5G altyapısını ekonomik kaldıraç olarak kullanmak

Kerem Özdemir
Kerem Özdemir KEREM İLE İŞİN ASLI elfkerem@gmail.com

Günümüzde kalkınmanın ve rekabet gücüne sahip olmanın, kalabalık olmanın ve ucuza insan çalıştırmanın dışında dinamikleri oluşuyor. Makine öğrenmesi ile desteklenen otomasyonun robotik süreç otomasyonu (RPA) olarak katma değeri olmayan işleri robotlara aktarması ve çalışanların daha insani noktalarda görev almasını sağlaması, en basit ve anlaşılır örnek. Diğer alanlarda inovasyon, teknoloji ve mevzuat üçgeninin uyumsuzluğu nedeniyle bu kadar net bir örnek bulup çıkarmak o kadar da kolay değil. Sistemler uçtan uca çözüme dönüşemiyor. Her şey var ama bunları birleştirip bir kalkınma aracı yapamıyoruz.

Nasreddin Hoca kulağıma, “Un, şeker ve yağ varsa bunlar niye helva yapmıyor” diye fısıldıyor. Hoca’ya, “Kazan öldü ya” diye yanıt veriyorum. O da bana, “Siz hâlâ kazanın doğurduğuna mı inanıyorsunuz” diyor. Nasreddin Hoca’yı uğurluyorum çünkü, bu fıkrasal tartışmanın sonunun gelmesi mümkün değil. Türkiye’de bildiğim, birisi ölünce helvanın döküldüğüdür. O zaman kazan da bulunup elbirliğiyle helva hazırlanır ve dağıtılır. 5G, önceki telekom altyapılarının helvasını dökmek için kazanı hazırlamış bekliyor. Zamanlama, bizim ülke olarak ne kadar akıllı olduğumuza bağlı.

Teknolojik dönüşüm, muazzam inovasyon gücü ile gerçekleşmiyor. Kuş kondurma yöntemiyle geliştirilen çözümler dillere pelesenk olsa da, uygulamada işin ekonomisi ve uygulama gücü belirleyici faktör. İnsanların ve ülkelerin ne yapacağını bilip uygun boydaki kazanı yaratmaları gerekiyor. Bu zamanla gereken birikimi yaratarak sizi daha ileri taşıyacak ekonomik güce ulaşmanızı da sağlayabiliyor.

2000’lerin başlarında müşteri ilişkileri yönetimi (CRM), herkesi etkileyen bir kavramdı. Bununla birlikte CRM projelerinde başarısızlık oranı yüzde 88-92 bandında geziyordu. Başarısızlık tablosu, şirketlerin işlerinin yapısına ve özellikle para kazanma dinamiklerine hakim olmadıklarını gösteriyordu. CRM, kendi başına bu şirketleri kurtarmak için yeterli olmadı ve dönüşümü yakalayamayan şirketler tutunamama ya da değerinin önemli bölümünü yitirme sonucu ile karşı karşıya kaldı. Kalanlar daha güçlü olarak yollarına devam ediyor. Bugün WhatsApp üzerinden müşterilerine hizmet vermek, müşteri etkileşim merkezlerinde botlar ve yapay zeka ile 7/24 sorun çözmek, omni-channel üzerinden müşteriyi her kanalda tanıyarak yüksek kaliteli servis sunmak ve müşteriye özel teklif hazırlamak gibi konuları sıradanlaştırmış durumda. Bugüne gelebilen şirketlerin bu başarısında rol oynayan bu evrimleşme gücü ya da uyum artık kendi başına ebedi bir rekabet aracı değil. Başka yerlere bakmak gerekiyor.

5G rekabet avantajına giden yolu açacak

5G, artık hepimizin bildiği gibi, yüksek hız, yüksek kapasite ve düşük gecikme ile tanımlanan bir iletişim altyapısı. Aynı derecede vurgulanmayan boyutu ise, üzerindeki cihazların sürekli güncel olmasını ve güncel veriye sahip olmasının sağlanması. Bunun değerini Türk iş dünyası çok iyi bilmek durumunda. Yıllar önce SAP için düzenlediğim VIP toplantıda, kurumsal kaynak planlamasına (ERP) geçişi konuşurken, sektörün duayenlerinden biri, karar alamama probleminden bahsetmişti. Holdingin strateji toplantısında iş, rakamaları konuşmaya geldiğinde grup şirketleri ile holdingin rakamları birbirini tutmadığından konsolide rakamlar oluşturulana kadar karar sürecini ertelemek nadir rastlanmayan bir durum oluşturuyormuş. ERP çözümleri, bu sorunu üç aylık dönemlerde karar alabilecek düzeyde güvenli veri ile desteklemeyi başarmış.

SAP’nin kurucusu ve Başkanı Hasso Plattner yine yıllar önce ABD’de S4/HANA’nın demosunu yaparken Colgate’in Brezilya’daki cirosunun düşmesini gerçek zamanlı analiz etti. Sunucu üzerindeki anlık veri tablolarına tıklayan Plattner, firmanın yerel para birimi cinsinden satışlarının değişmediğini ancak Brezilya’nın ülke para birimi para etmediği için euro cinsinden gelirin yerlerde süründüğünü gösterip ekranı kapattı. Daha önce farklı departmanlardan araştırma raporları istenip konu üzerine raporlar yazılırken iş birkaç tıklamayla bitti. Bu, günümüzün ölçütlerinde sürdürülebilir rekabet aracıdır. Eşyanın interneti (IoT), makine öğrenmesi, uç veya sınır bilişim ile buna eşlik eden analitik, 5G ile birlikte bu gücü sunucular ile veri merkezlerinden alıp sokağa çıkaracaktır.

Radikal politika şart

Tabii, bu geçiş benim anlattığım bu mantık doğrultusunda olmayacak. 3G ve 4.5G geçişlerinde olduğu gibi kamu otoritesi, frekans ihalesinde en yüksek geliri elde etme niyeti ile hareket edecek. Farklı vergi kalemlerinin yerine yenileri yaratılarak bu yeni normalde “güvence” aranacak. Ülkenin parası yurtdışına gitmesin denilecek, yerli ve milli 5G yapalım, KOBİ’lerimiz bu alandan gelir elde etsin denilecek ve böylece daha da gecikilecek. Sonra 2G’den 3G’ye geçişte 2G ekipman ve bakım maliyetinin şirketleri ezmesiyle paldır küldür 3G ihalesi yapmakta olduğu gibi, ülke birden coşacak.

Bu senaryonun maliyetini biz SMS olayında yaşadık. Karakter seti belirlenirken harcırah çıkarmayıp toplantılara yetkili göndermeyen Türkiye, Türkçe karakter sorununu yarattı. “Büyük ve Güçlü Türkiye” yazmak iki SMS ediyordu ve bu bedeli seve seve ödüyorduk. Sonra bu sorunu çözdük diye ortaya çıkan kahramanlarımız oldu. Bugün mesajlaşma uygulamaları ve sosyal medya olanakları sayesinde bu bedeli ödemiyoruz. Rahmetli babamın “kuyruğu etrafında dönmek” tabirini kullandığı bu kısır döngüyü ele almaya bir sonraki yazımda, sosyal medya yasa tasarısı ile devam edeceğim.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar