AB-Hindistan STA’sının Türk iş dünyasına etkileri
AB ve Hindistan 2 milyar insanı kapsayan bir serbest ticaret anlaşması için müzakereleri sonuçlandırdı. Bu anlaşma her iki tarafın da bugüne kadar sonuçlandırdığı en büyük Serbest Ticaret Anlaşması’nı (STA) oluşturuyor.
ABD ile ilişkileri giderek bozulan AB için dünyanın dördüncü büyük ekonomisi olan Hindistan ile ilişkilerin çok boyutlu (ticaret ve savunma) olarak geliştirilmesi jeostratejik ve jeopolitik dengeler açısından büyük önem taşıyor.
Anlaşmayla AB, otomotiv, kimyasal maddeler, şarap gibi ürünlerde Hint pazarında önemli avantajlar sağlarken Hindistan da tekstil, deri, ilaç ve çelik ürünlerinde yeni gümrük düzenlemelerinden fayda sağlayacak.
Ancak bu durum Türkiye için son on yılın en büyük dış ticaret risklerinden birini doğurdu. Gümrük Birliği kapsamındaki Türkiye, bu anlaşmanın bir tarafı olmasa da, sonuçlarını iş dünyasında ve ihracat rakamlarında en derinden hissedecek ilk aktör konumunda.
Gümrük Birliği’nin "asimetrik" kıskacı
Yıllardır dile getirdiğimiz ancak revizyonu noktasında yol alamadığımız Gümrük Birliği (GB) mekanizması, bugün en büyük yumuşak karnımız haline gelmiş durumda. AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı her yeni STA, Türkiye için "tek taraflı kapı açılması" anlamına geliyor. Hindistan örneğinde bu durum, tam bir açmaz yaratıyor: Hint ürünleri Türkiye pazarına sıfır vergiyle girebilme imkânı elde ederken, Türk ihracatçısı Hindistan’ın korumacı duvarlarına ve yüksek gümrük tarifelerine çarpmaya devam edecek. Hindistan’ın Türkiye ile ayrı bir STA imzalama konusundaki iştahsızlığı, bu asimetrik yapının doğal bir sonucu.
Tekstilde "Kırmızı Hat"
Sektörel bazda baktığımızda, ilk ve en sert darbeyi tekstil ve hazır giyim sektörünün alacağı aşikâr. Türkiye’nin AB pazarındaki payı, coğrafi yakınlık ve hızlı üretim kabiliyeti üzerine kuruluydu. Ancak Hindistan’ın pamuk gibi ham maddelere doğrudan erişimi ve devasa ölçek ekonomisi, gümrük vergilerinin de sıfırlanmasıyla birleşince, fiyat rekabetinde elimizi kolumuzu bağlayacaktır. Bu sadece bir pazar kaybı değil, aynı zamanda Anadolu’daki yüzlerce KOBİ’nin üretim bantlarının durması riskini taşıyor.
Endüstriyel üretim ve "Çin-Hindistan" presi
Makina, metal ve otomotiv yan sanayiinde ise durum biraz daha farklı seyrediyor. Burada OEM (Orijinal Ekipman Üreticisi) bağları ve yerleşik tedarik zincirleri bizi bir süre daha koruyabilir. Ancak Avrupa otomotiv sanayisinin, Çin’in düşük maliyetli elektrikli araçları karşısında yaşadığı kan kaybı, asıl büyük tehlike. Avrupalı ana sanayi üreticileri zayıfladıkça, Türk yan sanayisi de doğal bir pazar daralmasıyla karşı karşıya kalacak. Üstelik Hindistan’ın bu alandaki teknolojik atılımı, uzun vadede "sadık tedarikçi" avantajımızı da ortadan kaldırabilir.
Enerji denklemi ve petrokimya
Ukrayna-Rusya savaşı sonrası jeopolitik bir "takas merkezi" haline gelen Hindistan, Rus petrolünü işleyerek Avrupa’ya petrokimya ve rafineri ürünü ihraç eden ana aktörlerden biri oldu. AB ile imzalanan STA, Hindistan’ın petrokimya ürünlerindeki rekabet gücünü perçinleyecektir. Bu durum, Türkiye’nin Avrupa’ya yönelik petrokimya ihracatında ciddi bir marj daralmasına ve pazar kaybına yol açabilir.
Trump ve "Ticaret Sapması" faktörü
Küresel denkleme ABD’yi de dahil etmek gerek. Trump’ın Hindistan’a uyguladığı gümrük vergileri, Hintli üreticileri yeni pazar arayışına itmişti. AB-Hindistan STA’sı, bu "ticaret sapması" için mükemmel bir kanal oluşturuyor. ABD’ye gidemeyen Hint mallarının Avrupa’ya akması, Türkiye’nin en büyük pazarında benzeri görülmemiş bir arz fazlası ve fiyat baskısı yaratacaktır.
Gümrük Birliği revizyonu bir zorunluluktur
Ticaret savaşlarının kızıştığı ve korumacılığın "yeni normal" olduğu bu dönemde, Türkiye’nin 1995 model bir Gümrük Birliği yapısıyla yoluna devam etmesi sürdürülebilir değildir. Mevcut durum, Türk sanayicisinin rekabet gücünü azaltan ekonomik bir yüke dönüşmüştür. Eğer GB revize edilmez ve Hindistan gibi devlerle eş zamanlı STA süreçleri işletilemezse, Türk ihracatçısı Avrupa pazarında sadece Hintli veya Çinli rakipleriyle değil, aynı zamanda oyun kurallarıyla da savaşmak zorunda kalacaktır. Üstelik içeride de işler gittikçe zorlaşırken.