2026 yılına dair beklentilere devam
Geçtiğimiz hafta hatırlayacak olursanız, ülkemize dair beklentileri paylaşıp bu haftaya da global tarafa dair beklentileri bırakmıştık. Yazının sonunda da EUR/USD paritesinde 1.20 ve Brent petrol tarafında da 60-70 dolar varil bandının üzerine pek çıkmayacak bir öngörüden bahsetmiştik. Kaldığımız yerden devam edecek olursak, gelecek yıla dair belirleyici konulardan biri Fed Başkanı değişikliği. Uzun süreden beri satın alınan görüşe paralel olarak ABD Başkanı Trump görev süresi gelecek yıl dolacak olan Jerome Powell yerine kendi görüşlerine daha yakın bir ismi atayacak. Yeni başkandan faiz politikasını kendisiyle istişare etmesini beklediğini de açıkça dile getiriyor. Yani Fed kredibilitesi ciddi şekilde tehdit altında. Yeni başkanın şu an öngörülmeyen miktarda faiz indirimine gitme ihtimali fazla. EUR/USD paritesinde kısmi yükseliş beklentisi büyük ölçüde ECB tarafından artık faiz indirimi gelmeyeceği ve aradaki faiz farkının dolar aleyhine azalacağı tahminine dayanıyor.
Fon akımlarını belirleyecek
Global fon akımlarını belirleyecek önemli bir gelişme de ABD’de yapay zeka ilintili yüksek teknoloji üreten şirketlerin yarattığı trendin devam edip etmeyeceği. Burada kısa soluklu kalsa da, yaşanan düzeltmeler ile beraber sağlıklı bir görünümün korunduğunu söylemek mümkün. Özellikle Çin tarafından çok daha düşük maliyetler ile benzer işlerin kotarılması riski başta muhteşem yedili olmak üzere Nasdaq endeksindeki önde gelen şirketleri diken üstünde tutuyor. Deepseek ve Manus gibi örnekler gelecek yıl da gündeme gelerek mini realizasyonları tetikleyebilir, ancak derinlik ve işleyiş olarak ABD piyasalarının rakipsiz kaldığı gerçeği değişmeyecek. Bu durum da, fon akımlarının gelişmekte olan ülke piyasalara yönelimini sınırlayacaktır. Yani özetlemek gerekirse ABD’de kısa vadeli faizlerin düşüşü enflasyon beklentilerinden kopuk bir şekilde ilerlerse ABD tahvil getiri eğrisinin özellikle uzun kısmı yukarıda kalabilir ve endekslerdeki pozisyonların korunması da toplamda büyük değişiklikler yaşanmayacağı anlamına gelir.
Avrupa’da modun korunması zor
Avrupa piyasalarında genel olarak 2025 yılında geçerli olan modun korunması oldukça zor. Savunma sanayi harcamalarında artış beklentisi ile oluşan havanın devam etmeyeceği aşikar, ayrıca bölgedeki her ülkenin boğuştuğu göçmen sorunu, siyasi belirsizlikler, işsizlik ve bütçe açıkları gibi problemler artarak sürecek. Faiz artırım döngüsüne girme beklentisi ve Çin ile Tayvan üzerinden yaşadığı krizle gündeme gelen Japonya ön planda olmayı sürdürecek. Ekonomide büyümenin önünü tıkamayacak bir boyutta faiz artırımları gelebilir, ancak tahvil piyasasında kırılganlık yüksek, çoğunlukla önden satın alınsa da yine de tetikte olunmalı. Şubat ayında dördüncü yılını tamamlayacak olan Ukrayna-Rusya savaşında toprak paylaşımına dair kısa süreli bir çözüm kolay gözükmüyor, Ukrayna’nın bağımsız bir devlet olarak kalmayı sürdürmesi de, Rusya’nın savaşa kendini iten düşüncelerinden vazgeçmesi de mümkün değil. ABD desteği olmadan Avrupa’nın Ukrayna’nın ne kadar yanında olabileceği de ayrı bir muamma. Dolayısıyla yazıyı daha uzatmamak adına detaylarına çok girmek istemediğim Venezuela konusunun yanında, Ukrayna ve Tayvan üzerinden jeopolitik riskler gelecek yıl da bizlerle beraber olmaya devam edecek diyerek herkese iyi hafta sonları dileyelim.