Amerikan hükümetinin kapanışı: Bir süper gücün açık unuttuğu ışıkları

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Amerika Birleşik Devlet­leri...

Yirminci yüzyılın tamamın­da, “dünyanın en güçlü devle­ti” unvanını tartışmasız taşı­mış bir ülke. Ancak bu kudre­tin gölgesinde zaman zaman öyle sahneler yaşanıyor ki, dı­şarıdan bakan biri “Gerçekten mi?” diye sormadan edemi­yor. Evet, gerçekten. Bir süper güç, kendi devlet dairelerinin kapısına kilit vurabiliyor. Üs­telik bu, savaş, doğal afet ya da salgın nedeniyle değil, sadece “bütçe” üzerinde uzlaşamadı­ğı için.

Amerikan hükümetinin ka­panması, modern çağın en ironik politik tablolarından biridir. Dünyaya demokrasi dersi vermeye kalkan bir sis­temin, kendi bürokratları­na maaş ödeyemediği anların ironisi…

Bir finans devi olan devle­tin, “finansman” konusunda tökezlemesinin çelişkisi. Bir­leşmiş Milletler’de düzen çağ­rısı yapan bir ülkenin, kendi içinde düzensizlikle boğuş­masının çelişkisi…

Bir “kapanma” değil, bir du­raklama. Teknik olarak bak­tığınızda mesele gayet basit: Kongre, federal hükümetin harcamalarını onaylayan büt­çe yasasını zamanında geçi­remezse, harcama yetkisi du­rur. Durduğu anda da devletin “zorunlu olmayan” hizmetleri kapanır, on binlerce kamu ça­lışanı maaşsız izne çıkarılır.

Bu süreçte ulusal parklar kapanır, araştırma projeleri durur, bazı sosyal yardımlar askıya alınır. Yani “devlet” de­diğimiz organizmanın damar­larına akan para bir anda kesilir ve bürokratik kalp ritmi yavaşlar.

Ama bu bir “çö­küş” değil. ABD sistemi, kapan­mayı da bir de­mokrasi ens­trümanı olarak görür. Sistem, tartışmanın ve denetlemenin kutsallığına o kadar inanır ki, devletin bir­kaç hafta kapanmasını bile bir çeşit “denge kontrolü” olarak yorumlar.

Kongre’nin gölgesinde bir satranç tahtası. Kapanma, te­melde siyasi bir pazarlık ürü­nüdür. Cumhuriyetçiler ve Demokratlar, genellikle büt­çenin detaylarında göçmen­lik, sağlık, savunma, çevre gi­bi konularda uzlaşamaz. Bu anlaşmazlık büyür, ideolojik bir hesaplaşmaya dönüşür ve sonunda devlet, tıpkı çocuk­larıyla inatlaşan bir ebeveyn gibi, kendi masraflarını öde­meyi “reddeder”.

Bu tabloyu “komik” bulmak kolay, ama asıl mesele sis­temin sinyallerinde gizlidir. ABD’nin politik yapısı, her şeyin müzakereyle çözülme­si gerektiği bir yapıdır. Ancak son yıllarda bu müzakere kül­türü yerini kutuplaşmaya bı­raktı .Kongre artık “ulusal çı­kar” değil, “parti çıkarı” üze­rine çalışıyor. Devlet bütçesi bile, siyasi rekabetin bir sila­hına dönüşmüş durumda.

Bir kriz değil, bir karakter testi Amerika’nın kapanma süreçleri aslında bir “stres testi” gibidir. Demokrasinin dayanıklılığı, kurumların di­renci, vatandaşın sabrı ölçü­lür.Ama aynı zamanda bir ka­rakter testi de sunar: Hükü­met, halkına ne kadar şeffaf davranır? Vatandaş, sistemi­ne ne kadar güvenir? Ve en önemlisi: Bir süper güç, kendi içindeki tıkanıklığı nasıl yö­netir? Her kapanma, Ameri­ka’nın kendine tuttuğu bir ay­nadır. O aynada görünen yüz bazen yorgun, bazen sinirli, bazen çaresizdir.

Ancak bu süreçlerin sonun­da ABD, her defasında yeni­den ayağa kalkmayı başarır. Çünkü sistemin temeli, kişi­lere değil, kurallara dayanır.

Ekonomik yankılar

Kapanmaların ekonomik faturası ağırdır. Federal çalı­şanların maaşlarının gecik­mesi, tüketim harcamalarını düşürür.

Tedarik zincirinde, özellik­le kamu projelerine bağlı özel sektör şirketleri likidite sı­kıntısına girer. Yatırımcı gü­veni zedelenir. Ve dolar en­deksi, anlık sarsıntılar yaşar. Bu sadece ABD ekonomisini değil, küresel finansı da etki­ler. Zira Amerikan tahvilleri, dünya likiditesinin omurga­sıdır. Bir ülkede kamu çalışa­nı maaşını alamazken, diğer ülkede fon yöneticisi risk pri­mini yeniden hesaplar.

Kapanma uzadıkça, GSYH üzerindeki etki belirginleşir.

2018’deki 35 günlük kapan­manın ABD ekonomisine ma­liyeti yaklaşık 11 milyar dolar olarak hesaplanmıştı.

Yani “bütçe tasarrufu” iddi­asıyla başlayan kriz, çoğu za­man bütçeden daha fazla za­rara yol açıyor.

Bir bürokratın gözünden Washington

Hayal edin: Smithsonian müzesi kapalı, IRS telefonla­rına kimse çıkmıyor, NASA’da araştırmalar durdurulmuş.

Bir kamu çalışanı sabah uyanıyor, kahvesini alıyor, ama işe gitmiyor.

Çünkü “devlet izin vermi­yor.” Bir anlamda, devlet ken­di vatandaşına “Bir süre senin işine karışmıyorum” diyor .Bu sessizlik, Amerikan siste­minde “kriz” değil, “alışkan­lık” haline gelmiş durumda.

1976’dan bu yana 20’den fazla kez hükümet kapanması yaşandı. Bu, artık politik kül­türün bir parçası haline geldi.

Dış dünyadan bakınca: Bir ironi manzarası

Dünyanın geri kalanı için bu manzara tam bir tezat­lar tablosudur. Bir yanda Uk­rayna’ya milyarlarca dolarlık yardım gönderen, Pasifik’te donanma yığan, küresel istik­rarın hamisi olarak görülen Amerika. Diğer yanda, kendi çalışanına maaş ödeyemeyen, laboratuvarlarını kapatan, tu­ristlere “park kapalı” tabelası asan Amerika.

Bu yüzden hükümet kapan­maları, sadece iç siyaset me­selesi değil, aynı zamanda bir imaj krizi. Bir ülkenin yumu­şak gücü, sadece askeri ya da ekonomik kapasitesiyle değil, idari tutarlılığıyla da ölçülür.

Washington’daki her ka­panma, “Amerikan modeli”­ne duyulan güveni biraz daha aşındırır.

Demokrasi bir sistem değil, bir alışkanlıktır

ABD’nin sisteminde “ka­panma” bir arıza değil, bir uyarıdır. Ancak bu uyarıların sıklığı, artık yorgunluk yaratı­yor. Vatandaş güveni azalıyor, siyasetçiler ise birbirini suç­lamaya devam ediyor. Demok­rasi, aslında bir makine değil, bir alışkanlıktır.

Ve alışkanlık, bozulduğun­da geri kazanması en zor olan şeydir. Amerika, kendi kendi­ne bir sınav veriyor. Belki bu sınavın sonucu, sadece kendi demokrasisi için değil, dün­yanın demokrasileri için de ders niteliğinde olacak. Çün­kü eğer bir süper güç bile uz­laşmayı unutursa, geri kalan­lar için “denge” nasıl koruna­bilir?

Amerikan hükümetinin ka­panması, sadece bir ülkenin bütçe krizi değildir. Bu, “güç” kavramının anlamını yeniden sorgulatan bir olaydır. Ger­çek güç, her şeyi finanse ede­bilmek değil; her koşulda uz­laşabilmektir. Amerika, bu­gün belki kapılarını kapatıyor, ama esas mesele, o kapıların ardında yankılanan seslerde gizli.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.136,73 0,89 %
Dolar 48,4333 0,00 %
Euro 56,3589 0,20 %
Euro/Dolar 1,1628 0,12 %
Altın (GR) 6.817,91 -0,55 %
Altın (ONS) 4.413,43 -0,37 %
Brent 96,1200 1,63 %