821 raylim ralod!

Alaattin AKTAŞ
Alaattin AKTAŞ EKO ANALİZ ala.aktas@gmail.com

128 milyar soruları bitmiyor, yapılan her açıklama yeni sorular doğuruyor:

✔ Merkez Bankası dövizi niye kendisi satmadı da Hazine'yi kullandı?

✔ Yabancıya döviz temin etme garantisi mevzuata ne zaman girdi?

✔ Döviz arzı artırılınca satış ucuza yapılmış olmadı mı?

✔ Vatandaşın dövize yönelmesinde sorumlu kim?

✔ Bu uygulama çok yerinde ve doğruysa niye sona erdirildi?

Hani birileri pek rahatsız oluyor ya bundan, biz de en azından başlıkta görüp rahatsızlıkları depreşmesin diye böyle yazdık.

Konu 128 milyar dolar.

Yani 821 raylim ralod!

Önce inkar, sonra kabullenme, ardından "Bu bizim görevimiz, satmak zorundaydık" şeklinde bir savunma, en sonunda da "Satmasaydık piyasa ne olurdu biliyor musunuz, bu dövizi satarak ülkeyi kurtardık" diyerek üste çıkma...

Şimdilik o noktadayız, bakalım yakında yeni gerekçeler duyar mıyız...

Bu konuyla ilgili hala yanıtını tam alamadığımız birkaç soru var:

Niye Hazine aracı edildi?

Merkez Bankası’nın döviz satarak ya da alarak piyasaya girmesinin önünde bir engel yok. Hem zaten Merkez Bankası bunu daha önce de yaptı. Bir dönem döviz alım satım ihaleleri, bir dönem de doğrudan alım satım müdahaleleriyle piyasaya girildi; ama bugünkü düzeyin çok çok altında tutarlarla. Peki Merkez Bankası satışı bu kez niye kendisi yapmadı da Hazine üstünden dolanıldı?

Rahip krizinden sonra yüzde 24’e çıkarılan faiz 2019’un ortasından itibaren aşağıya çekilmeye başlanmış. O dönemki gidişat çok iyi; 2019 yılına yüzde 24 faizle girilmiş, yıl yüzde 12 faizle kapatılmış ama kurda neredeyse hiç hareket yok. Demek ki neymiş, faiz düşünce kur artmıyormuş!

Ve yine 2019 başında yüzde 20’lerde olan yıllık fiyat artışı, yıl sonunda yüzde 12’ye inmiş, hatta yıl içinde bir ara baz etkisiyle de olsa tek hane bile görülmüş.

Bütün bu gelişmelerin kendiliğinden gerçekleştiği düşünülsün diye mi Hazine kullanıldı?

“Bakın faiz düşürülüyor, dövize de müdahale edilmiyor ve kurda artış yaşanmıyor” dedirtmek için m

Yabancıya döviz sağlama garantimiz mi var?

128 milyar dolardan yararlananlar arasındaki bir kesim çok önemli. Resmi açıklamalara göre 128 milyarın 31 milyar doları, başka hesaplamalara göre en az 50 milyar doları Türkiye'den çıkmak isteyen yabancılara gitti. Hani şu "Dış güçler, dış güçler" diyorduk ya, meğer ucuz dövizden onlar da yararlanmış.

Aslında yararlanmış demek de pek doğru sayılmaz ya... Çünkü Merkez Bankası Başkanı "Yabancı Türkiye gelirken döviz getirmiş, onu rezerve eklemişiz, çıkacağı zaman da piyasada döviz bulamazsa bunun bir şekilde karşılanması gerekir" demedi mi...

Merkez Bankası görev tanımına yabancılara çıkışlarında döviz sağlamak ne zaman eklendi? Artık Türkiye'den çıkan yabancılara döviz temin etmek gibi bir zorunluluğumuz mu var?

Döviz, sonuçta ucuza satılmış olmadı mı?

128 milyar dolar yaklaşık 20 ayda satıldı. Detay bilmediğimiz için 20 ayı tahminen söylüyoruz. Yani her ay ortalama olarak 6 milyar doların biraz üstünde satış yapıldı. Bölelim 6 milyarı 20 işgününe, her gün için yaklaşık 320 milyon dolar satılmış demektir.

Günlük 320 milyon dolar ortalama satışı gösteriyor. Bazı günler belki hiç satış yapılmadı, bazı günler birkaç milyar dolarlık satış gerçekleşti, bilmiyoruz. Köşemizde 22 Nisan'da piyasadaki döviz arz-talep dengesinin bu satış yüzünden arz artırılarak bozulduğunu, bu yüzden de satışın gerçekte düşük kurdan yapıldığını belirtmiştik. Bu görüşümüzü aynen koruyoruz. O gün verdiğimiz örneği tekrarlayalım:

"Geçen yıl herhangi bir gün... Varsayalım o gün 1 milyar dolarlık satış yapılması kararlaştırıldı. (Bir ek yapalım, bu kararı kimin verdiğini bilmiyoruz ve kararı veren "Dövizi ucuza satın" demiyor, dikkat! Fiyat oluşum mekanizması buna yol açıyor.)Dolar bir gün önce 6.50'den kapanmış. Talep güçlü; vatandaş döviz almak istiyor, yabancı Türkiye'yi terk etme peşinde... Herkes "Döviz daha da pahalanmadan nasıl alabilirim" diye uğraşıyor. O gün döviz almayı düşünenler 6.60'a, hatta 6.70'e razı, bu fiyattan döviz alacak. Ama o da ne; sihirli bir el döviz havuzunun kapağını açıyor ve bir anda döviz bollaşıyor. Kolay mı, piyasaya 1 milyar dolar sürülüyor. 6.70'lik kura bile razı olanlar, bu 1 milyar dolar sayesinde 6.50'de kalan, hatta gün içinde bir ara daha da aşağı düşen dövizi kapışıyor.

Şimdi söyleyin! O günün hakkı 6.60-6.70 ise ve dolar 6.50'de tutulmuş ise ve o 6.50'lik kurdan satılan döviz Merkez Bankası'nın dövizi ise ucuza satış yapıldığını söylemenin neresi yanlış!"

Vatandaş niye döviz aldı?

Dövizin bir kısmı için adeta "Bir cepten diğer cebe girdi, sonuçta vatandaş aldı" deniliyor. Kastedilen döviz tevdiat hesaplarındaki artış.

İyi de hiç kimsenin aklına gelmiyor mu vatandaşın niye döviz aldığı. Vatandaş, sakın bu dönem faizi düşük tuttuğumuz için dövize yönelmiş olmasın.

Şimdi de "Ters dolarizasyon gerçekleşsin, dövizden TL'ye geçilsin" diye uğraşıp duruyoruz.

Döviz satışına niye son verildi?

"Döviz satarak müdahalede bulunulmasa kur nerelere giderdi kim bilir" deniliyor ya, bu görüşün çok doğru bir yaklaşım olduğunu kabul ederek soralım:

"Bu protokol 2017'den beri var olduğuna ve Hazine aracılığıyla döviz satmanın önünde engel bulunmadığına göre Rahip krizinin yaşandığı 2018 sonbaharında dolar 8.50'ye ulaşmasına niye göz yumuldu, niye satış yapılarak bu engellenmedi? Bu yolla satışın 2019 başında başlamasında o yılki yerel seçim öncesi kurun ve enflasyonun yükselmesini önleme çabası mı yatıyordu?"

Devam edelim sormaya:

"Madem bu satış çok yerinde, işe yarıyor ve herhangi bir sakınca taşımıyor. Kasımdan bu yana döviz satışına gidilmediği resmen açıklandığına göre daha önce mi yanlış yapılmıştı, yoksa bu satış kesildiği için şimdi mi yanlış yapılıyor?

Ve ABD Başkanı'nın 1915 olaylarını Ermeni soykırımı olarak tanımlamasından sonra dövizde bir yükseliş yaşanırsa yeniden satışa başlanacak mı?"

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar