Amerika’da karbon çiftçiliği resmen başladı, Türkiye ne yapacak?

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Donald  Trump , yenileyici tarı­mı destekleyen bir Başkanlık Kararname­si imzaladı. Bu adım, yalnızca tarım politika­larında değil, aynı zamanda küresel gıda ve iklim ekonomisinde de yeni bir dönemin başlangıcına işa­ret ediyor. Çünkü tarım artık karbon yönetimi ve ekosistem hizmetleri üzerinden tanım­lanmaya başlanan bir endüst­riye dönüşüyor. Aynı zamanda bu dönüşüm, çiftçinin üretim kararlarını doğrudan etkile­yen yeni bir piyasa mekaniz­ması yaratıyor, karbon ekono­misini doğuruyor.

“Çiftçileri direksiyon başına geçirdik”

ABD Tarım Bakanı Brooke Rollins’e göre “düzenlemenin amacı çiftçileri ve hayvancı­lıkla uğraşanları güçlendir­mek, toprak sağlığını iyileş­tirmek, kırsal toplulukları desteklemek ve girdi maliyet­lerini düşürerek, çiftçi kârlı­lığını artırmak.”

Yaklaşım, çiftçinin iklim politikalarının aktif bir aktö­rü haline geldiğini gösteriyor. Düzenleme dünyada deği­şen tarım gıda ekosistem pa­radigmasının bir göstergesi. Çiftçilerin görevleri arasına gezegeni korumak girerken, çevreyi iyileştiren uygulama­ları yapan çiftçiye ek bir gelir kalemi yaratılıyor.

Düzenleme ile Amerika’nın büyüyen biyoekonomisini besleyen ürünleri üreten, ye­nileyici uygulamaları hayata geçiren çiftçiler ödüllendiri­lecek, üretilen karbon ölçü­lüp satılacak. İklim inkarcısı Trump’ın iklim nimeti kar­bon pazarına girişi yapması manidar. ABD Tarım Bakan­lığı çiftçinin işini kolaylaştır­mak için “Hammadde Karbon Yoğunluğu Hesaplayıcısını” da kullanıma sundu. Bu diji­tal araç, karbon hesaplaması­nı standartlaştırarak piyasaya giriş bariyerlerini düşürmeyi amaçlıyor.

Türkiye’de de gönüllü kar­bon piyasalarında karbon sa­tılabiliyor. Ancak sertifika­landırma çok pahalı olduğu için birçok üretici bu piyasa­ya erişemiyor.

ABD’de mısır üreticilerinin yüzde 68’i, soya üreticilerinin yüzde 70’i en az bir yenileyi­ci tarım uygulamasını zaten kullanıyor. Bu anlamda onarı­cı tarım uygulamalarının çift­çiler tarafından hızlıca be­nimsenmesi öngörülüyor.

Dönüşüm bir anda başla­madı. Amerika daha önce de 700 milyon dolarlık Yenile­yici Pilot Program ile Ameri­kan çiftçilerinin, toprak sağ­lığını iyileştiren, su kalitesini artıran, verim yükselten çe­şitli rejeneratif tarım uygula­malarını desteklemişti. Darı­sı bizim başımıza.

Karbon etiketi dönemi geliyor

Gelişme yalnızca Amerika için önemli değil. Yakın gele­cekte ürünün karbon ayak izi, üretim yöntemi, toprağa kat­kısı ve izlenebilirliği de ulus­lararası ticaretin belirleyi­ci unsurlarından biri olacak. Etiketlerde karbon ayak izi zorunluluğu gelecek, emis­yonlara göre vergi, kota ve destek mekanizmaları uygu­lanacak. Bu durum, tarımsal ürünlerin sadece kalite ve fi­yat üzerinden değil, çevresel performans üzerinden de re­kabet edeceği yeni bir döne­me işaret ediyor.

Karbon yoğunluğu düşük ürünler daha fazla talep gö­recek. Emisyonları yüksek ürünler uzun vadede küresel tarım tedarik zincirleri dışı­na itilecek.

Amerika’nın attığı adım as­lında dünyada hızlanan yeni tarım paradigmasının yalnız­ca bir örneği. Türkiye’de de benzer anlayışı güçlendire­cek önemli çalışmalar yürü­tülüyor.

Avrupa Birliği’nin finansal desteğiyle, Proje Evi Koope­ratifi tarafından Ulusal Zey­tin ve Zeytinyağı Konseyi ile Slow Food ortaklığında ha­yata geçirilen ANATOLİVAR Projesi bunlardan biri. Pro­je, küresel karbon ekonomi­si ile yerel üretim sistemleri arasında bir köprü kurmayı hedefliyor. Amacı yerel zey­tin çeşitlerinin yerinde ko­runmasını, üreticilerin iklim dostu uygulamalar sayesinde yeni gelir kaynaklarına ulaş­masını hedefliyor.

Dijital Zeytin Atlası, Tür­kiye’nin binlerce yıllık zey­tin mirasını geleceğin düşük karbonlu tarım ekonomisi­nin önemli bir parçasına dö­nüştürmeyi amaçlıyor. Böy­lece çiftçi karbon depolayan ve ekosistem hizmeti üreten bir aktöre dönüşecek.

Yereli güçlendiren kadınlar

Türkiye’de üreticiyi güç­lendiren dönüşümü yalnız­ca büyük politika önerileriy­le sınırlı değil. Dönüşümün en somut mikro örneklerin­den biri FAO tarafından des­teklenen Düzce Konaklı Köyü Kadınları Tarımsal Kalkın­ma Kooperatifi. Kooperatif tarımsal üretim, agro turizm, katma değerli ürün geliştir­me, e-ticaret ve markalaşma­yı aynı model içerisinde bir­leştiriyor. FAO’nun 180 bin dolarlık desteğiyle yürütü­len proje kapsamında kadın­lar kırsal turizmi geliştiriyor, yerel ürünleri işleyip paket­liyor, Tarım Kredi Kooperatif Marketleri başta olmak üzere farklı satış kanallarına ulaş­tırıyor ve kendi markalarını oluşturuyor. Proje yerel üreti­cilerin de dönüşümün bir par­çası olabileceğini gösteriyor.

Velhasıl, gelecekte yalnızca daha fazla üreten değil, topra­ğını koruyan, karbonu yöne­ten, sürdürülebilirliği belge­leyen çiftçi kazanacak.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.172,26 0,28 %
Dolar 47,8818 0,13 %
Euro 55,4009 0,47 %
Euro/Dolar 1,1570 0,36 %
Altın (GR) 6.674,97 -0,44 %
Altın (ONS) 4.376,30 0,58 %
Brent 87,2175 1,58 %