Ah şu sanal paralarımı bir yastık altı yapabilsem

Aslı GEDİK
Aslı GEDİK VERGİ PORTALI Asli.gedik@pwc.com

Elle tutulmayan, gözle görülmeyen paraya, “para” mı denir? Annem “çocuğum para fazla ellenmez, herkesin eli değiyor” diyemeyecekse, yastık altı yapamayacaksam ne anlamı kaldı bu paranın. Ancak T.C. Merkez Bankası 11. Kalkınma Planı çerçevesinde blok zincire (blockchain) dayalı olan yeni bir kripto ana para üretecek ve bu kripto para birimi (cryptocurrency) Türk vatandaşlarınca kullanılabilecek diye açıklayınca, bizim de artık yavaştan yavaştan kripto varlıklara ısınmamız şart oldu.

Belki bu konular çoğumuzun bilmediği derin sular ama önümüz yaz, derin sularda yüzme zamanı. Bir yandan da baktığımızda kripto piyasası 2017 ve 2018 verilerine göre 547milyar dolara ulaşmış durumda, 1,500’den fazla kripto para dolaşımda (veriler coinmarketcap’den alınmıştır). Kripto paraların değerindeki yükseliş, fiyatın volatil (hızlı değişkenlik) olması Bitcoin’inin piyasadaki dolaşımını 100 ile 300 milyar dolar aralığına oturttu. Eh durum böyleyse, elden ancak öğrenmek gelir. Sanmayın ki kripto para uzmanıyım. Benimkisi sadece biraz merak, biraz da Bitcoin alsam finansal tablolarda nereye koyacağım sorusuna cevap.

Bitcoin bir şifre mi?

“Bitcoin, Ether gibi popüler olan kripto para birimleri nedir? ” diye soracak olursanız, kısaca: Şifreli (crypto) ve currency (parabirimi) anlamına gelen, tüm para transferleri ve işlemlerinin cryptography kullanılarak bilgisayar ortamında korunmalı olarak saklandığı dijital/sanal para birimleridir. İnternet ortamındaki bu işlemler blockchain denilen merkezi olmayan dijital defterlerde kayıt altına alınır. Bence dijital varlık (digital tokens) dünyasında kripto para birimi (cryptocurrency) ayrıcalıklı bir yer hak ediyor. Sanal para birimlerinin, ne fiziksel varlığı var, ne de herhangi bir para birimine endeksli. Arkasına devlet veya merkez bankası güvencesi almamış, bir varlık veya emtia ürüne bağlı olmayan, taraflar arasında alış -satış yapmayı (medium of exchange) hedeflemiş bir dünya varlığı. Değeri de piyasadaki anlık arz ve talebe göre sürekli değişiyor. Tut tutabilirsen. Bu piyasanın kralı “Bitcoin”, alımlı, çalımlı, 2009 doğumlu. Onu popülerlikte lakabı “Ether” olan Ethereum takip ediyor ama 2015’de piyasaya girmesinden dolayı daha çömez sayılır. Ya “Libra’ya” ne demeli.

Sanal varlıklar sağladıkları haklara göre farklı çeteler oluşturmuşlar: Kripto para birimciler (cryptocurrencies - payment tokens) bir tarafta, varlık veya hizmet kullanım hakkı verenler (utility tokens), varlık elde etme hakkı verenler (asset backed tokens), ortaklık hakkı verenler (security tokens) başka tarafta. Aramızda kalsın, aralarında husumet var galiba.
Bu sanal varlıkları ucundan yakaladım yakalamasına da, aklımda bir sürü soru var: Kripto parayı alsam finansal tablolara koyabilir miyim, hangi Uluslararası Finansal Raporlama Standartları (UFRS) derdime derman olur? Acaba bilançoya kaydetmek için varlık tanımına uyuyor mu?
Piyasada 1,500’den fazla sanal para olduğunu düşünecek olursanız, bu elektronik paralarının her birinin farklı özellikleri ve satın alanların da farklı maksatları olabilir. Bu durumda bir sanal paraya uygulayacağınız muhasebe standardı, diğeri için geçerli olmayabilir.

Nakit desem olur mu?

UFRS Kavramsal Çerçevesi’ne göre “varlık” (asset) geçmişte olan işlemlerin sonucunda ortaya çıkan ve halihazırda işletmenin kontrolünde olan ve gelecekte işletmeye ekonomik fayda sağlaması beklenen değerlerdir. Bizim sanal paraların varlık tanımına uyduğunu varsayalım, bu durumda nakit ve nakit benzeri mi diyeceğiz, stok mu, maddi olmayan duran varlık mı yoksa nakdi olmayan finansal varlıklar mı? Ayıkla bakalım pirincin taşını…
“Nakit ve nakit benzeri” demek en kolay yolu olurdu ama… Bu sanal paralar devlet tarafından basılmadığı, güvence altına alınmadığı, tedavülü zorunlu (legal tender) kapsamında olmadığı ve fiyatlaması bir hizmet veya ürüne dayanmadığı için nakit ve nakit benzeri olarak sınıflandırmak TFRS’lere göre mümkün olmuyor. Oysaki nakit ve nakit benzeri sınıflamasına ne umutlar bağlamıştım, ey kader!

Sabit kıymet sınıflandırması hiç olmaz, yerinde durmuyor ki bu meret.

Stok mu desem acaba? Kulağa da hoş geliyor. Değeri düşünce yastık altı yaparım, sonra da piyasaya sürüp köşeyi dönerim. Stoklarla ilgili 2 numaralı Türkiye Muhasebe Standartları’na göre stokların fiziksel olması şart değil, ancak işletmenin olağan iş akışı içinde satılmak üzere elde tuttuğu varlıklar olması gerekiyor. Bu durumda benim gibi elinizde belirli süre tutup değer kazansın diye düşünüyorsanız yani yatırım amaçlı aldıysanız (capital appreciation), bu durumda elinizde tuttuğunuz sanal varlıklara “stok” demeniz zor. Yok iş akışım budur derseniz, stok olarak sınıflandıracağınız kripto varlıkları maliyet değeri ile net gerçekleşebilir değerinden düşük olanıyla ölçeceksiniz. Bu işin brokeriyim, alım satıma aracılık yapıyorum derseniz o zaman durum başka. O zaman bu stokları satış maliyetleri düşülmüş gerçeğe uygun değer üzerinden ölçüp, değer artış azalışlarını kar zararda muhasebeleştirirsiniz.

İşte en güzeli… Maddi olmayan duran varlıklar. Elle tutulmaz, gözle görülmez, fiziksel formu yok, nakit değil, satılabilir, takas edebilir veya transfer edilebilir özellikleriyle belirlenebilir (identifiable) tanımına uyan, kontrol edebildiğim (işletmenin ilgili varlıktan ortaya çıkan gelecekteki ekonomik yararları kullanabilme ve başkalarının bu yararlara erişimini kısıtlama gücü olması durumunda, bu varlıktan ekonomik yarar sağlama gücü, kısaca “ I’ve got the power”) varlıklar. Bizim sanal varlıkların maddi olmayan tanımına uyma ihtimali kuvvetle muhtemel. Bu sanal varlıkların maddi olmayan varlıklar olarak sınıflandırırsam, maliyet yöntemine göre ölçeceğim, yani itfa edeceğim veya yeniden değerleme yöntemini seçeceğim.

Son gelişmeler

Konu güncel olunca, kripto paralara da talep gittikçe artınca, Muhasebe Standartları Kurulları da boş oturacak değil tabi. UFRS’leri yayımlayan Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu (IASB) da, Amerika’da Kabul Görmüş Muhasebe Standartları’ını yayımlayan Kurul (FASB) de geçen sene konuyla ilgili araştırma projelerini oluşturdular. Ağırlıklı görüş kripto para birimlerinin (cryptocurrencies) maddi olmayan duran varlık olarak sınıflanması yönünde olsa da maliyet ölçüm yönteminin işin özünü yansıtıp yansıtmadığı, gerçeğe uygun değer ile ölçülürse de bu değerin nasıl bulunacağı ile ilgili tartışmalar sürmekte.

Tartışmalar sadece muhasebe ve raporlama cephesiyle sınırlı değil. Yatırım dünyasında da paranın tahtına göz diken sanal paralar bir yana; elimde tutayım, yaz güneşi gibi sarı sarı parlasın diyen altıncılar bir yana.

Dediğim gibi bu sefer derin sulara daldık, ancak bu sular daha nice keşiflere açık. Bilenler, duyanlar, keşfedenler, yorumlarıyla katkılarını esirgemesinler.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Karbon ekonomisi 21 Ağustos 2020
Transfer sezonu açıldı 07 Ağustos 2020