden olacaktır.

Öte yandan gelir vergisinde, kurumlar vergisinde, kâr dağıtımı stopajında veya diğer stopajlarda yapılabilecek herhangi bir artış iş dünyasını, ekonomiyi ve özellikle de KOBİ’leri ve hizmet sektörünü ya tamamen bitirecek ya da toparlanmasını daha uzun bir zamana yayacaktır.

Bir önceki yıl (2019) elde ettiği kârın %75’lik kısmını, getirilen kâr dağıtım yasağı nedeniyle elde edemeyen yabancı yatırımcılar, bu yıl getirilecek ek vergilerle de bir kez daha sıkıştırılmış olacaktır. Elbette ki bu uygulamalar Türkiye’nin yatırım iklimi açısından uzaklaşması anlamına gelecektir.

İflaslar ya da icralar başlayacaktır

Öte yandan 2020’de şirketlerin, hane halkının borçlarının arttığı bir dönem yaşadık. Azalan gelirlere rağmen 2021’de artabilecek vergiler nedeniyle borç ödeme performansları da olumsuz etkilenecektir. İflaslar ya da icralar başlayacaktır.

Bir diğer konu ise; 2021 yılı bütçesi yürürlüğe gireli henüz 2 ay olmuşken vergi artışlarına gidilmesi halinde bütçenin gelir, gider ve açık öngörülerinin, borçlanma planlarının tartışmalı hale gelmesidir.

Sözün özü; piyasaya kimler tarafından ve ne amaçla verildiği belli olmayan ancak Türkiye’nin dışarıdan doğrudan yabancı yatırımları çekmesini engelleyen, yurt içindeki girişimcilerin ekonomik iyileşmelerini geciktiren ya da ortadan kaldıran, hane halkının yaşam koşullarını daha da zorlaştıran vergi artışlarından Türkiye bu yıl uzak durmalıdır.

Bu yıl, merkezi yönetim bütçesinde uygulanabilecek stratejinin; toplumsal ve ekonomik destekleri artırarak, yatırım bütçesinden, kamu kurumlarının cari harcamalarından ve KÖİ projelerine ait ödemelerden yapılacak kısıntı ve tenzilatlar olması gerektiğini düşünüyorum.

Bu çerçevede kimse tarafından sahiplenilmeyen ve gerçek olmadığını umut ettiğimiz yeni vergi artışı iddialarının birer iddia olarak kalmasının ekonomimizin içinden geçtiği süreç açısından daha sağlıklı olacağına inanıyorum.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Vergide reform şart! 19 Nisan 2021