24,40 milyar dolarlık küresel “sürdürülebilirlik pazarı” fırsatlarla dolu, uzman olmayanlar rapor yazamayacak
2030’a kadar 41,6 milyar dolar olması öngörülüyor, hızlı büyüyen pazarın kendisinden çok danışmanlık kısmı büyüyor. Fact. MR’ye göre, “ESG& Sürdürülebilirlik Danışmanlığı pazarı 43 milyar düzeyinde, 2035’de 82 milyar dolar olması öngörülüyor.”
Sürdürülebilirlik raporu yazmaya 1,36 milyar dolar harcandı
Rapor yazmak başlı başına devasa bir ekonomi. 2033’e kadar 4,65 milyar dolar olması öngörülüyor. Avrupa Birliği, Corporate Sustainability Reporting Directive (CSRD), şirketlerin sürdürülebilirlik verilerini kapsamlı biçimde raporlamasını zorunlu hale getiriyor. Modern ekonomilerde, sera gazı emisyonu, su kullanımı, işçi hakları ve yönetişim gibi ESG unsurları, finansal performans, rekabet gücü ve ihracat potansiyeli ile iç içe girmiş durumda.
Sürdürülebilirlikte “işin özü değişti”
Sürdürülebilirlik artık şirketler için “iyi niyet belgesi” ya da “moda laf” olmaktan çıkıp rekabetin, finansmanın ve ihracatın merkezine oturan bir performans kriteri. Finansal göstergeler kadar çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) boyutları da artık yatırımcının, düzenleyicinin, tüketicilerin kriterleri arasında.
Sürdürülebilirlik karnen nasıl
Çok yakında etiketlerde şirketlerin sürdürülebilirlik notları, sosyal etki endeks raporu, çevresel etki raporu gibi ibareler göreceğiz. Kişiler için karbon kimliği yolda. Sadece karbon kimliği değil dünyada pek çok üniversite başvuru sahiplerinin sosyal etki kriterlerine bakıyor. Sokağa çöp atmamak, sigara içmemek, kitap okumak. Vaktiyle muteber insan algısı için yeterli olsa da günümüzde bambaşka kriterler aranıyor. “Dezavantajlı gruplar için ne yapılmış, yaşam maliyeti düşürülmüş mü” gibi onlarca soru ve sorunun cevabı sürdürülebilirlik karnelerinde.
Şirketlerin finansal sağlığı
Sürdürülebilirlik raporları, bir firmanın sadece finansal sağlığını değil, aynı zamanda geleceğe ne kadar hazır olduğunu, çevresel dayanıklılığını gösteren yeni bir performans karnesi işlevi görüyor.
Sürdürülebilirlik raporu olmayana ihracat yok
Avrupa Birliği ile iş yapmak istiyorsanız raporlama bir zorunluluk. Zorunluluk sadece üretim yapanları değil, tedarik zincirinde olan firmaları da kapsıyor. Sürdürülebilirlik Raporlarının, “Sürdürülebilirlik Uzmanı” lisansı olanlar tarafından hazırlanma zorunluluğu var. Her gün onlarca meslek yok olurken yenileri yeni yetkinliklerle yeni fırsatlarla geliyor.
Sürdürülebilirlik raporu olmayana kredi yok
Yatırımcılar, bankalar, fonlar ESG performansı iyi olan şirketlere finansman sağlıyor. Yeşil tahviller, sürdürülebilir finansman araçları üretiyor. Öğrencilerin karnesi burs alırken ne kadar önemliyse şirketlerin sürdürülebilirlik raporları da finansmana erişimde o denli önemli. AB, İngiltere, ABD başta olmak üzere birçok pazarda sürdürülebilirlik raporlaması ya da uyumlu tedarik zinciri şartları gündemde. Şartları sağlamayan şirketlerin pazar kaybetme riski var. Rapor hazırlamak sadece ihracat için gerekli değil. Şartlara uyum şirketlerin aynı zamanda, “enerji verimliliği, su kullanımı optimizasyonu, atık yönetimi gibi uygulamalarla uzun vadede maliyetlerini düşürüyor.
Yeşil yakalı kavramı resmileşti
Milyonlarca eğitimli genç işsiz için sürdürülebilirlik uzmanlığı eşsiz bir fırsat. İlgili raporlamaları yetkin bir şekilde yapabilmek için doğru ve akredite bir eğitim şart. KGK şu anda TÜRMOB SÜRGEM, TOBB MEYBEM, ERTA ve ANKON gibi 8 kurumu TSRS eğitimi vermeye yetkili kıldı. 1 Ekim 2025’te resmi gazetede yayınlanan usul ve esaslar çerçevesinde “yeşil yakalı personel kavramı” resmileşmiş oldu. KGK tarafından Sürdürülebilirlik Uzmanı lisansı alan kişiler artık resmi bir unvan kazanmış olacak.
Hazırlık eğitimi alanlar mesleki deneyim şartından muaf tutulacak
Bu arada edindiğim bilgiye göre ANKON Danışmanlık Aralık 2025’te açılacak olan KGK’nın Kurumsal Sürdürülebilirlik Uzmanlığı Lisanslama Sınavına hazırlık niteliğinde bir eğitim bir program hazırladı. Sınavı geçen herkes doğrudan lisans alamıyor, mesleki tecrübe şartı var. 60 saatlik eğitime katılanlar mesleki deneyim şartından muaf tutulup “sürdürülebilirlik uzmanı lisansı” alabiliyor.
ANKON Danışmanlık ve Ankara Sanayi Odası işbirliği ile düzenlenen, programın ilki 9 Ekim’de başladı. 6 Kasım’da ikincisi başlıyor.
Velhasıl, sürdürülebilirlik, yalnızca çevreye duyarlılıkla değil, geleceği yönetme becerisiyle de ölçülürken gençler için de yeni iş fırsatları doğuruyor. Yeni dönemde şirketler için asıl rekabet avantajı, finansal kârlılıkla çevresel sorumluluğu, büyümeyle sosyal adaleti aynı denklemde çözebilmekte.