ABD’de 250 yıllık demokrasinin vardığı nokta

Osman AROLAT
Osman AROLAT AROLAT'tan osman.arolat@dunya.com

ABD demokrasisini temelinden sarsan Kongre baskını ‘Yeni Muhafazakarlık’ın bir uzantısı… Trump gidiyor ama ‘Trumpizm’ yaşıyor. Başkan Biden, ABD’yi bölüştüren/üleştiren bir demokrasiye dönüştürmek zorunda... Yoksa totaliterizm ABD’de daha da kök salabilir.

ABD’de sağduyu sahibi herkes iliklerine kadar titremiş olmalı... Bu ülkenin “başı” ülke insanına “Gidin parlamentoyu basın ve yasal seçim sonuçlarını iptal ettirin” şeklinde çağrı yapıyor. Bu çağrı yankılanıyor, silahlanmış bir güruh insan ABD Parlamento Binası’nı basıyor, 5 kişinin ölümüne neden oluyor.

Dünyanın en zengin, demokrasisi en köklü olduğu kabul edilen ABD aynı zamanda dünyanın “en eşitsiz” ülkesi. Tepe zenginlik 75 bin aile elinde toplanmış, 250 yıllık demokrasinin vardığı nokta bu.

Burada “halk dalkavukluğu” yaparak ve korkunç adaletsizliği göz ardı edecek insanlara ihtiyaç var. 20. yüzyılın en büyük tarihçilerinden Eric Hobsbawn “Kısa 20. Yüzyıl” adlı eserini 1996’da yayınladığında çok önemli bir kavram benzeşmesine değiniyor ve “Totaliterizm olarak anılan şey, bir kavram olarak popülizm anlamına geliyor” diyordu. Aynı benzeşmeye Nobel İktisat Ödülü sahibi Paul Krugman da yeni çıkan eseri “Arguing With Zombies” de buna dikkat çekiyor ve diyor ki:

-Gelirin küçük bir elde toplanması, paylaşan toplum ilkesini bir yana itti, öfkeli bir kalabalığın doğmasına neden oldu. Eşitsizliği inkar eden, sağlıklı tartışmayı ortadan kaldıran bir gündeme ihtiyaç vardı, bu da popülist lider tipini ve korku/hınç eken ve sürekli gündem değiştiren bir muhafazakarlığı doğurdu. Krugman’ın “Bait- and-Switch Strategy” (önce vaat et sonra sıvış git”) adını verdiği bu strateji, radikal sağı doğurdu.

Prof. Krugman önemli bir tarihe dikkat çekiyor ve bu “azgın” yeni muhafazakarlığın Bush döneminde “Neo-Con”larca başlatıldığını yazıyor. Gündemin çarpıtma/ verilerin al aşağı edilmesi/efsanelere tapındırma, hepsi bu yeni muhafazakarlığın imalatı…

Trump gidiyor ama ‘’Trumpizm’’ yaşıyor. Zira “gazino kapitalizmi” konumunda olan sistemi sorun bölüştüren/üleştiren bir demokrasiye dönüştürmek...

20 Ocak'ta görevi devralacak olan Biden’ın gündemi bu olmalı, yoksa totaliterizm ABD’de daha kök salacak, bundan kimsenin kuşkusu olmasın.

GÜNÜN NOTU:
Birleşmiş Milletler tarihinde ilk kez bir genel sekreter ABD’ye “hak ve hukuka dön” çağrısında bulunmak zorunda kaldı.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar