AB’nin Mercosur, Hindistan ve “Made in Europe” açılımları
2026 yılı küresel çalkantılarla başladı. Küresel sistem arayışlarının hızlandığı, finans piyasalarının sürekli dalgalandığı ve gıda güvencesizliğinin tüm dünyayı sarstığı bir dönemde, ülkemizi uluslararası tarım ticareti açısından tehdit eden bazı gelişmelere bu yazımızda yer vereceğiz.
Rusya-Ukrayna Savaşı ile başlayan, pandemi ile devam eden ve nihayet Trump’ın ikinci döneminde, Ticaret Savaşları, Grönland ve NATO bağlamında iyice su yüzüne çıkan savunma, iklim değişimi ve gıda güvencesi endişeleri, AB’yi yeni stratejik ortaklıklara zorladı. ABD ve Çin’e olan bağımlılığını sonlandırmak isteyen AB, uluslararası arenada alternatif arayışlarına girdi.
AB-Mercosur ortaklık anlaşması, AB-Hindistan stratejik ortaklığı ve “Made in Europe” adımı, başta ülkemiz olmak üzere küresel dengeleri sarsacak üç önemli gelişme.
AB ile Mercosur ortaklık anlaşması
Avrupa Birliği ve Mercosur üyesi ülkeler (Arjantin, Brezilya, Paraguay ve Uruguay) arasında ilk ortaklık anlaşması 6 Aralık 2024 tarihinde imzalandı. Fransa, Polonya, İrlanda, Macaristan ve Avusturya anlaşmaya karşı oy kullandı, ancak AB’nin çoğunluğu anlaşmayı onayladı. Anlaşmaya tarım ürünlerinin büyük çapta dahil edilmesi üzerine birçok AB ülkesinde çiftçiler karşı gösteriler yaptılar. Özellikle Fransa’nın başkenti Paris’te çiftçilerin traktörlerle yaptıkları protestolar ses getirdi.
AB-Hindistan stratejik ortaklığı
Dünyanın en fazla nüfusuna sahip ülkesi Hindistan ile AB’nin ortaklığı, iki milyar nüfus ve küresel GSYİH’nın dörtte biri anlamına geliyor. Bu yılın sonunda yürürlüğe girmesi hedeflenen anlaşmada, görüşmelerin uzun yıllar tıkanmasına neden olan tarım ürünleri kapsam dışında bırakıldı. Ürünlerin yüzde 97’sinde vergi indirimi beklenirken, otomobil vergilerinin yüzde 110’dan yüzde 10’a düşmesi ve on yıl içinde sıfırlanması hedefleniyor.
“Made in Europe” tehdidi
AB, vatandaşlarının marketten aldığı gıdanın nerede, nasıl, hangi gübre ve pestisitle üretildiğini, su ve karbon ayak izlerini dijital olarak takip edebilmesini istiyor. Bunda tedarik güvenliği ve iklim krizi endişeleri öne çıkarken aslında AB, stratejik gördüğü sektörleri korumak adına yeni bir duvar örüyor.
Türkiye’yi bekleyen tehditler ve fırsatlar
Türkiye’nin masada yer almadığı bu anlaşmalar, bizim için birçok tehdidi beraberinde getiriyor. Örneğin, Hindistan, Türkiye’ye yüksek gümrük vergileri uygulamaya devam ederken Hindistan mallarının AB üzerinden Türkiye’ye sıfır gümrükle girmesi tehlikesi söz konusu. Ancak bu durum Ticaret Bakanımız Ömer Bolat’a göre uygulamada pek de öyle olmayacak. Türkiye, tarife dışı engellerle kendini korumaya alabilecek. Geçen hafta düzenlenen DÜNYA Gazetesi’nin İhracat Zirvesi’nde Bakan Bolat rahat görünüyordu ancak TİM başkanlarımız oldukça tedirgindi.
Bununla birlikte, AB sınırları içinde, makine, tekstil ve hazır giyim gibi sektörlerde, işçilik maliyetleri bize göre çok düşük olan Hindistan karşısında ciddi bir fiyat rekabeti yaşanabilecek. Diğer yandan Mercosur’un ucuz tarım ürünleri Türkiye için önemli bir tehdit olabilir.
“Made in Europe” konusuna dahil edilmememiz durumunda, Gümrük Birliği üyesi olmamıza rağmen ciddi dışlanmışlıklara maruz kalabileceğiz. O nedenle Türkiye, bu etiketin şemsiyesi altına girmek için ticari diplomasisini yoğunlaştırmalı.
Hindistan’la yapılan anlaşmanın tarım ürünlerini kapsamaması, hazırlık yapabilmemiz için bize nefes aldıracak.
30 yıldır güncellenmeyen Gümrük Birliği anlaşması aleyhimize işliyor. Özellikle jeopolitik açıdan önemi artan Türkiye’nin pazarlık gücü iyi değerlendirilmeli. Lojistik yakınlığımız, Gümrük Birliği tecrübemiz ve Yeşil Mutabakat’a uyum çalışmalarımız önemli artılarımız.
Unutmayalım ki bizim AB’ye ihtiyacımız olduğu kadar AB de bize muhtaç. AB’nin başta Afrika olmak üzere bölgemizde yumuşak gücümüze ihtiyacı var.