‘Alev Adam’ Trump: Biyo-yakıt politikasının Türkiye etkisi (2)
Sıvı yağ fiyatlarının salgın sonrası dönemde neredeyse ikiye katlayarak diğer gruplara nazaran belirgin şekilde arttığı görülüyor. Sıvı yağlardan sonra yüzde 50 artışla et grubu geliyor. Bu dinamik Türkiye'ye ayçiçeği ve hayvan yemi kanalları üzerinden yansıyor. Yeni denklemde ise biyo-yakıt üç işlevi aynı anda görüyor.
Geçtiğimiz hafta, yazı serisinin ilk bölümünde biyo-yakıt politikalarının tarım ve enerji piyasalarını tek bir sistemde nasıl birleştirdiğini ve fiyatların artık bu zincir üzerinden hangi kanallarla şekillendiğini ortaya koyduk.
Şimdi ise bu yeni düzenin sahadaki yansımalarına ve Türkiye’ye geçişkenliğine bakıyoruz.
Zincir: Enerjiden gıdaya
Bu dönüşüm tekil değil, zincirleme:
● Petrol fiyatı yükseldiğinde biyo-yakıt cazip hale gelir.
● Bitkisel yağ talebi arttığında gıda fiyatları yukarı taşınır.
FAO verileri bu mekanizmanın artık sistematik hale geldiğini gösteriyor. Bitkisel yağ endeksi yükselirken, şeker fiyatları etanol kanalı üzerinden destek buluyor.
Bu yeni yapı, daha önce ifade ettiğimiz gibi, bitkisel yağları klasik bir tarım emtiası olmaktan çıkarıp enerji ekosisteminin merkezine yerleştiriyor. Evvelki hafta açıklanan Mart verisindeki artışın temel sebebi bitkisel yağ fiyatları. Dolaysıyla küresel fiyatlarda henüz korkulan gıda riski gerçekleşmedi. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gerilimin enerji piyasaları üzerinden gıda zincirine etkisini gözlemliyoruz. Risk ise eksik gübre kullanımı nedeniyle verim kaybı yaşanırsa 2026 – 2027 sezon hasadındaki mahsullerde bulunuyor. Aradaki ayrımı iyi okuyabilmek gerekiyor.
FAO endeksleri incelendiğinde sıvı yağ fiyatlarının salgın sonrası dönemde neredeyse ikiye katlayarak diğer gruplara nazaran belirgin şekilde arttığı görülüyor. Sıvı yağlardan sonra yüzde 50 artışla et grubu geliyor. Bu dinamik Türkiye içerisine ayçiçeği ve hayvan yemi kanalları üzerinden yansıyor.
Denge: Jeopolitik sigorta ve Türkiye etkisi
Yeni denklemde biyo-yakıt üç işlevi aynı anda görüyor:
1 Jeopolitik sigorta: Petrol şoklarına karşı tampon.
2 İç politika aracı: Çiftçi gelirleri ve seçmen dengesi.
3 Enflasyon mekanizması: Gıda ve enerji fiyatlarının ortak belirleyicisi.
Hindistan’ın etanol karışım politikası, Endonezya’nın biyodizel hamlesi ve ABD’nin karışım zorunluluğu aynı hikâyenin farklı versiyonları.
Hepsi aynı soruya cevap arıyor: Enerji nereden sağlanacak ve fiyat nerede oluşacak? Türkiye içinse iki ana kanal söz konusu:
1 Etanol, mısır üzerinden hayvancılık yem fiyatlarını tayin ediyor.
2 Biyo-dizel, sıvı yağlar üzerinden sofraya tesir ediyor.
Sıvı yağ kompleksinin tabanını ekseri palmiye yağı belirler. Soya, kanola ve ayçiçeği palmiye çıtasında göre işlem görür. Ukrayna savaşıyla birlikte ayçiçeği yağı arz kanalı üzerinden ilave bir risk primi kazandı. Savaş öncesinde ton başına yaklaşık 250 ABD doları seviyesinde olan ayçiçeği primi, savaşın ilk aşamasında 700 doların üzerine kadar genişledi.
Güncel durumda Mersin teslimatlı (CIF) ayçiçeği yağı fiyatları 1400 dolar civarında şekilleniyor. Ayçiçeği fiyatları yüksek seyrini korusa da palmiye yağındaki toparlanma ile makas yeniden 300 doların altına geriledi. Buna rağmen savaş öncesine kıyasla yaklaşık yüzde 10’luk kalıcı bir prim hâlen korunuyor.
Karadeniz kaynaklı lojistik risklerin azalması tek başına fiyatları aşağı çekmeye yetmeyebilir. Zira biyoyakıt talebi palmiye yağında güçlü bir taban kuruyor. Bu taban çözülmedikçe ayçiçeği yağında anlamlı bir gevşeme alanı sınırlı kalacaktır.
TÜFE’de sıvı yağ fiyatları yıllık bazda yüzde 33 artış gösteriyor. Veriler, tüketici fiyatlarının ayçiçeği yağı seviyeleri ile yüksek korelasyon taşıdığını, ayçiçeği–palmiye makasının ise bu hareketi hızlandıran bir mekanizma olduğunu ortaya koyuyor. Savaş öncesi dönemde ortalama yüzde 17 seviyesinde olan yıllık fiyat artışlarının savaş sonrası ortalaması yüzde 47’ye yükseldi.
Öte yandan ayçiçeği, mısıra kıyasla daha az azot yoğun gübreye ihtiyaç duyan bir ürün. Gübre fiyatlarındaki yüksek seyir, üreticiyi ayçiçeğine yönlendirebilir. Bu durum rekolteyi artırarak fiyatlar üzerinde aşağı yönlü bir denge unsuru oluşturabilir. Avrupa’da bu yıl çekirdek rekoltesinin 8,4 milyon tondan 10,4 milyon tona yükselmesi bekleniyor. Fransa’da ekim alanının yüzde 12 artışla 800 bin hektara ulaşması söz konusu. Ukrayna için de rekolte beklentisi 2 milyon tona yakın artışla 12,8 milyona yükseltildi. Mevcut koşullarda ayçiçeği hasadı, yüksek fiyat seviyelerine rağmen sistem içinde bir emniyet supabı işlevi görmekte.
TMO, geçtiğimiz yılın sonbaharında iki adet ihalede toplam 36 bin ton ayçiçeği yağını çok iyi bir zamanlama ile ton başına 1250 ila 1350 dolar bandından ihale yoluyla ithal etmişti. Şimdi TMO, yeni sezon mahsul hasadına kadarki süreyi köprülemek için tekrar 12 bin ton için ihaleye çıkıyor.
Yem tarafında ise mısır arzı önümüzdeki süreci şekillendirecek. Mısır, yüksek miktarda azot isteyen bir bitki. Azotlu gübre (N), üre fiyatlarındaki sıçrama nedeniyle bu yıl mısır ekimi güçlü kalsa dahi verim kaybı yaşanabilir. Daha önce de tartıştığımız üzere ABD Tarım Bakanlığı’nın güncel projeksiyonu bu yıl 95,3 milyon akre alanda mısır ekimi yapılacağını gösteriyor. 84,7 milyon akre alanda ekim yapılan soya fasulyesine nazaran ABD çiftçisi halen tercihini mısırdan yana kullanıyor.
Eğer mısır arzı kesintiye uğramazsa yem kompleksi için fiyatlarda tavan kurulabilir. Zira arpa hasadı olumlu seyrediyor, güney yarımküre mahsulünde yalnızca navlun primi söz konusu. Avustralya’nın arpa ihracatı rekor düzeyde. Ülkelerin arpa ihaleleri rekolte bazlı bir olumsuzluk barındırmıyor. Bu süreçte artık Türkiye’nin de daha fazla arpa ithal etmeyebileceği piyasada değerlendirilmeye başladı.
Gelecek yılın beklentisi de ABD Tarım Bakanlığı Ankara ataşeliği (FAS) tarafından keskin bir şekilde 250 bin tona düşürüldü. İçinde bulunduğumuz sezonun 1,5 milyon tonun üzerinde ithalatla tamamlanacağı göz önüne alındığında revizyonun boyutu daha net anlaşılabilir. Aradaki farkı artan üretimle birlikte yeni sezon rekoltesinin kapaması bekleniyor. TÜFE’de güncel yem fiyatları artışı yüzde 32, Tarım-GFE’de ise gecikmeli açıklandığı için Ocak itibariyle yüzde 36 oranında seyrediyor.
Sonuç: Alev mi, yakıt mı?
Piyasa her zaman alevi konuşur. Fiyat artışlarını, şokları, manşetleri… Yani Alev Adam’ı… Oysa dönüşüm, vitrayın içinde gerçekleşir. Sessiz, katmanlı ve geri dönüşü zor bir şekilde. Bugün ABD karar alır. Yarın Endonezya arzı içeri çeker. Ertesi gün Hindistan talebi yeniden tanımlar. Ve piyasa… kimin yaktığını değil, neyin yakıldığını fiyatlar.

