ABD Merkez Bankası’nda yeni dönem
ABD merkez bankası Fed’e guvernör olarak Kevin Warsh atandı ve bu hafta ilk toplantısını gerçekleştirdi. Başkan Warsh göreve gelmeden önce Fed’in bilançosunun olması gerekenden daha büyük olduğunu savunuyordu. Bilanço küçültme operasyonları sonrası sıkılaşacak finansal koşulların da faiz indirimleri ile dengelenebileceğini düşünüyordu. Bunun yanında yeni başkan, merkez bankacıların çok fazla konuştuklarını ve bu sık iletişimin piyasalarda bir kakofoni yarattığını savunuyordu.
Başkan Warsh’a göre merkez bankalarının geleceğe dair bu kadar sık görüş bildirmesi ve taahhütte bulunması finansal piyasaları yanlış yönlendirebiliyordu. İlk toplantı sonrası yeni başkanın yaklaşımının etkilerini görmeye başladık. Öncelikle toplantı sonrası yayınlanan metin oldukça kısalmıştı. Başkan’ın “Fed her şeyi açıklamak zorunda değil” yaklaşımının doğrudan etkisini burada gördük. Sonrasında yaptığı basın toplantısında da olukça samimi ve açık dilli bir yaklaşım sergiledi.
Fed enflasyona karşı daha şahin bir tavır takındı
Piyasalar toplantı metni, üyelerin faiz tahminleri ve Başkan Warsh’un açıklamalarını oldukça şahin algıladı. En baştaki sebebi ise üyelerin bu yıl içerisinde bir faiz artışına yeşil ışık yakması oldu. Bu yıl başında piyasalar Fed’den iki faiz indirimi bekliyordu. Savaş sonrasında indirim beklentileri rafa kalktı. Şimdi ise bir faiz artışı masada. Bu gelişme sonrası hisse senetleri değer kaybederken tahvil faizlerinde artış, ABD dolarında güçlenme gözlendi. Bu arada, Başkan geleceğe dair faiz tahmini yapmayarak iletişim politikasına dair duruşunu netleştirmiş oldu.
Fed’in enflasyona dair duruşu değişiyor mu?
Bilindiği gibi Fed’in uzun vadeli enflasyon hedefi %2. 2008 krizi sonrasında yaşanan gelişmeler neticesinde enflasyonun bu hedeften bir süre sapabileceğine dair yeni bir yaklaşım geliştirildi. Dolayısıyla, ECB’den farklı olarak, Fed tam istihdam hedefine yaklaşmak için enflasyon hedefinden bir süreliğine sapabiliyor.
Fakat yapılan basın toplantısında Başkan %2’lik enflasyon hedefini tutturmak konusunda net bir tavır sergiledi. Bu yaklaşım da Başkan’ın daha şahin bir yaklaşım içinde olacağı beklentilerini artırdı. Bu nokta merkez bankacılığı açısından çok kritik bir öneme sahip. Çünkü geçtiğimiz yirmi beş yılda dünyada enflasyon oldukça düşük ve istikrarlı seyretti. Bağımsız merkez bankası politikaları, verimlilik artışları, Çin’in bütün dünyaya ucuz mal ve hammadde sağlaması, düşük seyreden enerji fiyatları düşük ve istikrarlı enflasyon dönemine katkı sağladı. Fakat pandemi ile birlikte bu dinamikler değişmeye başladı.
Enerji fiyatları daha yüksek ve daha oynak. Çin eskisi kadar ucuz değil. Merkez bankaları ise enflasyona karşı geçmiş dönemlere göre daha yumuşak bir yaklaşım içindeler. ABD dışında verimlilik artışları daha sınırlı. Bu gelişmeler şu soruları gündeme getiriyor: Acaba Fed’in %2 hedefi çok mu düşük? Fed %2 hedefine göre politika uygularsa tam istihdam politikasından taviz vermek durumunda kalır mı? Acaba Fed enflasyon hedefini %2’den %3’e mi yükseltmeli?
Bizce bu soruların hepsi önemli ve Fed’i önümüzdeki dönemde zor kararlar vermeye zorlayacak. Bu noktada Başkan yapay zeka teknolojisi ve getireceği verimlilik artışlarından bahsetti. Bu yeni dönem politikaları için önemli bir dayanak noktası olabilir.
Çünkü, eğer Başkan %2 enflasyon hedefinde ısrar ederse bu durum daha sıkı para politikası anlamına gelecek. Fakat bu yaklaşım Başkanlık öncesi söylemleri ile ters düşecektir. Bu durumda Başkan’ı kurtarabilecek gelişme verimlilik artışları ile enflasyonist basıkların azalması. Yapay zekanın özellikle hizmet sektörlerinde şimdiden verimlilik artışı sağladığı söylenebilir. Fakat ekonomi geneline yayılan bir verimlilik artışında söz etmek için henüz erken görünüyor. Başkan’ın yaptığı açıklamalardan Fed’i ve istatistik toplama altyapısını hantal bulduğu anlaşılıyor.
Bu yapının yeni ekonomiyi anlamaya olanak tanımadığını düşünüyor. Bunun için görev güçleri oluşturmuş. Bu konuda kendisin çok haklı buluyoruz. Fakat merkez bankası gibi yapıları dönüştürmek zor bir görev. Geçmiş yıllarda ortaya çıkmış yaklaşımları ve alışkanlıkları değiştirmek zor bir iş. Fakat Fed başta olmak üzere diğer merkez bankalarının da yeni ekonomi ve para politikasına etkileri konusunda daha ayrıntılı düşünmeye başlaması gerekiyor. Üretim yapıları, tüketim kalıpları değişiyor. Teknolojinin ekonomiyi etkileme biçimi değişiyor. Merkez bankaları böyle bir ortamda ne yapmalı? Gelecek yılların sorusu bu olacak.