Afrika’da gidecek daha çok yol var

Serbest Kürsü
Serbest Kürsü

Cem PERDAR

İhracat Yöneticisi
cperdar@gmail.com

Afrika, dünya nüfusunun yüzde 15’ine denk gelen 1.2 milyar kişiyi barındıran dev kıta. Yaş ortalaması olarak da (18) dünyanın en genç kıtası unvanını elinde bulunduran Afrika’da toplamda 58 ülke bulunuyor. Günümüzde ticari olarak birçok ülkenin hedefinde bulunan Afrika Kıtası’nı 5 farklı bölge altında incelemek doğru olur: Kuzey Afrika, Sahra Altı Batı Afrika, Sahra Altı Orta Afrika, Sahra Altı Doğu Afrika, Güney Afrika havzası ve adalar. Sanayi devriminden sonra birçok Batılı ülkenin iktidar mücadelesine şahit olmuş bu kıta, son dönemde de Çin, Brezilya, Hindistan, Türkiye, Belçika, Fransa, Almanya gibi ülkelerin de ihracat yarışına girdiği bir ticaret sahası haline geldi.

Kıtaya ihracatımız yüzde 36 arttı

Afrika’yı Türkiye özelinde incelersek, ülkemizin son dönemde daha da gelişen ihracat stratejileri doğrultusunda Afrika Kıtası’nın birkaç adım daha öne çıktığını görebiliriz. Türkiye’nin 2021 yılındaki ihracat rakamı bir önceki yıla kıyasla %32,85 artışla 225 milyar 368 milyon dolara ulaştı. Bu rakamın %8,5’lik kısmını ise 19.4 milyar dolar ile Afrika Kıtası oluşturuyor. Türkiye 2020 yılına göre kıtaya gerçekleştirdiği ihracat hacmini yaklaşık 5.1 milyar dolar yükselterek %36’lık bir artış yakaladı. İhracatımızın Afrika kıtası içindeki dağılımına kısaca bir göz atacak olursak, pastanın en büyük dilimini 12.25 milyar dolar ile Kuzey Afrika ülkeleri aldı. Bu bölgeyi sırasıyla; 3.36 milyar dolar ile Batı Afrika ülkeleri, 1.98 milyar dolar ile Doğu Afrika ülkeleri, 1.23 milyar dolar ile Güney Afrika havzası ülkeleri ve adalar, son olarak ise takribi 0,5 milyar dolar ile Orta Afrika ülkeleri izledi. Özellikle 2010 yılından beri Türkiye’nin Afrika kıtasına olan ihracat rakamlarının artış eğiliminde olduğunu görüyoruz:

Türkiye’nin Afrika’ya gerçekleştirdiği ihracat rakamları (milyar $)

2017        10.3

2018        14.2

2019        15.5

2020        14.2

2021        19.4

Navlun bedelleri Afrikalı alıcıyı Türkiye’ye çekti

2020 yılındaki pandemi kaynaklı ticari düşüş eğiliminden sonra 2021 yılı Türkiye çıkışlı ihracatın, Afrika rotasına olan ağırlığındaki en önemli sebeplerden biri dünya genelinde navlun fiyatlarının 4-5 katına çıkması olarak gösterilebilir. Pandemi öncesine kadar Çin, Hindistan, Brezilya gibi Afrika kıtasına göreceli olarak Türkiye’den daha uzak mesafelerdeki ülkelerin navlun fiyatlarının fahiş boyutlara çıkması, Türkiye için ciddi bir avantaj doğurdu. Çin ile Afrika limanları arasındaki navlun bedelleri 3-4 bin dolar seviyelerinden 14-15 bin dolar seviyelerine kadar yükseldi. Bu da Afrikalı alıcılara ciddi bir fiyat dezavantajı oluşturarak, ticaret rotalarını, navlun avantajını Çin-Brezilya gibi ülkelere karşı elinde bulunduran Türkiye’ye döndürmelerini sağladı. 2021 yılı boyunca Türkiye çıkışlı navlunlarda da kontrolsüz denebilecek boyutlarda artışlar yaşansa da yukarıda belirttiğim Uzak Doğu ve Güney Amerika limanlarına göre, konteyner fiyatları çok daha makul seviyelerde kaldı.

Navlun krizine enerji maliyetleri eklendi, Çin ürünleri cazibesini yitirdi

Her ne kadar navlun fiyatlarında Türkiye, diğer ihracatçı rakiplerine göre avantajlı gibi görünse de 2021 yılının özellikle 2. çeyreğinden sonra ihracatçıların büyük bir bölümü müsait konteyner ve uygun gemi bulma konusunda büyük bir darboğaz yaşadı. Ancak bu güçlüklere rağmen, Türkiye 2021 yılını tüm zamanların ihracat rekoruyla tamamlamayı başardı.

Buna ek olarak, 2021 yılıyla beraber enerji fiyatlarının kriz boyutunda tırmanışa geçmesi de Çin ve Hindistan gibi global ihracatçıları negatif anlamda oldukça etkiledi. Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi ve ihracat alanında en ağır topu olan Çin, pandemi sonrası çok ciddi enerji problemleriyle karşı karşıya kaldı. Ülkedeki kömür fiyatlarının dört kat artmasıyla, birçok bölgede ciddi elektrik kayıpları yaşanıyor. Bunun sonucunda da üretim tesisleri imalatlarına ara vermek durumunda kalıyor. Sonuç olarak hem yüksek enerji fiyatları hem de üretim bandındaki stabilitenin sağlanamamasından dolayı, Çin menşeili ihracat ürünlerinde de ciddi oranda birim fiyat artışları yaşanıyor. Bu artışların üstüne fahiş sayılabilecek navlunlar da eklenince, fiyat avantajından dolayı tercih edilen Çin ürünleri eski cazibesini kaybetmiş görünüyor.

Kaliteli ürün ve rekabetçi fiyat Türkiye’ye pozitif yansıdı

Yıllardır Afrika pazarındaki payını arttırma ivmesinde olan Türkiye ise bu açığı çok iyi değerlendirerek, 2021 yılını Afrika kıtasında son dönemlerin en büyük sıçraması ile kapattı. Türkiye’de üretilen ürünlerin gerek yüksek kalitesi, gerekse de fiyat olarak rekabetçi olması, Afrika kıtası pazar dinamikleri doğrultusunda ülkeye ciddi bir kazanç kaynağı oldu. Ancak Türkiye’nin genel ihracat rakamlarına baktığımız zaman, Afrika kıtasının payının hala mütevazı seviyelerde olduğunu görüyoruz. Kıta detayına biraz inersek, şahsi görüşüm özellikle Sahra altı ülkelerde gidilecek yolun daha çok uzun olduğudur. Ruanda, Uganda, Madagaskar, Kongo, Kamerun ve Angola gibi hem doğal hem de ticari kaynaklar bakımından zengin olan ülkelerin, ülkemizden daha çok ihracat ürünü alabileceği ve bu ülkelerle ilişkilerin ticari boyutta daha da geliştirilebileceği düşüncesindeyim.

Kuzey Afrika, bölge olarak Türkiye’nin kıtaya olan ihracatında öne çıkarken, Senegal, Fildişi Sahilleri, Nijerya gibi kıtanın batı yakasında kalan ülkelerin diğer sahra altı komşularına göre birkaç adım ileride olduğunu net bir şekilde görebiliyoruz. Bu ülkeleri de ihracat rakamları anlamında kıtanın doğu tarafından Somali, Sudan, Tanzanya ve Kenya takip ediyor. Orta Afrika havzasından Nijer, Kamerun, Çad gibi ülkelerin ise Türkiye ile ticari mesaisi diğer kıta komşularına göre nispeten daha geriden seyrederken gelişmeye oldukça açık bir potansiyel barındırıyor.

Sonuç olarak, henüz başlarında bulunduğumuz 2022 yılı itibariyle dünya genelindeki navlun ve enerji krizi hız kesmeden devam ediyor. Özellikle 2021 yılının 3. ve 4. çeyreklerinde hızlı yükselen maliyetler globalde tüm üreticileri etkileyeceği gibi, Çin ve diğer Asya ülkeleri üzerinde daha da negatif bir etki gösterecek gibi duruyor. Bu durumun ise ülkemize daha fazla ihracat, daha fazla sıcak para girişi olarak yansıması mümkün görünüyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Biz demiştik diyelim mi? 09 Mayıs 2022