9 Mayıs Avrupa gününde düşündüğüm…

Osman AROLAT
Osman AROLAT AROLAT'tan osman.arolat@dunya.com

9 Mayıs Avrupa gününde iki konuyu düşündüm. Biri Ukrayna Rusya savaşı nedeniyle barışın önemi, diğeri 1959’dan beri kapısında beklediğimiz Avrupa Birliği tam üyeliği.

9 Mayıs Rusya’da Nazi Almanya’sının Dünya savaşında yenilgiyi kabul ettiği zafer günü olarak kutlandı. 9 Mayıs’ın bir başka önemi ise 1950 yılının 9 Mayıs günü, 72 yıl önce Fransız Dışişleri Bakanı Robert Schuman’ın yayınladığı, Avrupa’da kalıcı barışı ve birlikteliği öneren bildirinin yayın tarihi olmasıydı. 1985 yılında 9 Mayıs Avrupa Günü olarak kutlanmaya başlandı. Bizim ülkemizde de kutlanıyor.

Avrupa Günü nedeniyle iki alanda düşündüm ve yapılması gerekenler olduğuna inandım.

Bunlardan biri, dünyada sürmekte olan Ukrayna/Rusya savaşının son bulması ve en kısa zamanda barışın tesis edilmesi. Buna dünyadaki silah tüccarları dışında herkesin ihtiyacı ve isteği var. Bilinmelidir ki, “En kötü barış anlaşması bile taraflar için savaştan daha yararlıdır”. Barış üretime, istihdama, büyümeye, refaha dostluklara yol açar. Savaş ise ölümlere, yıkımlara, üretememeye ve çatışmalara/ayrışmalara neden olur.

Bana göre bu nedenle yaşanan savaşın sürmesini isteyenler, silah tüccarları ve onlarla işbirliği ile iktidarlarını sürdüreceklerini umanlardır.

Avrupa günü nedeniyle ikinci hatırladığım konu 1959 yılından bu yana Avrupa’nın birçok kurumunda yer almamıza ve birlikteliğimize karşın tam üyelik girişimimizin sonuçsuz kalması ve Avrupa Birliği üyeliğimize kapının hala kapanıyor olmasıdır.

Bunda Avrupa’nın olduğu kadar, bizim de suçumuz ve eksikliğimiz vardır. Son Kavala olayı sırasında yaşadığımız hukuksal sorunlar ve demokrasi eksikliklerimiz, haksızlıklar içererek bize kapının kapanmasına neden olmuştur/olmaktadır…

Peki, bu durumda neler yapmamız gerek?

Öncelikle her zeminde barıştan yana, ona destek verecek adımları atmalıyız. Mustafa Kemal’in, ”Yurtta Barış Dünyada Barış” ilkesi, içeride ve dışarı da vazgeçilmez “amasız/fakatsız” ilkemiz olmalıdır.

Yurt içinde siyasilerimiz empati ile birbirlerine yaklaşıp, ülkenin sorunlarına çözüm üretme yarışına girmelidirler.

Asırlardır yüzü batıya dönük bir ülke olarak, Avrupa Birliği içinde yer almak için bize önerilen demokratik/hukuk normlarına tamamen uymak için atmamız gereken adımları art arda bahaneler uydurmadan atmalıyız.

Evet, 9 Mayıs Avrupa Günü’nde benim düşündüklerim barış içinde ülkem ve barış içinde bir dünya için çalışmak.

GÜNÜN SÖZÜ:

MÜSİAD’ın “Türkiye’nin Gücü ödülleri”nde ‘Basının Gücü’ ödülünü gazetemiz DÜNYA adına Hakan Güldağ’ın almasına sevindim.

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Torba yasada neler yok ki? 30 Haziran 2022
Cezayir 60 yaşında 27 Haziran 2022
Gündemde bir gezinti… 23 Haziran 2022