Altınbaş otonom araç üretiminde 40 firma ile işbirliği yapıyor

Yasemin SALİH
Yasemin SALİH İYİLİK FABRİKASI yasemin.salih@dunya.com

Türkiye genelinde üniversiteleri hareketlendiren ortak bir hedef var: Araştırma Üniversitesi unvanı almak. Halen yaklaşık 30 kurum, bu unvan altında eğitim veriyor. Başvurusunu yapmış, sonuç bekleyenler de sırada.

YÖK’ün kriterlerinden biri, üniversitenin gelirlerinin en az yüzde 1’ini araştırmaya ayırması. Altınbaş Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Çağrı Erhan’a göre bu oran gerçek bir araştırma üniversitesi olmak için yeterli değil. “Türkiye’deki üniversitelerin Amerika’daki gibi gelirlerini yüzde 70’e varan bölümünü inovasyon, sanayi projeleri gibi kalemlerden alması için yüzde 1’lik Ar-Ge bütçesi yetmez. Sanayi ile inovasyon projeleri yapabilmek için hem bütçe hem de insan kaynağı gerekiyor. Bilim insanı laboratuvar altyapısı ve iyi bir gelir talep ediyor” diyen Erhan, bu şartları Türkiye’de çok az üniversitenin karşılayabildiğine dikkat çekiyor.

Peki Altınbaş Üniversitesi’nin bu ortamdaki hedefi nedir? Prof. Dr. Çağrı Erhan’ın yanıtı net: “Her şeyi yapalım derdinde değiliz. İki alan belirledik. Otonom araç, cihaz üretimi ve doğal ürünlerin geliştirilmesi.”

Hocalarımızdan ilham aldık

Otonom araçlar, Altınbaş Üniversitesi’nin kendine güvendiği alanlardan birine dönüşmüş durumda. Prof. Erhan, bu stratejiyi koyarken mühendislik fakültelerindeki hocaların mevcut çalışmalarından yola çıktıklarını söylüyor. Sıfırdan yola çıkılmadığını vurgulayarak; “Birkaç akademisyen hocamızın zaten önemli çalışmaları vardı. Biz de insansız araç geliştirelim dedik. İlk projemizle TÜBİTAK’ta Türkiye üçüncüsü olunca şevkimiz arttı. Daha kapsamlı yürüme kararı aldık ve AUTONOM’u (Elektrikli, Otonom ve İnsansız Araçlar Uygulama ve Araştırma Merkezi) kurduk. 600 mühendislik öğrencisi bu projenin bir parçası” diyor.

AUTONOM, alanı gereği projelerini genellikle ASELSAN ve ona üretim yapan HAVELSAN, TAI gibi kuruluşlarla birlikte yürütüyor. Bunun yanında irili ufaklı 40 firmayla da işbirlikleri olduğunu anlatan Prof. Dr. Erhan, çalışmalar arttıkça yeni kategoriler de eklediklerini vurguluyor. Bu kapsamda IHA’lara denizaltılar için insansız araçlar da dahil edilmiş. En yeni kategori ise roketler.

Türkiye’nin bitki arşivini yapıyoruz

Altınbaş’ın stratejik alan olarak seçtiği doğal ürünlerde ana hedef gıda takviyelerinden kozmetiğe kadar bir marka oluşturmak. Bu stratejinin en önemli yatırımı DUAGEM (Doğal Ürünler ve Ar-Ge Merkezi). Eczacılık Fakültesi Farmasotik Botanik Anabilim Başkanı Dr. Ebru Özdemir Nath’ın liderlik ettiği merkez çatısı altında yedi laboratuvar var. İçlerinde özel sektörü yakından ilgilendiren bir yatırıma dikkat çeken Erhan, “Bir ürünün gerçekten ‘doğal’ olduğunu test etmek üzere bir laboratuvar kurduk. Türkiye’nin önde gelen firmalarıyla ortak ürünler geliştiriyoruz” diyor.

Üniversitenin doğal ürünlerde markalaşma hedefinin en önemli parçası Türkiye’nin zengin doğal bitki örtüsü. “Burada bilinçli üretime de dikkat çekerek tüm bitki varlığını ekonomiye kazandırma hedefindeyiz. Balıkesir’i projenin pilot lokasyonu olarak seçtik” diyen Erhan, doğal bitki varlığının envanterini çıkarmak adına yürüttükleri önemli bir çalışmaya daha dikkat çekiyor: “Türkiye’nin en büyük herbariumunu kurduk. HERA-Herbarium of Altınbaş University Faculty OF Pharmacy adındaki bu merkez aslında bir arşiv. Türkiye’deki her bitkiden örnek alınıyor. 1000’e yakın bitki örneği var. Newyork Botanical Garden’in indeksli herbariumlar listesinde yer alıyoruz. DUAGEM’de Bilimsel çalışması yapılan her bitkiye bir kod numarası veriliyor ve herbarium örneği haline getirilip saklanıyor. Yapılan araştırmaların, buluşların, yayınlanan makalelerin uluslararası alanda kabul görmesi için bu indekslemenin yapılması gerekiyor.”

“Eğitim teknolojileriyle yapay zekayı buluşturuyoruz’

Altınbaş Üniversitesi’nin ajandasında öne çıkan bir proje daha var. Rektör Prof. Dr. Çağrı Erhan, kendilerini geleceğe bağlayacak projeyi şöyle anlatıyor: “Eğitim teknolojileriyle yapay zeka uygulamalarını bir araya getiren bir proje üzerinde çalışıyoruz. Sadece biz değil tüm üniversitelere büyük bir tehdit yaşıyor. Kurucularımız baby boomer, yöneticilerimiz X, hocalarımız Y, öğrenciler ise Z ve Alfa kuşağından. Beş kuşak bir arada bir sistemin içindeyiz. Bu bir tehdit ama aynı zamanda bir fırsat da. Ortak akılla geleceğe yön verenler öne çıkacak. Dersler online dinlensin, sınıfta ise tartışmalar yapılsın istiyoruz. Biz de bu süreçte en iyi sistemi kurgulayacağız. Gelecekte dünyanın en iyi 100 üniversitesi listesinin ilk 30’u konsorsiyum oluşturabilir. Ortak program yapar, fiyat da bu der. Herkes istediği dersi istediği üniversiteden alır. Google da bu diplomayı tanıyorum derse kampüsler kıymetini kaybeder. Ar-Ge ve üretim mekanları haline gelir. Biz bu teknolojilere hazırlanan bir sistem kurguluyoruz.” 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar