Ağustos Enflasyon Raporu
Yılın üçüncü enflasyon raporu toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıdan önce merak edilen konuların başında yıl sonu enflasyon tahmininin hangi rakama güncelleneceği vardı. Diğer bir konu da fonlama maliyeti ve politika faizine dair yapılacak yönlendirmeydi.
Yurt içi ve yurt dışı gelişmeler
Başkan Fatih Karahan yaptığı sunumda öncelikle yurt dışı koşulları özetledi. Petrol fiyatlarının son dönemde tekrar artmış olması, küresel enflasyon beklentilerindeki artışlar ve büyüme beklentilerinin aşağı yönlü güncellenmesi bu bölümün önemli iletişimiydi. İhracat ağırlıklı büyüme endeksinin ilk enflasyon raporundaki %2.3’lük seviyesinden %1.6’ya gerilemesi ihracatımız açısında işlerin ne kadar zorlaştığını net bir şekilde gösteriyor. Gelişmiş ülkelerde faizin %2.7’den %3.1’e yükselmiş olması da yine Türkiye ekonomisi aleyhine olan bir gelişme.
Sonraki bölümde Başkan yurt içi ekonomik gelişmelerden bahsetti. İç talebin zayıfladığını, hizmetler sektöründe 2020 yılından beri yaşanan hızlı büyümenin artık yataylaşmaya başladığını vurguladı. Sanayi üretiminde ise 2026 yılında büyüme eğiliminin arttığını göstermekle birlikte bu büyümenin sektörlerin geneline yayılmadığını vurgulayan bir yansı kullandı.
Kapasite kullanımında 2024 yılından beri gözlenen aşağı yönlü eğilimin sürdüğünü, bu durumun sıkı para politikası koşulları yanında zayıf dış talepten kaynaklandığını belirtti. Soru – cevap bölümünde de konuşulduğu üzere, Başkan sanayi üretimindeki zayıf artışın daha ziyade kapasite kullanımındaki düşüşten kaynaklandığını, üretim kapasitesinde bozulma olmadığını söyledi. Bu durum bir süredir konuştuğumuz ve üzerinde daha fazla durulması gereken bir konu.
Sunumdaki diğer bir önemli yansı ise çıktığı açığı üzerineydi. Çıktı açığı bilindiği gibi mevcut ekonomik aktivitenin potansiyel büyümeye göre durumunu gösteriyor. Sunumdan görüldüğü gibi çıktığı açığı belirgin bir şekilde ancak 2026 yılının ilk çeyreğinde negatif oluyor. Bir başka deyişle, tüm çabalara ragmen ekonomi 2026 yılının ilk yarısına kadar belirgin bie şekilde yavaşlamadı.
Dolayısıyla, sektör bazında enflasyonist baskılar güçlü kaldı. İran- ABD savaşının büyüme üzerindeki etkilerine ek olarak hem banka kredilerinde büyümesi sınırlarının düşürülmesi, hem de kredi kartları limitlerine dair alınan kararlar iç talebin belirgin şekilde yavaşlamasına neden oldu. Bu dönemde uygulanan ücret politikalarının da neticesi olarak reel alım gücü yıl içerisinde geriliyor.
Ayrıca, altın fiyatlarındaki gerilemenin yarattığı iç talebi baskılayıcı etkiyi Başkan Karahan soru-cevap bölümünde tekrar vurguladı. Sonuç olarak, sıkı para politikasının yaratmasını beklediğimiz etkileri 2026 yılının ilk yarısından itibaren görmeye başladık diyebiliriz.
TCMB’nin enflasyon tahminleri nasıl değişti?
Başkan Karahan enflasyon tahmini yaparken kullanılan varsayımları şöyle açıkladı: Petrol fiyatları varsayımı 89.4 dolardan 87.8 dolara güncellendi. İthal fiyatları enflasyonu %6.3’ten %6.9’a güncellendi. Yıllık gıda fiyatları artışı %26.3’ten %28.5’e yükseltildi. Bu çerçevede, yıl sonu enflasyon tahmini %26’dan %28’e yükseltildi. 2027 tahmini %15 olarak korunurken 2028 yılı için %9 tahmini yapıldı. Başkan Karahan tahminleri özetledikten sonra dezenflasyon politikasının bileşenlerini tekrarladı ve sıkı para politikasının süreceğini söyledi.
Toplantıda yapılan iletişimden, mevcut yerel ve küresel koşullar altında, TCMB’nin fonlamada normalleşmeye gidebileceğini anlıyoruz. Biz ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinde (AOFM) kademeli düşüş için yakın zamanda uygulamaya geçilebileceği tahminimizi sürdürüyoruz. Eylül ayı sonunda, uygun koşullara bağlı olarak, AOFM %37’ye gerileyebilir.
Geriye kalan iki PPK toplantısında, yine uygun koşullara bağlı olarak, politika faizinde toplamda 100 ila 200 baz puanlık indirim yapılabilir. TCMB’nin %28 olan yıl sonu enflasyon tahmini ile %35 politika faizi beklentisi uyumlu görünürken, bizim %29.5 olan yıl sonu enflasyon tahminimize göre %36 politika faizi tutarlı duruyor.