2025’in kazananı Xi ve Çin oldu

Çin’in dünya ekonomisinde ulaştığı yer bir zamanların Amerika’sına eşdeğer hale geldi. Belli ki Trump’ın koyduğu gümrük engelleri Çin’i durduramıyor. Dünyada jeopolitik, finansal, ekonomik ve yapay zekâ yatırımları konusunda o kadar çok risk var ki bunlardan herhangi birisinde işlerin ters gitmesi halinde Çin ekonomisinin tek dayanağı olan ihracat fena yara alacak.

2025’e Trump ve ABD ile baş­ladık; Xi ve Çin ile bitirdik. Biz çenemizi Trump’ın gümrük vergilerinin ne ölçüde işe yara­yacağına yorarken Çin ihracatını artırmaya devam etti. Geçen ay Çin’in 11 aylık dış ticaret fazla­sı 1 trilyon dolar sınırını geçerek bir dünya rekoru kırdı. (Dünyada GSYH’sı 1 trilyon doları geçen sa­dece 19 ülke var.) Tahminlere gö­re yıllık tutar küresel GSYH’nın yüzde 1’ini aşabilir. Daha önce sadece ABD, 2. Dünya Savaşı sı­rasında bu oranda bir fazla elde etmişti. Çin’in dünya ekonomi­sinde ulaştığı yer bir zamanla­rın Amerika’sına eşdeğer ha­le geldi.

Belli ki Trump’ın koydu­ğu gümrük engelleri Çin’i durduramıyor. Çin’in ABD’ye ihracatı yavaşla­sa da AB ve küresel güney ülkelerine ihracatı hız­la artıyor. Trump 2025 Ulusal Güvenlik Strate­jisin’de Çin’in yoksul ül­kelere ihracatının 2000- 2004 arasında dört kat art­tığından ve ABD pazarına bu ülkeler üzerinden ulaştığın­dan yakınıyor. Mesele her ül­kede olduğu gibi Amerika’da da vatandaşın Çin’in ucuz üretimini talep ediyor olması.

‘Çin malı’ndan ‘Çin’de tasarlanmıştır’a

Çin’in ihracat artışını artık yüksek teknoloji sürüklüyor. Çin, gelişmiş yarı iletken teknoloji­sinde Nvidia gibi ABD şirketle­rinin gerisinde kalmaya devam etse de otomobiller, ev aletleri ve tıbbi cihazlar gibi çeşitli ürünler­de kullanılan çiplerin üretimin­de hızla mesafe alıyor. Çin’in yarı iletken ihracatı ilk 11 ayda yüzde 24,7 artmış.

2025 sona ererken Xİ’nin bir başka zaferi de Nvidia'nın Çin'e çip satışında uygulanan kısıtla­malarda Trump yönetiminin es­nemeye gitmesi oldu. Böylece Çin yapay zekâ ekosistemi için ihtiyaç duyduğu kritik teknoloji­ye erişebilecek.

Çin, elektrikli araçlar, robotik, gemi inşası, yenilenebilir enerji, ilaç geliştirme, biyoteknoloji gibi alanlarda da ya dünya lideri ya da olmak üzere.

Ayrıca Çin artık lüksün de önemli bir merkezi. Louis Vuit­ton’un the Louis isimli devasa bir gemi formundaki şaşırtıcı lüks alışveriş merkezi bunun bir kanıtı.

Çin gurme gıda da dünya lider­liğine oynuyor. Önceleri Avrupa ve ABD gruplarının hakim oldu­ğu havyar üretiminde Çin küre­sel üretimin en az yarısına sahip. Diğer ürünlerde olduğu gibi bu­rada da daha düşük fiyat pazar payı artışı getiriyor.

Değişim bundan 10 yıl önce Çin hükümetinin açıkladığı “Ma­de in China 2025” programına dayanıyor. Bu program açıkladı­ğında Çin’in 10 yıl gibi kısa bir sü­rede ileri teknoloji alanlarında küresel lider olma hedefi Batı’da pek inandırıcı bulunmamıştı. Ni­hayetinde Çin, teknolojide tak­litçilik geleneği ile bilinirdi. Üni­versiteleri, Avrupa’nın ve Ameri­ka’nınkiler yanında pek de parlak değildi. Yüksek vasıflı çalışan açığı çekiyordu. Gücün tek elde toplandığı, siyasi özgürlüklerin kısıtlı olduğu, çoğulculuğun gö­zetim ve sosyal kredi sistemi gibi yöntemlerle baskılandığı bir or­tamda yenilikçiliğin gelişebilme­sine ve Çin’in ileri teknoloji üs­sü haline gelmesine ihtimal ve­rilmiyordu. Fakat böyle olmadı. 2025 Küresel İnovasyon Endek­si’ne göre Çin dünyanın en yeni­likçi 10 ekonomisinden biri.

Otoriter - devletçi kapitalizmin başarısı

Çin batının vadettiği demokra­si-piyasa ekonomisi reçetesinin tamamen dışında bir anlayışla, otoriter bir tek parti devleti al­tında, devlet kapitalizmi uygu­layarak bugün dünya ekonomi­si için çok belirleyici bir güç ha­line geldi. Kullandığınız ölçüye bağlı olarak Çin dünyanın en bü­yük (SAP GYSH) veya ABD’den sonra ikinci en büyük (cari GYSH) ekonomisi.

Dünya üretimindeki, özel­likle kritik teknolojilerde­ki hakimiyeti Çin’e isterse küresel tedarik zincirleri­ni bir anda kırabilecek bir güç sağlıyor. Bu da ciddi bir ekonomik güvenlik so­runu oluşturuyor.

Aslında bu çapta bir ti­caret fazlası Çin’in kendisi için de bir sorun. Dünyada jeopolitik, finansal, ekono­mik ve yapay zekâ yatırımları konusunda o kadar çok risk var ki bunlardan herhangi birisinde işlerin ters gitmesi halinde Çin ekonomisinin tek dayanağı olan ihracat fena yara alacak.

Diğer otoriter rejimlerden farklı olarak kurumsallaşmış bir yönetim yapısı, geleneği olan, li­yakat temelli büyük bir bürok­rasi, ekonomik performansa da­yalı bir meşruiyet ve rıza üretme mekanizması Çin’i bugünkü ko­numuna taşıyabildi. Buraya ka­dar çalışmış olan bu mekanizma­nın bundan sonrası için de çalı­şacak olmasının hiçbir garantisi yok. Çin’in yapısal sorunlarının doğurduğu riskler ve kısıtlar ayrı bir yazının konusu.

Yazara Ait Diğer Yazılar