29 Ekim tatil değildir, bayramdır

Dr. Hakan ÇINAR
Dr. Hakan ÇINAR SIRADIŞI hakan.cinar@mentorgumruk.com.tr

Kimileri senenin başında alır takvimi eline, başlar tatilleri tek tek işaretlemeye. Şu bayram üç gün, bu bayram dört gün ve hafta sonu ile birleşiyor, bu bayram hafta ortasına geliyor, tüh tüh, araya bir tatil sokulur mu acaba, iki gün izin mi alsam vs. vs. Aslında tatil diye adlandırdıklarımızın birer bayram olduğu göz ardı edilir çoğu zaman. Ama içlerinden bir tanesi var ki, onu tatil görmek ve gezi planları yapmak hep içimi acıtmıştır benim. O da 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’dır. Küçükken, evimiz Vatan Caddesi’ne neredeyse yirmi adımdı. İstanbul’da yaşayanlar bilir, hele ki buraları geçmiş dönemden hatırlayanlar. 29 Ekim’den önce gelinlik kız gibi hazırlanırdı cadde. Sabah saatlerinden itibaren törenler başlar, geceye kadar devam eder ve fener alayı ile son bulurdu. Hepimiz elimizde tüm gün Türk Bayrakları ile bu coşku dolu günü kutlar; her an iyi ki varsın Cumhuriyet naraları atardık. Bizler böyle büyüdük ve Cumhuriyet Bayramı’nın da Cumhuriyet’in de değerini bilerek bu günlere geldik. Hiç düşündünüz mü, neden sadece bu milli bayramımızın bir gün öncesinde de yarım günlük bir resmi tatil daha vardır diye. Tek sebebi kutlamalar bir gün önceden başlasın; Arefe günü toplar atılsın ve 1.5 gün sürsün diye. 29 Ekim’i, yani Cumhuriyet Bayramı’mızı şartlar her ne olursa olsun, bir anma gününün yanı sıra, Cumhuriyet’i anlama, değerini ve önemini yeni nesillere aktarma günü olarak da değerlendirmeliyiz. Bayram, bayram gibi yaşanır ise değerli ve kutsaldır. Eminim pek çoğumuz, dünyadaki örnek alınan en iyi eğitim modelinin Finlandiya’da olduğunu biliriz. Biliriz de Fin okullarında daha ilk okuldan itibaren kahramanlık hikâyelerinin nasıl ve kimin üzerinden anlatıldığını bilmeyiz. Finlandiya’da kahraman bir asker, halkını esaretten kurtaran cesur bir adam ve şahane bir başöğretmen olarak bir Türk anlatılırmış. O kişi Atatürk'müş…

Cumhuriyet’in 100 yaşına girmesine üç yıl kaldı. Mesele Cumhuriyet’in yaşından çok, ilelebet devam etmesinin sağlanması olsa gerek. Çalışmaları da, çabaları da bu yönde verebilmek, bizden sonraki nesillerin de Cumhuriyet’e ve demokrasiye inanan ve savunan nesiller olmasını sağlayabilmek her şeyden daha önemli. Ne yazık ki COVID-19 tedbirleri bu yıl bazı kısıtlamalara sebebiyet verse de, bayram ülkemizde pek çok noktada coşku ile kutlandı.

Şu bir gerçek ki, yaşanan pandemi süreci pek çok dengeyi alt üst etti ve etmeye de devam ediyor. Dünya çok karışık, ekonomik dengeler bozulmuş vaziyette. Örneğin Almanya’da, tiyatro, opera, konser ve spor salonları, sinema, eğlence alanları, yüzme havuzları hizmeti durdururken, restoran ve barlar kapalı kalacak. Fransa yeniden sokağa çıkma yasağı uygulamalarına başlayacak ve 1 Aralık’a kadar önlemleri sürdürecek. İtalya, İspanya gibi ülkeler zaten pek çok tedbiri uygulamaya aldılar bile. Yani, ana müşterimiz olan Avrupa ülkeleri yine kendisini kapatmaya, dolayısı ile küçülmeye hazırlanıyor. Bu da demektir ki, ihracatçılarımız da bu gelişmeleri göz önüne alarak hareket etmek ve pozisyon almak durumunda. Yaz ayları her şey çok daha normal gibi seyrederken, yeniden 2020’nin başlarına geri dönüyor olmamız endişe verici. Dünyada da manzara iç açıcı değil, ABD ve Asya borsalarında düşüşler artık sürekli hal almış durumda. Kapıda zor bir kış yine bizleri bekliyor.

Ülkemizdeki ekonomik dalgalanmalarda en büyük tepkiyi dövizdeki değişim veriyor. Hani strese girdiğinizde vücudunuzda bazen umulmadık yerlerde umulmadık tepkiler görürsünüz; uçuktur, sivilcedir, kızarıklıktır. İşte bizim ülkemizde de ekonominin en belirgin uçuğu, döviz kurları. Kontrolü en zor olan veya bizim en zor hale getirdiğimiz rasyomuz döviz kurları. İçeride TL ile hareket ediyoruz, ne olacak ki diyenlere, dış borçlarımızı ödeyebilmek için daha çok üretmek durumunda kaldığımızı, her döviz artışının TL’nin değer kaybı olduğunu ve fakirleşme anlamına geldiğini hatırlatırım. Doların 8.30, Euro’nun 9.78’i görmüş olması; daha da önemlisi, faiz artışı gelmedikçe bu yükselişin nerede duracağı merak edilme seviyesini geçti, önemli bir endişe halini aldı.

Cumhuriyet Bayramı’mız kutlu olsun…

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Böyle kapanmaz 13 Kasım 2020
Sesimi duyan var mı? 06 Kasım 2020
Yatırım gelir mi? 25 Eylül 2020
Nasıl toparlanır? 11 Eylül 2020