AB’nin göç reformu: Geri dönüş merkezleri
Avrupa Birliği (AB) toprakları dışından gelen mülteciler için kurulacak tartışmalı sınır dışı merkezleri konusunda AB üye ülkeleri ile Avrupa Parlamentosu (AP) arasında uzlaşma sağlandı. AB Komisyonu verilerine göre, AB üye ülkelerinde sınır dışı edilen kişilerin sadece yüzde 20 kadarı kendiliğinden AB toprakları dışına çıkıyor.
AB’ye iltica başvuruları son yıllarda düşüş eğiliminde olduğu bir gerçek. AB ülkelerine düzensiz göç 2025 yılında yüzde 26 oranında azalarak 2021 sonrasının en düşük seviyesine geriledi.
Buna rağmen AB sertleştirdiği göç ve iltica düzenlemelerinin en tartışmalı bölümlerinden biri, “üçüncü ülkelere kurulacak sınır dışı merkezleri konusu oldu. AB ülkelerinde iltica başvurusu reddedilenlerin gönderileceği merkezler hukuki açıdan tartışmalı. Ancak AP ve üye ülkeler arasında varılan uzlaşma sonucu düzenlemenin yürürlüğe girmesinin önünde hiçbir engel kalmadı.
Yeşiller partili Fransız Milletvekili Melissa Camara, “AB dışındaki geri gönderme merkezlerinin yasal hale getirilmesi, reşit olmayanların tutuklanmasına, ev baskınlarına yeşil ışık yakılması ABD’deki Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi’nden (ICE) esinlenilmiş uygulamalardır. Yabancı düşmanı bir ideolojiye hizmet eden hukuki cephanelik böylece tamamlanmış oluyor” diye konuştu. AB Komisyonu İçişleri ve Göçten Sorumlu Üyesi Magnus Brunner, “Yeni kurallar sayesinde AB’ye kimin gelebileceği, kimin kalabileceği ve kimin gitmesi gerektiği konusunda daha fazla kontrole sahip olacağız” dedi.
AP’nin onayı, muhafazakâr partilerin aşırı sağla yaptığı iş birliği nedeniyle Almanya’da iç politik tartışmalara da neden oldu. İktidardaki Hristiyan Birlik partilerinin (CDU/CSU) de çatı kuruluşu olan AP’deki Avrupa Halk Partisi (EPP) ile aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) arasında düzenlemeyle ilgili görüşmeler yürütülmüş ve tasarı aşırı sağın desteğiyle kabul edilmişti. Düzensiz göçten en çok etkilenen ülkeler süreci hızlandırmak istiyor.
Almanya, Avusturya, Danimarka, Hollanda ve Yunanistan sınır dışı merkezleri için ortak planlar üzerinde çalışıyor. Almanya İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, yıl sonuna kadar sınır dışı merkezleri konusunda üçüncü ülkelerle anlaşmalar imzalamak istediklerini açıkladı. AB ülkeleri, aralarında Arnavutluk, Ruanda, Fas, Mısır, Libya, Tunus, Moritanya, Özbekistan ve Etiyopya’nın da bulunduğu 10’dan fazla ülkeyi “geri dönüş merkezler”nin kurulacağı ülkeler olarak kamuoyuna yansıdı.
AB dışında üçüncü ülkelerde kurulacak “geri dönüş merkezleri”ne, AB ülkelerinde iltica başvuruları reddedilmiş ancak menşe ülkeye sınır dışı edilemeyecek durumdaki kişiler gönderilecek. Bu uygulamanın tek ön koşulu, söz konusu üçüncü ülkeyle bir veya daha fazla AB ülkesinin bir anlaşma imzalamış olması. Sınır dışı merkezine ev sahipliği yapan ülkenin “devletler hukuku ile uyumlu bir şekilde uluslararası insan hakları standartlarına ve temel ilkelerine riayet etmesi” gerekiyor. AB ülkelerinin üçüncü ülkelerle yapacağı anlaşmaların, yürürlüğe girmeden önce AB tarafından kontrol edilmesi öngörülüyor.
Hukuki çekince
Geri dönüş merkezlerinin hukuki boyutu AB ve insan hakları çevreleri tarafından tartışmalı bulundu. AB’nin en yüksek yargı kurumu Adalet Divanı’nın geçtiğimiz Nisan ayında hazırladığı rapor, İtalya’nın Arnavutluk ile imzaladığı anlaşmanın AB hukukunu ihlal etmediğine hükmetti. Raporda, AB hukukunun, üye ülkelerin kendi sınırları dışında bu tür merkezler kurmasını yasaklamadığı belirtildi.
İnsan hakları örgütleri düzenlemenin “göçü suç haline getirme” tehlikesi taşıdığı görüşünü savunuyor. Uluslararası Kurtarma Komitesi’nden (IRC), düzenlemenin “AB sınırları dışında hapishane benzeri merkezlerde tutukluluk halini normalleştireceği, bu durumun hukuki kara delikler oluşturacağı ve insanların takibat, işkence ya da daha kötüsüyle karşı karşıya kalabileceği ülkelere sınır dışı edilmesi riskinin arttığı” uyarısında bulundu.
Bir “barış ve değerler birliği” olarak kurulan AB, AB’yi yönetenler kendi siyasi istikballeri için aşırı sağcı partilerle anlaşarak artık kendi “değerlerinden” vazgeçiyor…