14 °C
Didem ERYAR ÜNLÜ
Didem ERYAR ÜNLÜ YAKIN PLAN didem.eryar@dunya.com

Afrika'yı "yardım bağımlısı" olmaktan kurtarmak gerekiyor

Son 60 yılda, zengin ülkelerden Afrika'ya gelen kalkınma amaçlı yardımlar 1 trilyon dolara ulaştı. Buna rağmen Afrika'nın durumunda değişiklik yok. Kıtada kişi başı gelir 1970'lerin altında; nüfusun yarısı günde 1 doların altında gelirle yaşıyor; fakirlik ise son 20 yılda iki kat arttı.

Küresel yardım sektörü 2010 yılında 150 milyar dolarlık bir hacme ulaştı. Bu yardımın yaklaşık yarısı Afrika'ya gidiyor. Fakat gerçek olan şu ki, devletlerin desteklediği, ünlü yıldızların öncülük ettiği yardım kampanyaları, Afrika kıtasının durumunu çok fazla değiştiremedi.

Son atmış yıl içinde, zengin ülkelerden Afrika'ya gelen kalkınma amaçlı yardım miktarı 1 trilyon dolara ulaştı. Oysa Afrika'da kişi başı gelir 1970'lerin çok daha altında. Afrika'da nüfusun yarısı, yani yaklaşık 350 milyon kişi, günde 1 doların altında gelirle yaşamaya çalışıyor. Fakirlik oranı son 20 yılda iki katına çıktı.  

Yardıma bağımlı hale geldiler

Yardım kültürü, Afrika halklarını yardıma bağımlı hale getirirken, kur piyasalarındaki her hareketten etkilenen Afrika ekonomileri, yabancı yatırımcı için çekici pazar olmaktan çıktı. Afrikalı önde gelen aydınların savunduğu görüş, Afrika'nın paraya değil, vatandaşına hesap verecek hükümetlere ihtiyacı olduğu yönünde.

Afrika'ya yönelik yardımlara karşı olan isimlerden birisi Dambisa Moyo. Goldman Sachs'ın eski ekonomistlerinden Moyo, 2009 yılında "Dünyanın En Etkili 100 İnsanı" arasında gösterildi. Zengin ülkelerden gelen paranın, çok sayıda Afrika ülkesini yolsuzluk, yavaş ekonomik büyüme ve fakirlik döngüsüne düşürdüğüne inanan Dambisa Moyo, aynı zamanda "Dead Aid" (Ölü Yardım) isimli kitabın yazarı. "Yardım, kelimenin tam anlamıyla siyasi, ekonomik ve insani bir felakettir" diyen Moyo'nun, dikkat çektiği gerçekler şöyle: "1990'lı yıllardaki borç hafifletme politikalarına rağmen, Afrikalı ülkeler yılda yaklaşık 20 milyar dolar borç ödemesi yapıyorlar. Bu da yapılan yardımların aslında bedava olmadığını gösteriyor. Sistemin işlemeye devam etmesi için ödenen bu borçlar yüzünden, Afrika'da eğitim ve sağlık sorunları görmezden geliniyor. Borçların ertelenmesi, yeni yardımların verilmesi anlamına geliyor ve aynı kısır döngü yeniden başlıyor."

IMF: Yardımlar ekonomik büyümeyi hızlandırmıyor

2005 yılında IMF tarafından yayınlanan bir raporda, uluslararası yardımların Afrika'da ekonomik büyümeyi sağlayamayacağı; dolayısıyla, yardım miktarının artırılmasının, Afrika'nın sorunlarını çözüleceği ifade edildi.

Moyo'ya göre, uluslararası yardımlara yönelik yapılan en önemli eleştiri, yardımların yolsuzlukla olan bağlantısı. Afrika halkına yardım için gönderilen paralar, fakir ülke hükümetleri veya sivil toplum kuruluşları tarafından yaratılan bürokrasi engellerine takılıyor.

"Afrika devletleri organizasyonu olan Afrika Birliği'nin 2002'de yaptığı tahminlere göre, Afrika kıtasında gerçekleşen yıllık yolsuzluk hacmi 150 milyar dolar. Fakat uluslararası finans kuruluşları yolsuzluklara rağmen fon sağlamaya devam ediyor. Henüz olgunlaşmamış bir ekonominin, şeffaf ve hesap verebilir bir hükümete ve sosyal ihtiyaçları karşılayacak etkin bir kamu hizmetine ihtiyacı vardır. Vatandaşlar ise, işe ve ülkelerinin geleceğine inanmaya ihtiyaç duyarlar. Büyük miktardaki yardımların bu hedeflere ulaşmakta yardımcı olamadıklarını gördük" diyen Moyo, durumun bugün de çok farklı olmadığını dile getiriyor.

Bedava para, kötü yönetimi getiriyor

Moyo şu şekilde devam ediyor: "Para dışardan geldikçe, kötü yönetim devam ediyor; çünkü hazır paraya alışan hükümetlerin, vergi artırmak, vatandaşlarına hesap vermek gibi, herhangi bir sorumlulukları kalmıyor. Hükümetlerin yapması gereken tek şey, iktidarlarını sürdürebilmek için yabancı bağışçıları etkilemek ve onlardan para tedarik etmek oluyor. Borç dünyasında sıkışan hükümetler, finansman için daha iyi, daha şeffaf yollar arayışına girmiyorlar. Yardım sistemi kapsamında, tek yaptıkları telefonu kaldırıp, bağışçı ajanslara yeni fon akışı talebinde bulunmak. Bu hükümetlerin cüzdanın yüzde 70'inden fazlasını yabancı yardımlar dolduruyor."

Marshall Planı Avrupa'yı kurtardı!

Uluslararası yardımları savunanların öne sürdüğü örnek ise Marshall Planı. İkinci Dünya Savaşı sonrası uygulanan Marshall Planı sayesinde, çok sayıda Avrupa devletinin ekonomik çöküntüden kurtulduğunu savunanlar, Afrika'da da iyi bir politika ortamı oluşturulduğu takdirde, yardımların işe yarayacağını ifade ediyorlar.  Moyo bu görüşü de kabul etmiyor. Bunun nedeni, Marshall planının, mevcut yardımlardan farklı olarak kısa, sınırlı ve yenilikçiliği destekleyecek bir nitelikte olması.

Yardım, başarı getirmiyor

Ucu açık yardımlara bağımlı hale gelen ülkelerin başarılı olamadığı; başarıyı yardıma bağlamayan ülkelerin kazandığı ortada. Çin, Hindistan veya Güney Afrika bunun en somut örnekleri. Peki Afrika'da fakirliği önlemenin ve ekonomik büyümeyi sağlamanın yolu ne? Moyo'nun öncelikleri şöyle;

. Afrika ülkelerinin nakit toplayabilmek için tahvil ihraç etmesi gerekiyor.

. ABD ve Avrupa gibi geleneksel sermaye piyasaları ile rekabette zorlanacak olan Afrika'nın, Orta Doğu ve Çin gibi farklı piyasalardaki fırsatları değerlendirmesinde fayda var.

. Afrika ülkelerinin kredi derecelendirme notu almaya odaklanmaları önem taşıyor.

. Hükümetlerin daha çekici vergi yapıları oluşturarak, bürokrasi ve yolsuzluğu azaltarak daha fazla doğrudan yabancı yatırımcı çekmeye ihtiyaçları var.

. Afrikalı devletlerin; Çin başta olmak üzere, uluslararası ticareti artırmaya odaklanmaları gerekiyor.

. Batılı devletlerin yapması gereken ise, sadece vermekten vazgeçmek.