ABD başkanlık seçimi öncesi medya iki kampa bölündü, tarafsızlık bitti

Garbis KEŞİŞOĞLU
Garbis KEŞİŞOĞLU DÜNYA'DA MEDYA gkesisoglu@gmail.com

Düne kadar “tarafsızlık” özelliğiyle tanınan Amerika basını, yaşadığımız şu seçim öncesi günlerde bu niteliğinden tamamen uzaklaştı ve adeta iki düşman kampa ayrıldı. Bu gelişmede Trump faktörü ile birlikte ırkçılık tartışmaları da belirleyici rol oynadı. Medyada şimdi bir yanda keskin Trump karşıtları ve ırkçılık protestocuları, öbür cephede Trump taraftarları var. Amansız bir çatışmaya sahne olan bu denklemde, medyanın muhalif kanadı daha ağır basıyor. Arkada büyük patronların yer aldığı bir iktidar mücadelesi bu ve gergin ortamdan medyanın bir bölümü ekonomik fayda da sağlıyor. Örneğin New York Times; başkanlık seçimi arifesinde dijital abone okur sayısını sürekli artıran gazete, 2025'te 20 milyon aboneye ulaşmayı hedefliyor. Yoğun politize ortam o denli etkili oluyor ki, medya çalışanlarının kendi gazete yönetimlerinin yayıncılık tercihlerine karşı çıktığı bile görülebiliyor.

Politik cepheleşme medyayı da etkiledi

Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD), ırkçılıkla ilgili gösterilerin korona salgınına rağmen devam etmesi, basını giderek daha fazla etkiliyor. Bunun arka planında, Cumhuriyetçi taraftarları ile ulusal gazetelerin büyük bir kısmınca belirgin biçimde yanlı haberlerle desteklenen muhalefetteki Demokratlar arasında “anlaşmazlıkların" keskinleşmesi yatıyor. Demokrat valiler tarafından yönetilen ve aşırı solun çok aktif olduğu eyaletlerdeki gösteriler hayatı derinden etkilerken gazeteciler de saflarını büsbütün belli ederek sahada yerlerini aldı.

Tarafsız yayıncılık AP ajansı ile başladı

Amerikan basını yıllarca, “tarafsız” olarak tanındı. Aslında basının ilk dönemlerine baktığımızda, ülkenin kurucuları arasında bulunan Benjamin Franklin'in gazetesi Pennsylvania Gazette ile Alexander Hamilton'un Gazette of the United States'i hiç de tarafsız değildi. 1846'da kurulan haber ajansı Associated Press (AP) ile tarafsız habercilik öne çıktı. Bu ajans, haberlerinde her politik görüşe yer vererek objektif gazeteciliğin yerleşmesine katkıda bulundu. Ayrıca reklam verenler de, gazetelerde yer alacak haberlerin tarafsız olmasını tercih ediyordu. Amerika'nın en önemli gazetecilerinden Walter Lippmann (1889-1974) gazetecilerin tarafsız olmaları ve hikayeleri haber haline getirirken kendi fikirlerini yansıtmamaları gerektiği görüşünü savundu.

Trump faktörü ve beyaz olmayan gazeteciler

Ancak Trump'ın Başkan seçilmesiyle birlikte, medyada büyük değişimler meydana geldi. Basında o güne kadar kimsenin alışık olmadığı söylemler ön plana çıktı ve geleneksel gazetecilik dengeleri alt üst oldu. Trump'ın “tweet'lerinde yalan söylediği ve ırkçı olduğu” gibi keskin karşı çıkışlar yayılmaya başladı. Cepheleşme ile birlikte haberlerde iki taraflılık başladı ve hakikatin nerede olduğunu tespit etmek, tüketicinin “ferasetine” kaldı! Bunun yanında, son yıllarda Amerika'ya göçün artması, yazı işlerinde büyük değişiklikleri de beraberinde getirdi: Süreç içinde medyada beyazların hakimiyeti erozyona uğrarken beyaz olmayanlarla kadınların oranı arttı. Beyaz bir erkek editörün fikirleri, diğerleri ile uyuşmamaya başladı. Bugün The New York Times'ın genel yayın yönetmeni, bir siyahi gazeteci.

Twitter, teknoloji firmaları, dijitalleşme etkisi

Bu unsurlara şu faktörler eklendi:

►Sosyal medyada özellikle Twitter sayesinde, taraflı-tarafsız haber ve yorumlar arasındaki fark, neredeyse ortadan kalktı.

►Bir asır önce tarafsız yayıncılığı benimseyen reklam verenler, teknoloji firmalarının etkisi altında tutum değiştirdiler.

►Haberler için ödeme yapan tüketicilerin arzuları ön plana çıktı. Tüketiciler, katılımcı olabilmek için, değişik fikirlere yer verilmesini benimsemeye başladı.

►Dijitalleşme, gazetelerin ulusal alanda daha yoğun rekabete girişmesini sağladı. Örneğin sol görüşlü bir New York'lu, The New York Times'dan memnun kalmadığında, Amazon'un sahibi JeffBezos'ün şahsi malı olan (Amazon'un değil, kendisinin ) Washington Post'u tercih edebiliyor.

Trump karşıtı kılavuz; faşist demek serbest!

Politik cepheleşmenin etkisi o hale geldi ki, Amerikan basınına tarafsızlığı getiren yılların haber ajansı AP, bugün Trump'a karşı amansız bir mücadele veriyor... O kadar ki, ırkçılık gösterilerini bahane ederek, haberlerde kullanılacak deyimleri kapsayan yeni bir kılavuz bile yayınladı... Tabii, hepsi Trump karşıtı! Böylelikle objektif habercilik ve yayıncılık Amerika'da neredeyse tarihe karıştı. Objektif olmak, artık geçerli standard değil: Atış serbest, herkes ülkenin başkanına Huffington Post gazetesi gibi “ faşist “ sıfatını layık görebilir!

Bu ortamdan en çok memnun olan ve abone sayısını devamlı arttıran The New York Times'ın Genel Yayın Müdürü Dean Baquet, seçimlere üç ay kala Trump karşıtı yayınların şiddetini tırmandırdı.

Serbest görüş sayfalarına müdahale var

Ne var ki, bu hengamede New York Times'ın da başı ağrıdı. Gazetenin yazarlarının yer aldığı sayfanın karşısındaki ( O P - E D ) serbest kürsü sayfasında yayınlanan farklı/ karşı görüşler konusunda, gazetede anlaşmazlık patlak verdi. Son olarak, bu sayfayı hazırlayan editörlerden Bari Weiss, gazetenin müdahaleci tutumunu protesto ederek görevinden istifa etti. Daha önce de, Arkansas senatörü Tom Cotton'un, gösteriler esnasında dükkanların yağmalanıp yakılmasına engel olabilmek için askeri birliklerin şehir merkezlerine müdahale etmesi gerektiğini savunan yazısı üzerine, gazetenin genelde sol görüşlü yazı işleri, yönetimi protesto etmişti. Bunun üzerine bu sayfanın editörü James Bennet, istifa etmek zorunda kalmıştı. The New York Times, yanlı yayın politikası ile devamlı abonelerini arttırdığı için, 2006‘da Trump'ın niçin kazandığını ve taraftarlarının ne istediklerini araştırma zahmetine katlanmıyor.

Murdoch'un gazetesinde karşı görüş krizi

Irkçılık gösterileri nedeniyle medyaya da sıçrayan huzursuzluk, Murdoch'un gazetesi The Wall Street Journal'ın da kapısını çaldı: Yazı işleri ve editörlerinden 280 kişi, geçen ay Murdoch tarafından atanan CEO Almar Latour'a yazılı olarak “gazetenin ırkçılıkla ilgili yayın politikasından memnun olmadıklarını" bildirdi... Adeta ültimatom!

Wall Street Journal'da, gazete kadrosunda olmayan yazarların görüşlerini yansıtan sayfanın yönetimi, yazı işlerinden tamamen bağımsız... Genel yayın müdürü Matt Murray'ın dahi buraya karışma hakkı bulunmuyor. Yazı işleri mensupları şikayetlerinde “yayınlanan görüşlerin iyi araştırılmadığını ve ırkçılıkla ilgili hassasiyetlere dikkat edilmediğini” öne sürdüler. Fakat gazete yönetimi, sayfayı hazırlayan bölümün bağımsızlığına sahip çıktı ve bu tutumun değişmeyeceğini bildirdi.

Tarafsızlıkla kaybolan değer; saygınlık...

Amerika'da şimdi herkes, medyada her iki tarafın seçim atmosferi içinde bir birlerini nasıl suçlayacağını ve CNN, CNBC, ABC, NBC gibi kanallarla The New York Times, Washington Post, Los Angeles Times, Boston Globe gibi aşırı Trump karşıtı gazetelerin, bu politikadan “ne kadar karlı çıkacağını” merak ediyor. Ama sonuçta apaçık görünen gerçek o ki, tarafsızlığını böylesine yitiren Amerikan medyası, aslında en değerli varlığını, saygınlığını kaybetmiş oluyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar