Akıl yaşta mı?
Son dönemde yeni bir uygarlık sistemine geçiş yaptığımız herkesin fark edebildiği bir olgu. Sosyal normlarımızdan çalışma pratiklerimize, üretim süreçlerimizden bilgi-enformasyon sistemleri ile etkileşimimize kadar hayatımızın her aşamasında yepyeni dinamikler var.
Endüstri 4.0 olarak tanımlanan ve nesnelerin interneti (IOT), yapay zeka, robotik, büyük veri vs. üzerine inşa edilen bu yeni dünya, eski deneyimlerimizin çok dışında. İhtiyaçlarımız, arayışlarımız, duygu ve düşünce dünyamız bir başka evrenin koşullarına göre şekilleniyor sanki. Gerçek ile sanalın iç içe geçtiği bu paralel kozmos, insanoğlunu veriye dönüştürerek algoritmaları insan sezgisinin ve düşüncesinin önüne geçiriyor.
Yavaşlığa tahammülü olmayan bu sistemde klasik ekonominin arz-talep dengesi yerine e-ticaret platformları ya da finans algoritmaları üzerinden gelen anlık veriler piyasaları düzenliyor. Zaman mekan algılarımız küresel ve coğrafyasız bir pazarda 7/24 işleyen bir üretim zinciri ile yeniden şekilleniyor. Gece ve gündüz, aydınlık ve karanlık birbirine karışmış durumda. Derin uykularımız bitti; derin düşüncelerimiz ve derin duygularımız gibi. Biz artık eski biz değiliz.
İleri yaş ve küresel siyaset
Küresel siyasetin de alışılageldik kalıpların ötesine geçtiğini kolayca görebiliyoruz. Artık siyasi liderler de ulusal sınırlarını aşan takipçiler ya da düşmanlar kazanabiliyor; fikirleri dünya sathına hızla yayılabiliyor. Dünya üzerindeki her konu bizim konumuz haline geldiğinden, siyasi liderler de güncel yaşamlarımız üzerinde etki yaratma imkanına sahip olabiliyor. Özellikle küresel sistemin başat aktörleri söz konusu olduğunda “ABD, Çin ya da Rusya liderinden bana ne?” diyemiyoruz. 'Liderlik müessesesi' artık kastlaşmış bir yapı, tabiri yerindeyse bir örgüt olarak tüm küresel toplumu birlikte yönlendiriyor.
Peki bu yeni liderlerin özellikleri ne? Nasıl bir ortak yönleri var? Yeni dünyadaki bu özel konumlarının temeli neye dayanıyor? Bunun ilginç bir karşılığı var: küresel liderlerin tamamı eski dünyada 'yaşlı' kategorisine giriyorlar. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2015 tarihli raporunda ve Birleşmiş Milletler’in demografik istatistiklerinde 65 yaş ve üzeri bireyler yaşlı olarak kabul ediliyor. Dünya genelinde yaş ortalaması 31 iken bu rakam AB ülkelerinde 45 civarında. Üstelik bu rakam hızla ileriye doğru kayma eğiliminde; yani ortalama yaş yükseliyor.
Yaşlılık olgusunun rakama indirgenmesinin temelinde bireyin üretim süreçlerindeki varlığı açısından baz oluşturacak ortalama bir emeklilik sınırı ihtiyacı yatıyor. Yani yaşlılık kişiye özel değil, genele uyacak şekilde tanımlanıyor. Ve fakat bu tanımlar Endüstri 4.0 uygarlığının tıbbi çözümleri, longevity imkanları ve yeni sosyolojik yapı dikkate alınmadığından oldukça sıkıntılı. Her şeyin kişiye özel hale geldiği bu yeni dünyada yaşlılığın genel bir kategori olarak 20. yüzyılın normlarıyla tanımlanması sorunlu.
Yuval Noah Harari “21. Yüzyıl için 21 Ders” kitabında biyolojik yaşlılık ve ekonomik güç arasında bir bağ kuruyor ve zenginlerin yaşlılığı yavaşlatan tedavilere erişerek 'biyolojik olarak genç' kalabileceğini iddia ediyor. Ona göre biyoteknolojideki gelişmelere paralel olarak gen terapisi, organ nakli ya da yeni gelişen yaşlanma karşıtı tedavilerle zenginler yeni bir sınıfsal ayrıcalık daha edinecekler. Böylelikle insan ömrünün belirli ayrıcalıklı sınıflar için uzaması ve çok daha sağlıklı hale gelmesi de mümkün olabilecek.
Yaşsız liderler
En son Şangay Konferansı'nın törenleri sırasında Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Putin arasında geçen bir konuşmanın açık mikrofondan yansıması hayli popüler olmuştu. İki lider 'ömrün uzaması ve ölümsüzlük' üzerine konuşuyordu. Putin açık mikrofondan yansıyan bu konuşmayı doğrulayarak 2025 yılında 65 yaş ve üzeri insanların 5-6 yaşındaki çocukların sayısından fazla olacağını ve bunun sosyal, ekonomik ve politik sonuçları olacağını söylemişti.
Jinping de benzer şekilde eskiden insanların nadiren 70 yaşına gelebildiğini, oysa bugün 70 yaşındaki birinin hala çocuk sayılacağını vurgulayarak, 150 yıllık bir ömrün normalleşeceğinden söz etti. Birisi 72, diğeri 73 yaşında ve henüz ergenlik(!) dönemini yaşayan iki dünya liderinin bu sohbeti, kuşkusuz 79 yaşındaki Trump’ın, 74 yaşındaki Modi’nin, 71 yaşındaki Erdoğan’ın da hemfikir olabileceği söylemlerdi. Bu beşli birçok dergide bugünün dünyasının en güçlü liderleri olarak gösteriliyordu.
Eski Yunan’dan bu yana ileri yaştaki liderlerin yönetimine verilen ve daha ziyade deneyim ve kıdemi esas alan 'gerontokrasi' terimi kimilerine göre bugünü tanımlayan en doğru kavram. Lakin yaşlılık tanımlaması da diğer tüm sosyolojik kalıplar gibi eski içeriğinde değil. Yeni uygarlık düzeninde ileri yaştakiler eski deneyimlerine dayanarak liderlik tesis etmiyorlar.
Aksine yeni deneyimlere gençlerden daha hevesli bir biçimde açıklar. İleri yaştaki bu insanları seçilebilir kılan ve liderleştiren faktör de bu. Onlar rakamlarla tarif edilemeyen 'hibrid' kişilikler. Hem geleceğe yönelik ihtirasları, planları ve dünyayı akışına bırakmak yerine ellerinde tutma hedefleri var hem de geçmişin kalıplarını erdem olarak sunma ve muhafazakarlığı popülerleştirme eğilimleri. Artık yaş sadece bir rakamdan ibaret!