3’üncü büyük tarım alanına sahip Ankara’nın, enflasyona katkısı(!)…
Bugün mayıs ayı enflasyon rakamlarını göreceğiz… Enerji, navlun, hammadde maliyetlerinde yükseliş de olsa; yine, hak etmediğimiz bir enflasyon oranıyla yüzleşeceğiz…
***
Neden hak etmediğimiz?
Örneğin Başkent Ankara…
Ekilebilir arazi genişliği dikkate alındığında:
Şanlıurfa ve Konya›dan sonra üçüncü sırada…
***
Ve…
Tiftik keçisi başta olmak üzere küçükbaş hayvan yetiştiriciliği potansiyeli olarak dünya sıralamasında…
***
Ama…
Ankara’da ki yerel kasaplarda dahi, etin kilogram fiyatı ortalaması, son zamlarla, 20 doları aşmakta…
(Dünyada, kilogramını 3-4 dolar maliyetle üreten işletme örnekleri var…)
* * *
12-13 milyon dekarlık ekilebilir araziye sahip olmak:
Başta buğday olmak üzere mevcut koşullarda “yüksek verimle” üretilebilen arpa, yulaf, mısır, şeker pancarı, ayçiçeği ve yem bitkilerinde (yonca, fiğ) üretimin, 8-10 kat artırılabileceği anlamı da taşıyor…
Nohut, mercimek, kuru fasulye, elma, vişne, kiraz, üzüm gibi değerli tarım ürünlerinde de, üretimi aynı oranlarda artırma potansiyeli anlamına da geliyor…
Ama???...
VELHASIL
Ankara:
21 üniversitede, 400 bine yakın üniversite öğrencisi…
Dünyanın neresinde olursa olsun:
Bu sayıda üniversite ve öğrencisine sahip kentler, sanayinin/tarımın/teknolojinin geliştiği, “üretim merkezi” kentler olarak nitelendirildi/ nitelendiriliyor…
***
Ankara mı?
“Memur/öğrenci şehri”, “tüketimin merkezi” vasfını korumayı başardı!!!
***
Ankara, sadece bir örnek…
Meyve ve sebze üretimi için, ekilebilir alanın, yalnızca yüzde 5’lik kısmını (onun da tam verimle değil) kullanma tercihimiz de;
Taşıma maliyeti bahanesiyle, kaba yemi çürümeye bırakma tercihimiz de;
Tarımsal sanayinin gelişememesi, yüzlerce “dünya markası” yaratılabilecekken birkaç markayla sınırlı kalma tercihimiz de;
Onlarca benzer tercih ve önceliklendiremediklerimiz de;
Bugün, “Düşük çıktı!” diye sevineceğimiz, ama dünya ülkelerine göre “çok çok yüksek” olan enflasyon oranlarının nedenini, açık bir şekilde ortaya koyuyor…