21 °C
İlter TURAN
İlter TURAN SİYASET PENCERESİ dunyaweb@dunya.com

ABD Uygurları kurtarabilir mi?

Amerika Birleşik Devletleri ile Çin arasındaki gerilim hızla artıyor. Amerika'nın Güney ve Batı eyaletlerinde pandemi etkisini olanca ağırlığı ile hissettirirken, Başkan Trump yeniden, dikkatleri hükümetinin başarısızlıklarından uzaklaştırmak için, artık bir alışkanlığa dönüştürdüğü günah keçileri yaratmaya başvuruyor. Uzunca bir süre COVID-19 virüsünden Çin'i sorumlu tutmaya uğraştıktan sonra, şimdi de Çin'in Uygur nüfusuna uyguladığı muameleyle ilgilenmeye, bundan sorumlu tuttuğu Çinli yetkililere yaptırımlar uygulamaya başlıyor. Ancak, dış siyaset uzmanımız ABD'nin Uygurlara sunduğu desteğin kendi çıkarına hizmet etmekten öteye bir amaç gütmediği, devam etmesinin de beklenmemesi gerektiği konusunda uyarıda bulunuyor.

Bu son yaptırım demetinin ardında neler yatıyor?

ABD-Çin ilişkisi giderek daha rekabetçi bir mecraya doğru kayarken, Trump yönetimi de Çin'le ilişkileri başkanlık seçiminin başlıca konularından birine dönüştürmeye çalışıyor. ABD'nin kısa süre önce Uygurlara göstermeye başladığı ilgiyi de bu çerçeveden değerlendirmek gerekiyor. Özellikle Trump dönemindeki ABD dış politikasına baktığımızda, insan haklarının ve demokratik özgürlüklerin korunması konularına fazla ağırlık tanımadığını görüyoruz. Bu dönem de dahil, çoğu zaman ABD yönetimleri insan hakları konusunda sicili pek de parlak olmayan ülkelerle yakın ilişkiler kurmakta tereddüt etmemiştir. Çin'de Uygurlara gösterilen sempati demokratik inançları öne çıkaran bir dış politikanın gereği olmaktan ziyade Çin'e karşı kullanılabilecek bir kaynağı harekete geçirmek mahiyetindedir. Hatta, Trump'ın geçmişte Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile yaptığı bir görüşmede Uygurların ABD'yi ilgilendiren bir sorun olmadığını beyan ettiği ileri sürülmektedir. ABD'nin Uygur sorunlarına gösterdiği ilginin samimiyeti sorgulanmaya açıktır. Ancak, bütün bunlar Çin'in Uygur halkına çok zalimce davrandığını görmezden gelmemize vesile teşkil etmemelidir. Görülebildiği kadarıyla, Çin bu halkın kültürünü çökertmeyi, Uygurları etnik ve dini bakımdan diğer Çinlilerden ayırt edilemeyen insanlara dönüştürmeyi hedeflemektedir.

Peki, nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkeler bu durum karşısında neden bu kadar sessiz kalıyorlar?

Çoğu ülke Çin ile ilişkilerinde iktisadi çıkar konularını ön plana alıyor. Günümüzde Çin gelişmekte olan birçok ülkeye en fazla sermaye ihraç eden ülke. Birçok ülke açısından dış kredi sağlayabilecekleri istisnai bir kaynak. Çoğu ülkenin Çin'le kapsamlı ticaretleri var. Ülkeler Çin ile ilişkilerini Uygurlara yapılan muamele üzerinden değil, bu ilişkiden sağlamayı bekledikleri iktisadi yararları düşünerek hesaplıyorlar.

Türkiye'nin durumuna gelince, Uygurların Müslüman olmaları yanında Türk soylu olmaları da söz konusudur. Hatta, konuştukları Türkçenin Orta Asya'da konuşulan diğer Türkçe kökenli dillerle kıyaslandığı zaman Türkiye Türkçesine çok daha yakın olduğu söylenir. Türkiye'de Uygurlara tarihten gelen bir yakınlık duyuluyor. Bununla birlikte, küçük ortağının Türk dünyası sorunlarına özel ilgisi olduğunu beyan etmesine rağmen, Türk hükümeti Çin'in Uygurlara uyguladığı politikalar karşısında dikkat çekici bir sessizlik sergilemektedir. Hükümet daha önceki bir tarihte, Çin hükümetinin Uygurlara uyguladığı muameleye ilişkin memnuniyetsizliği ifade etmiş, fakat Çin'in gösterdiği çok şiddetli tepki karşısında tavrında ısrar etmemeyi yeğlemek zorunda kalmıştı. Sonuçta Türkiye de diğer ülkelere katılmış, Uygur sorununa nazaran iktisadi çıkarlarına öncelik tanımıştır.

Belki bu üzücü durumda tek teselli, Çin dışında en kalabalık Uygur kökenli insanların halen Türkiye'de yaşıyor olması, Türkiye'nin Uygur kültürü, muhalefeti, yayınları, iletişimi vs. bakımından bir tür merkez hizmeti vermesidir. Uygurlar her zaman Türkiye'ye gelebilmekte, burada hüsnü kabul görmektedirler. Ancak Sincan bölgesindeki Uygurlara yardımcı olmak bakımından Türkiye de diğer ülkelerden pek farklı davranmamaktadır.

Türkiye hem bu insanlara sahip çıkmayı hem de iktisadi çıkarlarını korumayı bir arada gerçekleştirebilir mi?

Sanıyorum bu mümkündür. Doğaldır ki, Türk hükümeti öncelikle Türkiye'nin güvenliği ve iktisadi refahını sağlamakla yükümlüdür. Ancak bu amaçları gerçekleştiriken, Çin'in eylemlerine diplomatik yollardan karşı çıkabilir, Uygurların kimlik ve geleneklerini, daha da açıkçası varlıklarını korumalarına imkan tanınması gerektiği konusunda daha ısrarcı olabilir.

ABD ile birlikte Çin üzerinde baskı kurmaya çalışması uygun olur mu?

Türkiye'nin uluslararası camiada diğer ortaklarla iş birliği yapması gerekir. Ancak, ABD'nin iyi bir ortak adayı olduğundan emin değilim. Uygur sorununu sahiplenmesi insan haklarına düşkünlüğünden ziyade dünyadaki birincil konumunu korumak için başvurduğu bir imkan gibi görünüyor. Yarın Çin ile şu veya bu şekilde bir uzlaşma zemini bulursa, Uygurlara duyduğu ilgiden hemen vazgeçeceği konusunda benim bir tereddüdüm bulunmuyor.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap