Açlık oyunlarında Türkiye, gıda fiyatlarından en çok etkilenecek ülkelerden biri
BBC Verify’e göre Hürmüz Boğazı tamamen kapanırsa küresel buğday fiyatları yüzde 4,2 artacak. Rapora göre gıda fiyatlarındaki artıştan en çok etkilenecek ülkeler “Zambiya, Tayvan, Venezuela, Pakistan ve Türkiye.” Hem gübrede hem de enerjide dışa bağımlı Türkiye hayvan yeminde ithalatçı, enflasyonu yüksek, verimi düşük. Çağın en zorlu “Açlık ;Oyunları Olimpiyatlarında” Türkiye yeni yetkinlikler edinmek zorunda.
Hürmüz’de yaşanan kesinti, üretimi doğrudan durdurmasa bile girdilere erişimi geciktirerek, fiyatları artırarak, endişe yaratarak üretimin ritmini bozuyor.
Hürmüz krizi berlin duvarı kadar önemli
Tarihçi Peter Frankopan, Hürmüz krizini Berlin Duvarı’nın yıkılması ve 11 Eylül saldırılarıyla aynı ölçekte bir kırılma olarak tanımlıyor. “Bugün barış sağlansa bile zincirleme etkiler devam edecek” diyor. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya göre “üç tarafı denizler, beş tarafı krizlerle dolu Türkiye” oyunu nasıl oynamalı? Artık her şey stratejik, her şey kritik kaynak. Toprak, veri, doğal kaynaklar, mineraller, coğrafya, finansal dayanıklılık, operasyonel kıvraklık, iyi bir yönetişim, demokrasi, adil bir yönetim. Tüm bunlar açlık oyununda en önemli silahlar. Oyuncuların çoğu efsane bir tarafta Maradona’nın çalım yeteneği, bir tarafta Messi’nin aklı. Ligin altlarına doğru vasatlar sahada nal topluyor.
Tedarik zinciri değil çok bilinmeyenli denklem
Modern dünyanın ticaret paradigmaları kırıldı, Hürmüz artık büyüklere akıl oyunları. Küresel tarım ticareti çözülemeyecek kadar grift. Bu grift yapı, klasik “üret-tüket” zincirinden çok daha karmaşık bir denkleme dönüşmüş durumda.
Ortadoğu’nun ürettiği gübreyle Brezilya, Hindistan, Çin, ABD gıda üretiyor. Brezilya’nın ürettiği soya ve mısırı Çin alıyor. Brezilya gübresiyle beslenen sığırları Türkiye proteine dönüştürüyor. Katar, Arabistan, İran Avustralya ve Yeni Zelanda’dan ithal ettiği kuzularla hayatta kalıyor. Bölgede işlenen tahıllar Afrika’ya can suyu olurken bölgenin bizatihi kendisi dünyanın geri kalanına enerji, petrol, LNG satıyor. Türkiye denklemde yalnızca bir halka değil, aynı zamanda kırılgan bir düğüm noktası. Husiler’in İran lehine savaşa girmesiyle Hürmüz’de de işler değişti. Gübrede alternatif üretici Rusya, Hindistan, ihracatı durdurdu. Zihin haritası binlerce denkleme gebe.
Açlık savaşı mı yoksa açlık oyunu mu?
Dünya Ticaret Örgütü’ne göre 2026 yılı küresel GSYİH büyümesi yüzde 0,3 azalacak. Savaş devam ederken ABD müttefiki Japonya Beyaz Saray’a ziyaret gerçekleştirdi ABD’nin nükleer ve doğalgaz tesislerine 73 milyar dolarlık yatırım yapacağını duyurdu. ABD Ortadoğu’ya 16 milyar dolarlık silah satışı açıkladı. Petrol fiyatları 116 doları geçti.
Trump algoritmaların iştahını yönetmek için teknoloji devlerini danışman yaptı. ABD dünyayı kaosa sürüklerken zenginler daha da zengin oldu. Petrol fiyatlarındaki artış sayesinde Rusya günde fazladan 150 milyon dolar gelir elde etti. Norveç, Kanada diğer kazananlardan. Piyasa analistlerine göre Trump’ın ABD’nin İran enerji altyapısına saldırılarını erteleyeceğine dair açıklamasından beş dakika önce 6 milyon varil petrol satıldı. Veriler savaşı değil kuralları değişmiş yeni bir oyunu gösteriyor. Kazananlar üretimi değil, akışı yönetenler, doğru zamanda doğru pozisyon alanlar.
Savaş verimliliği düşürüyor
Artan enerji fiyatları enerji tüketimi yüksek ekonomilerin verimliliğini düşürüyor. Global Petrol Prices’e göre, 85 ülke benzin fiyatlarında artış yaşadı. Türkiye’de petrol fiyatı yüzde 50 arttı. Pakistan, Filipinler kamu çalışanlarına haftada bir gün izin verdi. Hisse senetleri yüzde 5.5 düştü. Uzmanlara göre tüm bunlar ekonomilerin verimliliğini düşürüyor. Verimlilik kaybı, yalnızca üretim miktarını değil, rekabet gücünü de etkiliyor.
Oyunu kim kazanacak?
Velhasıl, Kpler tarım analisti Ishan Bhanu’ya göre, “küresel ticaretini artık fiyatlardan çok liman performansı, rota riskleri ve lojistik kapasite belirliyor. Oyunun kuralları kökten değişiyor. Tarımı yönetmek artık kaynaktan öte işlevsel bir akıl gerektiriyor. OECD’ye göre Türkiye saat başına 53.4 dolarlık değer üretirken dünya ortalaması 67.1 dolar. Saat başına ürettiğimiz değer ABD’den yüzde 66 daha düşük. Daha çok çalışıyor, daha çok kaynak kullanıyor, daha az değer yaratıyoruz. Uygarlık saplantılı ilişkiler ağıyla bambaşka bir faza giriyor. Oyunu gübre eksikliği, yem açığı, yurt dışına bağımlılık olarak okumaktan öte bir açlık savaşı olarak algılamak gerekiyor. Tarım artık yeşil sahalarda değil zihinlerde gol atıyor.
