ABD ve İran arasındaki olası savaş senaryoları
ABD, İran’a saldıracak mı? ABD’nin Ortadoğu’ya askeri yığınak yapmaya başladığı Ocak ayının başından beri bölgede herkes nefesini tutmuş, bu sorunun cevabının ne olacağını bekliyor.
Amerika’nın şu anda Ortadoğu’da iki uçak gemisi, bir düzineden fazla destroyer savaş gemisi ve yüzlerce uçağı bulunuyor. Bu askeri unsurların bazıları bölgeye Ocak ayı başında, bazıları Ocak ayı ortasında ulaştı ve son unsurlar da önümüzdeki günlerde ulaşacak.
Şurası bir gerçek, bölgede ne olacaksa durum Mart ayının ortasına kadar belli olacak. Çünkü öncelikle bu askeri unsurların her an devasa bir savaşı başlatmaya hazır şekilde bölgede beklemesi, ABD açısından milyarlarca dolara mal oluyor.
Hemen hemen hiçbir analist, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu kadar büyük bir “donanmayı” Mart ortasından sonra savaşa girmeden veya bir anlaşmaya varıldığında dağıtmadan yerinde tutacağına inanmıyor. Yani dananın kuyruğunun 20-25 gün içinde kopması bekleniyor. Trump ya bölgede topladığı bu donanmayı savaşmadan dağıtacak ya da savaşa sokacak.
Ancak unutulmaması gerekir ki diplomasi sanatında adeta master yapmış olan İran, müzakereleri uzatma konusunda son derece becerikli bir ülke. Yıllar önce Türkiye’nin eski Tahran Büyükelçisi Selim Karaosmanoğlu bana şöyle demişti: “Unutma, İran diplomaside çok iyi bir satranç oyuncusudur.”
İran diplomaside satranç oynar
Geçekten de yüz yıllardır süren bir devlet geleneğine sahip olan İran, müzakere sanatında ve zaman kazanmada usta bir ülkedir. Öte yandan ABD Başkanı Trump, İran konusunda onu zıt yönlere iten çok büyük iç ve dış baskılarla karşı karşıya, bu da onu İran konusunda karar vermekte zorluyor.
Donald Trump’ın üzerinde İran’a saldırması yönünde baskı kuran birinci ülke kuşkusuz İsrail. İsrail, öteden beri İran’daki rejimi kendine varoluşsal bir tehdit olarak görmekte. İran’ın uranyum zenginleştirme programı ve nükleer silah geliştirme ihtimalinin yanında, ayrıca sahip olduğu ve Haziran 2025’teki 12 gün savaşlarında kullandığı uzun menzilli balistik füzeler de İsrail’i tedirgin ediyor. Ne de olsa İsrail bölgede kendini “güvende” hissedene kadar tüm bölgeyi ateşe vermeye kararlı gibi gözüküyor.
ABD ve İran’dan üst düzey müzakereciler, bu Perşembe günü İsviçre’nin Cenevre kentinde son bir görüşme yapmak üzere bir araya gelecekler. Ancak Trump, müzakerelerin başarısız olması durumunda ABD’nin atacağı adımları değerlendiriyor.
Ortada birçok senaryo dolaşıyor.
Bir iddiaya göre Trump, önce İran’a yönelik nokta hedefli bir saldırı, ardından da daha büyük bir saldırı düzenlemeyi düşünüyor.
Bu iddiaya göre ilk hedef, İran’ı nükleer programından vazgeçirmek. Aksi takdirde Trump, önümüzdeki aylarda İran’da rejim değişikliğini hedef alan çok daha büyük bir saldırı düzenleyebilir.
New York Times’ın haberine göre bu konuda henüz nihai bir karar alınmamış olsa da, Trump’ın önümüzdeki günlerde İran liderlerine nükleer silah üretme kapasitesinden vazgeçmeyi kabul etmeye istekli olmaları gerektiğini göstermek amacıyla bir “ilk saldırı” düzenleme eğiliminde. Bir diğer senaryo ise Trump’ın önümüzdeki haftanın başında ya da ortasında İran’a saldırabileceği yönünde. Trump, geçen hafta İran İslam Cumhuriyeti’ne kendisiyle bir anlaşmaya varmak için iki haftalık bir süre tanımış ve bu sürenin sonunda saldıracağını söylemişti.
Bu seçenek biraz daha olası görünüyor çünkü ABD açısından bakıldığında bölgede bu kadar çok Amerikan askeri bulundurmanın maliyeti artıyor ve her ne kadar Trump önündeki seçenekleri değerlendirmek istese de, nispeten hızlı kararlar alma içgüdüsü onu bir saldırı emri vermeye itebilir.
Bölgeye bakacak olursak, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi İran’a rakip bazı ülkeler İran’daki rejimi zayıflatacak noktasal sınırlı saldırılara olumlu baksa da İran’la ABD ve İsrail arasında tam teşekküllü bir savaşın çıkmasını hiç kimse istemiyor. Çünkü herkes biliyor ki böyle bir savaş sadece İran’ı değil, tüm bölgeyi ateş çemberine çevirecek ve İsrail’in “Ortadoğu’yu yeniden dizayn etme” emellerine ulaşmasında değirmene su taşıyacaktır.