Altından tapuya yön değişimi mi oluyor
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası bu yıl içerisinde çok önemli bir setini detaylarıyla paylaşıyor. Kastettiğim “Hanehalkı Beklenti Anketi”. Ocak’tan Nisan’a kadar gelen veriye baktığımızda yatırım tercihlerinde küçük bir oynama değil, yön değişimi olduğunu görüyoruz.
Hanehalkının altın tercihi Ocak’ta %52,8 seviyesindeyken Nisan’da %48,8’e geriliyor. Aynı dönemde gayrimenkul tercihi Ocak’ta %31,2 civarındayken Nisan’da %33,4’e sıçrıyor. Yani aslında iki varlık arasında bir yer değiştirme var. Bu da bize şunu söylüyor. Bu kayma sadece fiyat beklentisiyle değil, yatırım davranışındaki yeniden konumlanmayla ilgili.
Altından gayrimenkule…
Altın tarafındaki geri çekilme ile birlikte gayrimenkule yönelişi tek başına “kar realizasyonu” ile açıklamak bana eksik geliyor. Evet, son dönemde altındaki güçlü performans sonrası yatırımcıların bir kısmının pozisyon kapatıp farklı varlıklara yönelmesi oldukça doğal. Ama bu veri daha derin bir şeyi işaret ediyor. Hanehalkı artık sadece “değerini koruyan” değil, aynı zamanda “nakit akışı üreten” bir varlık arıyor.
Altın bu anlamda güçlü ama pasif bir enstrüman. Gayrimenkul ise kira geliri ile birlikte daha aktif bir yatırım imkanı sunuyor. Üstelik hanehalkı enflasyon beklentisinin %50’nin üzerine çıktığı bir ortamda, parayı elde tutmanın maliyeti de artıyor. Dolayısıyla bu geçişi sadece kısa vadeli bir hareket olarak değil, yatırım davranışında yavaş yavaş yerleşen bir yön değişimi olarak okumak daha doğru olur.
Bu yön değişiminin konut talebine etkisi ise doğrudan ve homojen olmayacak. Piyasada bir talep artışı var, bunu net görüyoruz. Ama bu talep herkes tarafından karşılanabilir değil. Finansman koşulları hala sıkı, kredili alımın payı sınırlı. Bu nedenle piyasada genel bir sıçramadan çok, seçici bir hareket beklemek gerekir. Özellikle kira potansiyeli yüksek, erişilebilir fiyatlı ve doğru lokasyondaki konutlara talep daha hızlı yansıyacaktır.
Fiyatlar tarafında ise genel bir artıştan ziyade ayrışma öne çıkar. Öte yandan kira getirisi ile değer artışının birlikte değerlendirildiği yeni bir yatırım yaklaşımı oluşuyor. Bugün konutu cazip kılan sadece fiyat artışı beklentisi değil. Kira geliri, enflasyona karşı koruma ve alternatif yatırım araçlarının sınırlı getirisi birlikte düşünüldüğünde, gayrimenkul hala güçlü bir seçenek olarak değerlendiriliyor.
Vatandaşın yastık altındaki birikimden çıkıp gayrimenkule yönelmesi açısından zamanlama meselesi biraz daha katmanlı. Herkes için aynı fırsatın oluştuğunu söylemek zor. Ama nakit gücü olan yatırımcı açısından bugünün koşulları belirli bir avantaj yaratıyor. Faizlerin yüksek olması ve kredili alımın sınırlı kalması, piyasada rekabeti azaltıyor ve doğru ürünlere daha makul seviyelerden erişim imkânı doğuruyor. Buna karşılık krediye bağımlı kesim için bekleme eğilimi devam ediyor. Bu yüzden “fırsat penceresi açıldı” ifadesi tamamen yanlış değil ama bu pencere geniş ve kapsayıcı da değil. Daha çok belirli bir yatırımcı profiline hitap ediyor.
TCMB hanehalkı beklenti anketindeki veriler bize bir “gayrimenkul rallisi” anlatmıyor. Daha çok bir arayışın yön değiştirdiğini gösteriyor (ki yansımalarını Nisan ayı TÜİK konut satış istatistiklerinde de gördüğümüzü düşünüyorum; özellikle ilk el satışlardaki artış önemliydi). Hanehalkı uzun süredir ilk kez tasarrufunu nereye koyacağına yeniden karar veriyor ve gördüğüm kadarıyla gayrimenkul yeniden güçlü bir alternatif olarak öne çıkıyor. Ancak bu yönelim kalıcı olacaksa, iş sadece yatırımcı tarafında bitmiyor. Arzın bu talebi karşılayabilmesi, finansman araçlarının çeşitlenmesi ve erişilebilirliğin artması gerekiyor. Aksi halde bu ilgi fiyatı yukarı iter ama sorunu çözmez.
Doğru danışmanlık…
Bir de çoğu zaman gözden kaçan bir konu var. Gayrimenkule yönelim artarken karar süreçleri yeterince doğru ilerlemiyor. Oysa bu tip dönemlerde yanlış ürün seçimi, yanlış fiyatlama ya da eksik analiz çok daha maliyetli hale gelir. Bu yüzden yatırım kararının mutlaka profesyonel bir çerçevede ele alınması gerekiyor. Hem emlak danışmanlarının saha bilgisi hem de gayrimenkul değerleme uzmanlarının analitik yaklaşımı birlikte kullanılmadan atılan adımlar, yatırım kararını kolayca hataya açık hale getirebilir.