21’inci yüzyılda dünyayı boğazlar ve koridorlar yönetiyor

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Hürmüz'den Malakka'ya, İstanbul'dan Arktik'e uzanan yeni küresel satranç tahtasında güç dengeleri yeniden kuruluyor. 21'inci yüzyılın en büyük jeopolitik mücadelesi aslında karalarda değil, deniz geçitlerinde yaşanıyor. Bu geçitler küresel ekonominin atardamarları. Ve bugün bu damarların tamamı baskı altında.

1941 yılında Winston Churc­hill şöyle demişti: İmparator­lukların kaderi bazen birkaç mil genişliğindeki su yollarında ya­zılır. Aradan geçen sürede tekno­loji değişti, ticaret değişti, küresel­leşme değişti. Ama dünyanın kade­ri hala boğazlarda yazılıyor. Tarih boyunca ticareti kontrol edenler zenginleşti, ticaret yollarını kont­rol edenler ise güç sahibi oldu.

Bugün yaşadığımız jeopolitik ge­rilimlerin önemli bir bölümü de­niz yollarını, boğazları ve stratejik geçitleri kontrol etme mücadelesi.

19’uncu yüzyılda İngiliz İmpa­ratorluğu'nun gücü donanma­sından geliyordu. 20’nci yüzyıl­da ABD aynı modeli daha büyük ölçekte uyguladı. Ancak bugün dünya yeni bir kırılmanın içinde. Artık İkinci Dünya Savaşı son­rasında dünya üretiminin yakla­şık yüzde 50’sini gerçekleştiren ABD bugün yüzde 20’ler seviyesi­ne gerilemiş durumda. Buna kar­şılık Çin, dünyanın en büyük üre­tim merkezi haline geldi. Daha da önemlisi, bugün dünyanın en bü­yük deniz ticaret filosunun Çin'e ait olduğu söyleniyor. ABD ile Çin arasında giderek sertleşen reka­betin temelinde yalnızca teknolo­ji veya ticaret savaşları değil, de­niz ticaret yollarının kontrolü de bulunuyor.

Küresel ticaretin yaklaşık yüz­de 80'i hacim olarak deniz yolu ile gerçekleşiyor. Bir başka ifadey­le; market rafındaki kahveden cep telefonuna, sofradaki buğdaydan traktördeki mazota kadar hemen her şey önce bir gemiye biniyor. Bu nedenle deniz yolları kesildiğin­de yalnızca ticaret değil, yaşam bi­çimleri de değişiyor.

Türk Boğazları: Karadeniz'in dünyaya açılan kapısı

İstanbul ve Çanakkale Boğazla­rı, dünyanın en stratejik geçitle­rinden biri olmaya devam ediyor. Karadeniz'i Akdeniz'e bağlayan bu koridor; Rusya, Ukrayna, Ro­manya, Bulgaristan ve Gürcistan için dünya pazarlarına açılan tek deniz çıkışı. Özellikle Rusya-Uk­rayna savaşı sırasında tahıl kori­doru diplomasisinin merkezin­de yer alan Türkiye, yalnızca bir transit ülke değil, aynı zamanda küresel gıda güvenliğinin önemli aktörlerinden biri olduğunu gös­terdi. Artık dünya tahıl ticareti Türkiyesiz konuşulamıyor.

Cebelitarık: Akdeniz'in kilidi

Akdeniz'e giren ya da çıkan her ticari gemi Cebelitarık'tan geçmek zorunda. İspanya ile Fas arasın­da bulunan ve İngiltere'nin kont­rolündeki bu dar geçit, Roma'dan Osmanlı'ya, Napolyon'dan İngiliz İmparatorluğu'na kadar tüm bü­yük güçlerin ilgisini çekmiştir.

Bugün Avrupa-Afrika ticareti­nin en önemli düğüm noktaların­dan biri olmaya devam etmektedir. Karadeniz'den çıkan tahıl, Akde­niz'deki konteyner ticareti ve Av­rupa'nın enerji akışları açısından kritik önemdedir.

Süveyş Kanali: Küreselleşmenin omurgası

Süveyş Kanalı, Avrupa ile Asya arasındaki en kısa deniz bağlantı­sını sağlar. Mısır ekonomisinin en büyük döviz kaynaklarından bi­ri olarak tamamen Mısır’ın yöne­timindedir. Ve dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 12'si bu kanaldan geçmektedir.

2021 yılında Süveyş Kanalı'nda karaya oturan Ever Given gemi­si altı günlük tıkanıklık nedeniyle 400 milyar dolarlık küresel ticareti etkiledi. Sadece bir gemi sıkışmış­tı. Ama aslında sıkışan dünya eko­nomisiydi.

Kamuoyu Hürmüz kadar ko­nuşmasa da Kızıldeniz'i Hint Ok­yanusuna ve Aden Körfezi'ne bağ­layan ve Süveyş Kanalı'nın güney kapısı durumunda olan Babülmen­dep Boğazı son yılların en stratejik noktalarından biri haline geldi.

Bugün Yemen'deki çatışmalar ve İran destekli Husilerin saldırıla­rı nedeniyle küresel ticaret için en riskli bölgelerden biri haline gel­miştir.

Birçok denizcilik şirketi bu hat­tan geçmek yerine Afrika'nın gü­neyinden dolaşmak zorunda kalı­yor. Bu, daha uzun rota, daha fazla yakıt, daha yüksek maliyet ve da­ha pahalı gıda anlamına geliyor. Bu nedenle Babülmendep yalnızca as­keri değil, ekonomik bir kriz nok­tasıdır.

Hürmüz: Dünyanın enerji musluğu

Bugün dünyanın en kritik boğa­zı; İran, Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri arasında yer alan stra­tejik bir su geçidi olan Hürmüz Bo­ğazı’dır. Dünya petrolünün yak­laşık beşte biri bu dar koridordan geçmektedir. Burası Basra Körfe­zi'ni Umman Körfezi'ne ve Arap Denizi'ne bağlar.

ABD-İsrail-İran geriliminin son dönemde yeniden yükselme­si, yatırımcıların gözünü yeniden Hürmüz'e çevirdi. Çünkü Hürmüz artık yalnızca petrol demek de­ğil. Petrol fiyatlarının yükselmesi; gübre maliyetlerini, nakliye gide­rini artıyor, tarımsal üretimi pa­halandırıyor ve gıda enflasyonunu hızlandırıyor.

Bugün Ege'deki bir zeytin üreti­cisi ile Brezilya'daki bir soya üreti­cisi aynı sorunu konuşuyor: Ener­ji maliyetleri. Bu nedenle Hür­müz'de yaşanan her kriz aslında dünyanın gıda güvenliğini de teh­dit ediyor.

Malakka: Çin'in nefes borusu

Hint Okyanusu ile Pasifik'i birbirine bağlayan Malakka Bo­ğazı, dünyanın en yoğun ticaret koridorlarından biridir. Günde yaklaşık 20 milyon varilden faz­la petrol bu rotadan geçiyor. Çin, Japonya, Güney Kore ve Tayvan gibi Asya devlerinin enerji gü­venliği büyük ölçüde Malakka'ya bağlıdır. Bu nedenle Pekin yöne­timi uzun yıllardır Malakka İki­lemi olarak adlandırılan strate­jik bir kaygı taşımaktadır. Çünkü bu boğazın kapanması, Çin eko­nomisinin nefessiz kalması an­lamına gelebilir. Belki de son yir­mi yılda Çin'in Kuşak ve Yol Pro­jesi'ne milyarlarca dolar yatırım yapmasının temel sebeplerinden biri de budur.

Panama Kanalı dünya ticareti­nin yaklaşık yüzde 5'ini taşımak­tadır. Tarafsızlık Anlaşması ge­reği kanalın güvenliği ve işletimi Panama'nın elindedir. Son yıllar­da iklim değişikliği ve kuraklık nedeniyle kanalın su seviyeleri düşüyor ve gemi geçişleri sınır­landırılıyor. İlk kez dünya ticare­ti şu gerçekle yüzleşti; sadece sa­vaşlar değil, iklim de ticaret yol­larını kapatabiliyor.

Danimarka Boğazları: Baltık'ın kapısı

Oresund, Büyük Kuşak ve Kü­çük Kuşak geçitlerinden oluşan Danimarka Boğazları Baltık De­nizi'ni Kuzey Denizi'ne bağlar.

İsveç, Finlandiya, Polonya ve Baltık ülkelerinin dış ticaretinin büyük bölümü bu koridorlardan geçmektedir. Ayrıca Rusya'nın Baltık limanları da bu çıkışa ba­ğımlıdır. NATO-Rusya gerili­minin arttığı günümüzde bu bo­ğazların stratejik önemi yeniden yükselmiştir.

Danimarka Boğazı: Arktik'in gizli kapısı

Grönland ile İzlanda arasın­daki Danimarka Boğazı, kamu­oyunda çok az bilinse de NATO ve Rusya açısından büyük önem taşıyor. Arktik Okyanusu'ndan Atlantik'e açılan en kritik geçit­lerden biri. Buzulların erimesiy­le Kuzey Deniz yolunun daha da aktif hale gelmesiyle birlikte bu bölgenin jeostratejik önemi daha da artıyor.

Bering Boğazı: Geleceğin Hürmüz'ü olabilir mi?

Rusya ile ABD'nin birbirine en yakın olduğu nokta Bering Boğa­zı'dır. Bugün nispeten sakin gö­rünse de Arktik ticaretinin bü­yümesiyle birlikte bu bölgenin önemi hızla artıyor. Kuzey deniz yolunun daha da aktif hale gelme­siyle Bering Boğazı önümüzdeki süreçte çok konuşulacak gibi gö­züküyor. Boğazın ortasından hem uluslararası tarih hattı hem de iki süper gücün sınırı geçiyor. Bu ne­denle gelecekte sadece ticaretin değil, yeni güç mücadelesinin de merkezlerinden biri olabilir.

Kuzey deniz yolu: Yeni Süveyş mi?

Belki de geleceğin en büyük hikâyesi burada yazılıyor. Küre­sel ısınma nedeniyle Arktik bu­zulları hızla eriyor. Bunun sonu­cu olarak Rusya kıyıları boyunca uzanan Kuzey Deniz Yolu gide­rek daha erişilebilir hale geliyor. Rusya'nın geliştirdiği nükleer buzkıran filosu da bu stratejinin bir parçası.

Şanghay'dan Rotterdam'a gi­den hat Süveyş yerine Kuzey De­niz Yolu kullandığında yaklaşık yüzde 30 daha kısa bir rota izleni­yor. Tarihte ilk kez bir deniz yolu Süveyş’i, Malakka’yı, Babülmen­dep’i kısmen de olsa bypass etme potansiyelinde. Eğer bu rota tam kapasite çalışmaya başlarsa dün­ya ticaret haritası yeniden çizile­bilir. Bu nedenle bugün Arktik'te yaşanan gelişmeler yalnızca çev­re meselesi değil. Aynı zamanda ekonomi meselesi.

Gıdanın yeni jeopolitiği

Bu boğazların tamamını ortak bir noktada buluşturan unsur ise gıda olarak öne çıkıyor. Enerji ol­madan ekonomi yavaşlar ancak gıda olmadan toplumlar istikrar­sızlaşır.

Eskiden daha çok petrolün geç­tiği bu koridorlardan bugün tahıl, gübre, bitkisel yağlar, yem ham­maddeleri, tarımsal emtialar ve su geçiyor. Bir boğazın kapanma­sı artık yalnızca enerji krizine de­ğil, gıda krizine de yol açabiliyor.

Karadeniz tahılı, Brezilya so­ya fasulyesi, Kanada kanolası, Avustralya buğdayı ve Ukrayna mısırı bu geçitlerden geçerek sof­ralara ulaşıyor. Bu nedenle artık boğazları kontrol eden yalnızca enerjiyi değil, gıdayı da kontrol ediyor. Artık limanlar şehirler­den daha önemli, lojistik koridor­lar sınır hatlarından daha değerli, boğazlar ise petrol sahalarından daha stratejik olabilir.

Belki de önümüzdeki dönemde devletlerin büyüklüğünden çok, hangi ticaret koridorunun üze­rinde bulunduğu konuşulacak. Artık güç yalnızca doğal kaynak­lara sahip olmak değil o kaynak­ları dünyaya ulaştırabilmek.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.153,31 1,01 %
Dolar 48,4323 0,00 %
Euro 56,3678 0,22 %
Euro/Dolar 1,1630 0,13 %
Altın (GR) 6.817,91 -0,55 %
Altın (ONS) 4.406,78 -0,52 %
Brent 95,9555 1,46 %