2026 statik değil taktiksel olma yılı
Yapı Kredi Yatırım, 2026’da statik yatırım anlayışının yerini taktiksel zamanlama ve seçici pozisyonlanmaya bırakacağını öngörüyor. Küreselde geç döngü dinamikleri öne çıkarken, Türkiye’de dezenflasyon devam etse de sıkı finansal koşulların yatırım kararlarında belirleyici olmaya devam edeceği belirtiliyor.
Yapı Kredi Yatırım’a göre, bu yıl “tek bir pozisyon alıp taşımaktan” çok, taktiksel zamanlama ve seçiciliğin kazandıracağı; yani risklerin de fırsatların da daha dinamik yönetilmesi gereken bir dönem.
“Sis kalkıyor ama yol hala dar” başlıklı 2026 strateji raporuna göre, küreselde geç döngü dinamikleri belirginleşirken, Türkiye’de dezenflasyon devam etse de finansal koşulların bir süre daha sıkı kalacağı bir makro zemine giriliyor. Strateji raporunu hazırlayan Yapı Kredi Yatırım Baş Stratejisti Murat Berk, küresel tarafta 2026’ya güçlü bir risk iştahıyla başlanabileceğini, ancak yapının giderek kırılganlaşacağını düşünüyor.
Berk, “Böyle bir dönemde “neye yatırım yaptığınız” kadar “ne zaman yatırım yaptığınız” da kritik. Bölgesel tercihlerde de bu bakışla; Çin ve Avrupa’yı ABD’ye, gelişen piyasaları ise gelişmiş piyasalara göre görece daha cazip buluyoruz. ABD içinde de daha çok geniş endeksten ziyade, daha seçici alanlarda fırsatların öne çıkabileceğini değerlendiriyoruz” diye konuştu.
“2026’da tek bir enstrümanın tüm piyasayı domine etmesinden ziyade, tema bazlı ve seçici bir dağılımın öne çıkacağını düşünüyoruz” diyen Murat Berk, altına yönelik şunları söyledi: “Altın bizim için 2026’da da yapısal bir tema. Ama burada önemli nüans şu: Altını “tek yönlü, her seviyeden alınır” gibi değil; giriş noktalarında taktik davranılması gereken, sert geri çekilmelerin fırsata çevrilebileceği bir enstrüman olarak görüyoruz. Altının yanında 2026’nın bir diğer belirgin teması bakır.
Biz bakırı yapay zekâ bağlantılı altyapı yatırımları, elektrik şebekelerinin güçlendirilmesi ve yenilenebilir enerji dönüşümü gibi daha büyük bir hikâyenin kritik girdisi olarak değerlendiriyoruz. Bu nedenle 2026’da “emtia teması” konuşulacaksa, altın-bakır ikilisini birlikte düşünmek daha sağlıklı.”
Türkiye’de doğrusal boğa değil, seçici piyasa
Türkiye’de dezenflasyon sürecinin devam ettiğini, buna karşın finansal koşulların bir süre daha sıkı kalacağını öngören Berk, “Para politikasında kademeli ve veri odaklı normalleşme; büyüme kompozisyonunda ise iç talepten ziyade yatırım ve dış talebin daha fazla ağırlık kazanması temel çerçevemiz.
Kur tarafında oynaklığı sınırlayan, daha dengeli bir patika öne çıkıyor. Bununla birlikte, önceki dönemlerdeki kadar belirgin bir reel TL değerlenmesini artık temel senaryo olarak görmüyoruz; daha dengeli, makro çerçeveyle uyumlu bir kur dinamiği öngörüyoruz. Bu tablo Borsa İstanbul için de “doğrusal bir boğa piyasası”ndan çok, seçici hisse manevralarının öne çıkacağı bir yıl demek.
Endeks bazlı genellemeden ziyade şirket bazlı ayrışma bekliyoruz. Enflasyon muhasebesi etkileri zayıflarken reel ekonomik kârın daha belirleyici olması, düşük borçluluk / sağlam bilanço yapısının öneminin artması, döviz gelirinin sadece varlığı değil, nakit akışına dönüşen kalitesi öne çıkacak başlıklar olacak” diye konuştu.
2026’nın riskleri ve fırsatları
2026’nın riskleri ve fırsatlarını sorduğumuz Berk, küresel riskler tarafında “geç döngü kırılganlığı”nın belirleyici olacağını ifade ediyor. “Temel senaryo doların zayıflaması olsa bile, piyasada tek yönlü pozisyonlanma biriktiğinde beklenmedik dolar güçlenmesi kısa süreli ama etkili ters köşe hareketler yaratabilir” diyen Berk, Türkiye özelinde fırsatlar tarafında daha sağlam bir makro istikrar zemini görüyor.
Berk, “Türkiye’de riskler ise ağırlıkla enflasyon dinamiklerinde toplanıyor. Ayrıca beklentiler tam çıpalanmadan yapılabilecek erken/agresif parasal gevşeme, reel faiz tamponunu zayıflatıp makro istikrarı riske atabilir. Bir başka kritik risk de kalıcı yabancı girişlerinin sınırlı kalması; bu durumda piyasa hareketleri daha “taktiksel” ve dalgalı seyredebilir” dedi.
Kontrollü esneme yılın ikinci yarısında gündeme gelir
Murat Berk, 2026 için temel senaryoyu; dezenflasyonun kararlılıkla sürmesi, buna paralel para politikasında kademeli ve veri odaklı bir gevşeme ve kur tarafında istikrarın ön planda tutulması üzerine kurduklarını kaydetti.
Berk, bu anlamda makro ekonomik göstergelere ilişkin beklentileri özetledi: “TÜFE’nin çeyreksel patikada kademeli bir gerilemeyle yıl sonunda yüzde 23,6 seviyesine inmesini öngörüyoruz. Faiz tarafında ise dezenflasyondaki ilerlemeye paralel olarak TCMB’nin kademeli ve veri odaklı indirimlerle ilerleyeceğini; yılın önemli bölümünde reel faiz tamponunu pozitif tutmaya çalışacağını düşünüyoruz.
Bu çerçevede yıl sonunda politika faizinin yüzde 28,5 seviyesine gerilemesini bekliyoruz. Makro-ihtiyati tarafta da hızlı bir gevşeme beklemiyoruz. Kredi büyümesine ilişkin kısıtlar ve diğer önlemlerde sınırlı ve kontrollü bir esnemenin daha çok yılın ikinci yarısında gündeme gelmesini olası görüyoruz.
BIST tarafında seçici hisse hareketlerinin belirleyici olacağı bir yıl öngörüyoruz. Analiz kapsamımızdaki hedef fiyatlardan hesapla, endeks için yaklaşık yüzde 40 getiri potansiyeli görüyoruz. Altında yapısal olumlu görüşümüzü koruyoruz. Doların zayıflama eğilimi ve jeopolitik riskler destekleyici. 2026 içinde 4.600’ün üzerine çıkıp 5.000 seviyelerine yönelme potansiyelini not ediyoruz.”
Seçici pozisyon alınmalı
Yapı Kredi Yatırım Yatırım Stratejileri ve Hisse Senedi Araştırma Grup Müdürü Görkem Göker, bu yıla ilişkin beklentileri özetledi: “2026’ya aktif ve taktiksel konumlanma yılı olarak yaklaşmak en doğrusu. Fırsatlar ortaya çıkacaktır ancak bunların düzensiz ve kesintili olması muhtemel. Kârlılık görünürlüğü ve bilanço kalitesi güçlü sektör ve şirketlerde seçici pozisyonlanmayı tercih ediyoruz.
Yüksek borçluluğa sahip döngüsel şirketlerle tamamen yurt içi talebe bağlı ihtiyari tüketim şirketlerine ise yüksek reel faiz ortamında kırılgan kalmaya devam ettikleri için ihtiyatlı yaklaşıyoruz. Bununla birlikte, geniş tematik pozisyonlanmalardan ziyade hisse bazlı hikayeler üzerine odaklanılması gereken bir yılın bizi beklediği düşüncesineyiz.”