Afganistan sorununu halletmek!

İlter TURAN
İlter TURAN SİYASET PENCERESİ dunyaweb@dunya.com

Bir yıldır Afganistan’da barış sürecini başlatmak ve ilerletmek çabaları süregeliyor. 2020 Şubatında ABD Taliban ile, Amerikan kuvvetlerinin Afganistan’dan çekilmesi karşılığında Afgan hükümeti ile barış görüşmeleri yapmasını öngören ancak sarahatten yoksun bir anlaşma imzalamıştı. Amerikan kuvvetlerinin çekileceği 1 Mayıs tarihi yaklaşırken, Kabil ile Taliban arasındaki görüşmeler daha doğru dürüst başlamadan tıkanmış durumda. Türkiye, görüşmeleri yeniden başlatabileceği ümidi ile Nisan ayında taraflar arasında bir toplantıya ev sahipliği yapmayı teklif etti. Toplantının amacı pek berrak olmamakla birlikte, Türk yetkililer geçtiğimiz hafta içinde aralarında Afganistan’da barışın tesisi için Amerika’nın özel temsilci olarak görevlendirdiği Zalmay Halilzad ve Afgan savaş ağalarından Raşid Dostum’un da yer aldığı bazı önemli aktörlerle görüştüler. Türkiye’nin bir bakıma öncülük ettiği bu arabuluculuk girişiminden ne bekleyebiliriz?

Son derecede karmaşık Afganistan sorununa Türkiye neden karışmak istiyor?

Türkiye Afganistan’da “barışı korumak” için faaliyet gösteren NATO gücüne asker vermesi nedeniyle zaten bu sorunun tamamen dışında değil. Muhtelif silahlı gruplar, muharip görev üstlenmeyen Türk birliğini tarafsız bir unsur olarak görüyorlar. Türkiye’nin konuyla ilgilenmesinin birinci sebebi, herkesin güvendiği ve görüşmeleri kolaylaştırabilecek bir aktör olarak algılanması olabilir.

Daha genel baktığımızda, Türkiye’nin bu müzakerelerin yapılmasındaki çıkarı, Arap Baharı öncesi dönemde bölgesel barış inşa edici bir ülke olarak sağladığı statüye geri dönmek istemesiyle bağlantılı olabilir. Son yıllarda Türkiye daha ziyade bölgedeki geçimsizliklere taraf olmuş sorun çıkaran bir ülke olarak görülmeye başlanmıştır. Afganistan’da barışın tesisine katkıda bulunmayı teklif ederek, bölgesinde barış ve istikrarın koruması hedefine gönülden bağlı olduğunu göstermek istemektedir. Ayrıca, Afganistan’daki en büyük muharip gücü bulunduran Amerika, sanıyorum anlaşılabilir nedenlerle Türkiye’nin böyle bir toplantıya ev sahipliği yapması fikrine olumlu yaklaşmıştır. Bu davranışları, Amerika’nın Türkiye ile çıkarlarının kesiştiği noktalarda işbirliği yapmaya devam etmek istediğini ifade eden bir jest olarak yorumlanabilir.

Şu an için Taliban karşılıklı ödünlerin verileceği bir müzakere havasında değilmiş gibi görünüyor. Bu yaklaşımları, tarafları biraraya getirerek müzakerelere başlamalarını sağlamak bakımından ne gibi güçlükler doğuruyor?

Güçlükler yarattığı konusunda tamamen haklısınız. Konuya Taliban açısından yaklaştığımız zaman, nihai zafere ulaşmak üzere olduklarına dair kesin bir inançları var. Bu durumda onların gözüyle müzakereler iktidarın nasıl kendilerine devredileceği ile ilgili bir olay. Doğal olarak, Afgan hükümeti ve onu destekleyen koalisyon bu değerlendirmeyi kabul etmeye hazır değil. Böyle bir ortamda özellikle kalıcı çözümler oluşturacak müzakerelere elverişli bir zemin, en iyimser ifadeyle “çürüklükle malul.” Belki beklenebilecek sonuç, mücadelenin sona ermesini sağlamaktan uzak bir takım geçici uzlaşmaların sağlanması olabilir. Buna ek olarak, belirli konularda uzlaşmaya varmanın yetmediğini, tarafların üzerinde anlaştıkları koşullara uymaları da gerektiğini unutmamalıyız. Karşımızdaki soru, Taliban’ın varılacak bir anlaşmayı bütün ülkeyi ele geçirme çabalarına devam etmeden önce kullanacakları bir nefes alma süresi olarak mı değerlendirecekleri.

Sadece bir toplantının barışın inşa edilmesi için yeterli olmayacağı aşikar. Bu ilk toplantıda neler başarılabilir, daha sonraki dönemde ne gibi gelişmeler bekliyorsunuz?

Bu ilk toplantı bize neyin mümkün olabileceğini gösterebilir. Sağlanabilecek en olumlu sonuç, Taliban’ın özlemlerine gem vurabilmek ve onları, barış istiyorlarsa, iktidarı başkalarıyla paylaşmaları gerektiğine ikna etmektir. Bu şekilde düşünüldüğünde, tarafların her birinin ne gibi sorumluluklar üstleneceği ve her birinin hangi güçlerle donatılacağının tanımlanması gereği üzerinde anlaşmak çok iyi bir başlangıç olacaktır. İlk toplantının optimal sonucunun bu olduğu söylenebilir. En kötü sonuç ise tarafların hiç bir konu üzerinde anlaşamadan evlerine dönmeleridir.

Toplantının başarısızlığa uğraması Türkiye açısından ne anlama gelir? Nasıl sonuçlanacağı belli olmayan bir toplantıya ev sahipliği yaparak itibarını tehlikeye atmış olmuyor mu?

Fazla bir risk olduğunu sanmıyorum. Türkiye sadece toplantıya ev sahipliği yapmayı teklif etmiştir. Müzakerelerde bir rol veya sorumluluk üstleneceğine ilişkin herhangi bir açıklama yapmamıştır. Dolayısıyla, eğer görüşmelerden olumlu sonuçlar elde edilirse, Türk hükümetinin başarıdan kendisine pay çıkaracağını, sonuç başarısızlık olursa da, “Biz en iyisini yapmaya gayret ettik” diyerek konuyu kapatacağını tahmin ediyorum.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Yeniden düşünme zamanı 30 Ağustos 2021
Taliban’ın yükselişi 23 Ağustos 2021