Ahmet Eren iş dünyasının tecrübeli lideri
Geçtiğimiz akşam ülkemizin önemli iş insanlarından, İstanbul Holding Yönetim Kurulu Başkanı sevgili Murat Kalsın’ın davetlisi olarak bir organizasyona iştirak ettim. Sanayi ve Teknoloji eski Bakanı, Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’nün moderatörlüğünde gecenin davetlisi Eren Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Eren idi. Yemeğe dahil otuz kişiyle birlikte Ahmet bey’in sıfırdan başlayıp geldiği noktayı büyük bir heyecan ile dinledik.
Türkiye’de iş dünyası genellikle yüksek sesle konuşanları, sık sık ekranlara çıkanları ve iddialı sloganlar atanları öne çıkarırken, bazı liderler vardır ki, gürültüye ihtiyaç duymadan iz bırakırlar. İşte bu akşam Ahmet Eren’in, bu sessiz ama derin etkili liderliğin en güçlü örneklerinden biri olduğuna tanıklık ettik. Ahmet Eren’in hikâyesi, yalnızca bir şirketin büyüme öyküsü değil; aynı zamanda Türkiye’de sanayinin nasıl kök saldığına, nasıl direnç kazandığına ve nasıl çeşitlenerek ayakta kaldığına dair önemli ipuçları barındırıyor. Dinlemeye doyamadığımız bu başarı öyküsünü köşeme taşıyarak herkesin tanıklık etmesini tercih ettim bu hafta.
Ahmet Eren 82 yaşında. Gençlere taş çıkartacak kadar heyecanlı, motivasyonundan hiçbir şey kaybetmemiş, adeta 40’lı yaşlarda. Tüccar bir aileden gelmiyor, Bitlis’de ilk ve orta öğrenimini tamamladıktan sonra İstanbul İktisat’ı kazanarak büyük şehre adım atıyor. Kariyer yolculuğu, Maliye Bakanlığı’nda Hesap Uzmanlığı ile başlamış.
Bu detay çoğu zaman gözden kaçar; oysa bu geçmiş, onun iş yapma tarzının da anahtarı olmuş. Mali disiplin, hesap verebilirlik ve uzun vadeli düşünme, onun ellerinde Eren Holding’in DNA’sına da yerleşmiş. Devlet tecrübesiyle şekillenen bu bakış açısı, özel sektöre geçişle birlikte risk almaktan kaçınan değil; riski ölçen, yöneten ve zamana yayan bir iş modeline dönüşmeyi başarmış. Bugün Eren Holding’in enerji, çimento, kağıt, perakende ve liman işletmeciliği gibi birbirinden farklı ama stratejik alanlarda faaliyet göstermesi tesadüf olmasa gerek.
Sanayide sessiz ama derin bir çeşitlenme
Türkiye ekonomisinin zorlandığı dönemlerde birçok şirket tek bir alana sıkışıp kalırken, Eren Holding sektörel çeşitliliği bir sigorta mekanizması olarak kullanmayı başarmış. Enerjide üretici, çimentoda sanayici, kağıtta üretim gücü, limanlarda lojistik akıl. Bu yapı, holdingi yalnızca büyük değil; aynı zamanda dayanıklı kılmayı da başarmış. Bugün küresel ticarette yaşanan dalgalanmalar, enerji fiyatları, tedarik zinciri problemleri konuşulurken Eren Holding’in ayakta kalabilmesinin ardında belli ki bu stratejik denge yatıyor.
Ahmet Eren, iş dünyasında sıkça rastladığımız “görünür liderlik” anlayışının dışında bir yerde duruyor. Medyada az, sahada çok. Söylemden çok sistem kuran, gündemden çok kurumsal hafıza inşa eden bir yaklaşıma sahip. Kendisini dinleyince daha net bu fikre sahip olduğumu söyleyebilirim. Belki de bu yüzden, Eren Holding’in büyümesi sessiz, istikrarlı ve kalıcı olmuş.
Sermaye birikimi kadar sosyal sorumluluk
Eren’i yalnızca rakamlarla okumak eksik olur. Eğitimden sosyal projelere uzanan katkılar, onun sermayeyi yalnızca ekonomik değil, toplumsal bir değer olarak gördüğünü gösteriyor. Anadolu ile bağını koparmayan, geldiği yeri unutmayan bir sanayici profili. Bu yönüyle Ahmet Eren, klasik holding patronu tanımının ötesinde, sanayi kültürü taşıyan bir kuşağın temsilcisi olarak da öne çıkıyor.
Ahmet Eren’in beni en çok etkileyen girişimlerinden birisi ise memleketi Bitlis’de kurduğu Özel Eren Fen ve Teknoloji Lisesi. Bu lise tümüyle ücretsiz ve başarılı öğrenciler yetiştirmek için kurulmuş, İngilizce ve Çince eğitim veren son derece etkileyici bir okul. Eren Ailesi'nin Bitlis'le ilgili hayallerinden biri olan, bölge çocuklarına dünya standartlarında bir eğitim ortamı sunma hedefiyle kurulmuş. Her ne kadar üniversite ve farklı okulları da inşa ederek devlete hibe etmiş olsa da, Ahmet Eren için bu okul çok özel. Tek endişesi ise burada yetişen gençlerin Türkiye’de kalıp kalmayacakları.
Zeynep Bodur, Faruk Kayar, Osman Okyay, Sacit Zorlu gibi çok seçkin iş insanlarından oluşan gecede Ahmet Eren’in “ilk sıraya ülkemiz menfaatlerini koyun, siyasi düşünceniz dini inancınız gibi konular sonra gelsin” tavsiyesi çok kıymetliydi. Bugün 14.000 kişiye istihdam yaratan ve ülkemiz ihracatına da büyük katkı sunan önemli bir iş insanını taşıyarak köşeme biraz farklılık yaratmak istedim. Bugün Türkiye’nin ihtiyacı olan şey, sadece hızlı büyüyen şirketler değil; krizlere dayanıklı, üretime dayalı, uzun vadeli düşünebilen yapılar. Ahmet Eren ve Eren Holding’in hikâyesi, tam da bu ihtiyacın ete kemiğe bürünmüş hali.