Aklıma takılan sorular
Gazze’deki katliamın bitmesi için atılan her adım önemli. Birleşmiş Milletler toplantısındaki genel durum ortaya koydu ki, kimse artık bu yaşananlara kayıtsız kalamaz. Avrupa halkları da dahil, İsrail’e tepkiler çığ gibi büyüdü. Netice itibarı ile herkes BM toplantısı sonrası “acaba ne olacak” sorusunu sordu durdu.
BM toplantısı esnasında yapılan görüşmeler, Türkiye’nin oynadığı önemli rol, Netanyahu’nun konuşması esnasında gösterilen tepkiler, ABD Başkanı Trump’ı hamle yapmak zorunda bıraktı. İsrail’in gaddarlığına ve işgaline devam kararı beklenirken, Trump bir barış antlaşması sundu Hamas’a. Bu, doğal olarak “savaşın bitmesi ümidi” ile “bir oyun mu tedirginliğini” bir arada düşündürdü dünyaya. Şimdi süreci ve akıllardaki soruları tek tek değerlendirelim.
İlk olarak, Trump ne sundu? Rehineler serbest bırakılacak. Karşılığında İsrail’de hapishanelerdeki Filistinlileri serbest bırakacak. Hamas devreden çıkacak ve Gazze’yi terk edecek. İsrail kademeli çekilecek. Önce Filistin polisi kurulacak, sonra Trump liderliğinde bir geçiş dönemi oluşacak. Ardından tüm Gazze imar edilecek Arap ülkelerinin katkısıyla ve barış, huzur… Her şey hallolacak. Acaba?
ABD net tutum sergilemiyor
İlk önce İsrail tarafından başlayalım. Netanyahu hükümeti sadece Gazze’yi değil, Batı Şeria’yı da işgal etmek istiyor. Tüm bu topraklar onlara göre vadedilmiş topraklar. Trump ise belki bir daha ele geçmeyecek fırsat, çünkü kişisel ve aile ilişkileri dolayısıyla kim ne yapsa ses çıkartmıyor. Kayıtsız şartsız İsrail’in arkasında. İsrail bu 3,5 senelik süreci fırsat olarak görüyor ve açıkçası bu fırsatı kaçırmak istemeyecek. Düşünsenize, tarihte ender görülen bir katliama şahit oluyoruz ve kimseden ses yok. İkincisi, İsrail “rehineleri verin biz de geri çekilelim” diyor, ama ne zaman, ne kadar ve nasıl? Detay ve garanti yok. Netanyahu “asla Filistin’i tanımayacağız” diyor.
ABD de bu noktada asla net bir tutum sergilemiyor. Devletleşemeyecekse çekilmek ne kadar yeterli. Rubio “bu iş üç günde bitecek iş değil” diyor. Ne zaman bitecek, yine zaman mevhumu muamma. Hamas gerçekten devreden çıkacak mı? Diyelim çıktı, Gazze’yi geçiş döneminde kim yönetecek ya da yönetebilecek mi? Ne kadar samimi? İnsanlar topraklarını terk ettirilmeyecek deniyor. Zorlamadan mecbur bırakılacak bin bir çeşit yol var.
Bu da muamma ve muallak. İsrail hep dengesiz güç kullandı ve hep bir mazeret bulup saldırı başlattı. Bu sürecin garantisi nasıl olacak? Garantör Trump olacaksa ne kadar güven veriyor? Ne 1947 ne de 1967’ye dair en ufak bir konu konuşulmuyor. Filistin devletinin akıbeti tek taraflı güvene emanet. Daha bir sürü şey sayarım. Bana süreç güven vermiyor. Bir an evvel kan akmasın, bu vahşet bitsin istiyorum. İnsanlar, çocuklar, bebekler ölmesin istiyorum. Daha ötesi yok, ama ne kadar gerçekçi bu ateşkes bilmiyorum.
Yaşananların hesabı sorulacak mı?
Şu ana kadar yaşananların hesabı bir gün sorulacak mı, işlenen savaş suçlarının ve insan hakları ihlallerinin hesabı verilecek mi, hiç emin olamıyorum. Yiten onca canın hiç mi hesabı sorulamayacak bu sürecin sonunda, onu göremiyorum. Kısacası, dünyanın dört bir yanında yükselen tepkilere devletlerin kayıtsız kalması, bu sürece dair beni maalesef şüpheci ve tedirgin yapıyor.
Suçu işleyene barış süreci teslim ediliyor. “Sen yaptın, senin istediklerin kabul, şimdi takdir senin” deniyor gibi geliyor bana. “Peki nedir önerin” deseniz, yok. Sadece dünyanın tepkisizliğine, adaletin yokluğuna bir sitem ve hayata dair büyük bir umutsuzluk var içimde. Bu yaşananlara sessiz kalan dünya, bir gün bu günlerdeki tepkisizliğini hatırlayacak ve birçok şeyin değişiminin ve çöküşünün başladığı gün olarak, bizlerden sonraki yüzyıllarda hep bu vahşet anlatılacak.