AB politikaları sonrası Çinli otomotiv markalarında yeni dönem

Çinli otomotiv üreticilerinin otomotiv eko­sistemindeki stratejilerini değiştirmeleri tüm küresel otomotiv ekosistemini son 25 yıl­da köklü bir değişime iterken, hibrit ve elekt­rikli araçlar artık Çin’in otomobil ihracatının en hızlı büyüyen ürünleri oldu.

Çinli otomobil üreticileri, elektrikli araç­larla AB’nin gümrük tarifeleri ve 2035 kar­bon sıfır hedefinde yaşanan değişiklik son­rası stratejilerini yeniden şekillendiriyor. Bu yeni dönemde markalar, yalnızca tam elekt­rikli modellere değil, plug-in hibrit üretimi­ne de ağırlıklı vererek, en önemlisi de yerinde üretme stratejisine uygun olarak ilerliyorlar. Nitekim geçtiğimiz yıl Çin’in Avrupa’ya ay­lık elektrikli araç satışları %12 artarken, hib­rit ihracatı toplam hacim içindeki payı sınırlı olsa da %155 oranında arttı.

Deniz İpek Yolu’nda taşıma, Çin’in başarısı: Lojistik

Deniz İpek Yolu yalnızca ipek veya Asya menşeli ürünlerin ihracatı değil, çok geniş bir bölge üzerinde son derece çeşitli malların alış­verişini içeriyordu. Deniz İpek Yolu taşımacı­lığını değer zinciri Çin otomotiv endüstrisi açısından da çok önemli oldu. 2025 itibarıy­la otomobil ihracatı ve lojistik, Çinli otomobil üreticilerinin başarısında belirleyici olurken, Çin başta olmak üzere Asya’dan gelen elekt­rikli ihracatındaki hızlı artışla, bu araçların taşınma şekli, dünya çapında nasıl sevk edildi­ği konusunda da bir değişim yarattı.

Küresel otomotivde yeni gerçek: Her coğrafya, ayrı strateji

Otomotiv ekosistemindeki değişim, küresel otomotiv dünyasında elektrikli araçlar için daha geniş bir büyüme tablosu gösterirken, tamamen elektrikli otomobillerin benimsen­mesi için AB politika yapıcıları 2035’ten iti­baren benzinli ve dizel otomobillerin satışına yönelik yasağın esnetilmesine yönelik adım­lar attı.

Tarifelerdeki değişiklikler, üretimde ye­niden yerelleşmeyi yeni bir stratejik ek­sen hâline getiriyor.

ABD’nin uygulamaya koyduğu ek gümrük tarifeleri, otomotiv ekosistemini değiştirir­ken; otomobil üretiminin yeniden yerelleşti­rilmesi, tarifelerin yarattığı baskının etkisiy­le daha da hız kazanıyor. ABD’nin farklı ülke­lere ek tarife uygulamasını yürütme kararının arkasında, üretimdeki sübvansiyonlar ve ag­resif endüstriyel politikalarla desteklenen yabancı otomotiv endüstrilerinin önemli öl­çüde büyümesi yatıyor. Buna karşın, ABD’de satılan araçların yaklaşık yarısının ülke için­de üretildiği görülüyor.

Çin’in elektrikli araç­lardaki yükselişi, rekabetçi fiyatları pazarda talep yaratırken, son politika değişimleri ile Çinli üreticiler üretimlerini giderek daha faz­la AB’ye kaydırıyorlar. Çinli bir şirket Avus­turya’nın Graz kentinde elektrikli araç mo­dellerini, diğer bir şirket ise, blok içindeki ilk fabrikası olan Macaristan’ın Szeged kentinde bir üretim hattı kurmaya başladı. 2026 itiba­rıyla da başka bir şirket, Barselona’da elekt­rikli ve hibrit araçların montajına başlayacak.

Otomotivde Avrupa’nın endişeleri belirginleşiyor

AB, ticaret tarifelerine yönelik yapıcı bir çözüm bulunmasından yana açıklamalar ya­pıyor. Buna karşın Avrupa’nın otomotiv en­düstrisi, Kuzey Amerika’da araç ve parça üre­ten Avrupa firmaları da dâhil olmak üzere hem üreticiler hem de tedarikçiler üzerinde­ki potansiyel etkiye dikkat çekiyor. Avrupa Otomobil Üreticileri Derneği (ACEA) verile­rine göre, Avrupa otomobil üreticileri 2024 yılında 38,9 milyar euro (43,3 milyar $) de­ğerinde 757.654 yeni aracı ABD’ye ihraç etti.

Bu rakam, AB’nin ABD’den ithal ettiği 7,8 mil­yar euro değerindeki 169.152 yeni aracı büyük ölçüde gölgede bırakıyor. Buna karşın ACEA, uluslararası otomobil üreticilerinin ABD’de yılda yaklaşık 4,9 milyon araç ürettiğini, bu­nun toplam üretimin %48’ine denk geldiğini belirtiyor. Avrupa merkezli firmaların yakla­şık 830 bin araçtan sorumlu olduğu, ABD ya­pımı araçların ise %50 ila %60’ının ihraç edil­diği ifade ediliyor.

Yerinde üretim adımla­rı hızlanırken, AB politika yapıcılarının yerli otomobil üreticilerini hibrit üretimine yön­lendirmesi, bu stratejinin ise Çin otomobil markalarının girişini yavaşlatıp yavaşlatma­yacağı sorusunu da beraberinde getiriyor. Av­rupa gibi büyük ve açık bir pazarda, yakın za­manda rekabetin nasıl şekilleneceği daha gö­rünür hâle gelecek.

Yazara Ait Diğer Yazılar