Amerikan seçimi, Türk seçimi…

Zeynep GÜRCANLI
Zeynep GÜRCANLI Yedi Düvel zeynep.gurcanli@dunya.com

ABD’de iç siyaset açısından çok ilginç bir dönem yaşanıyor.

ABD’nin bir önceki Başkanı Donald Trump’ın Florida’daki evine yapılan FBI baskını, Amerikan demokrasisi açısından bir ilk;

İlk kez, ABD Başkanlığı yapmış bir kişinin evinde arama yapılıyor. Gerekçe, Trump’ın Başkanlık görevinin sonunda bazı gizli evrakları geri vermeyip, kişisel malikanesine götürmesi.

Amerikan basınına sızan bilgilere göre yaklaşık 15 kutu olduğu belirtilen “kayıp” evraklar arasında, Trump’ın Başkanlığı döneminde Kuzey Kore Lideri ile yaptığı ve kamuoyu önünde alaycı bir ifadeyle “aşk mektupları” olarak nitelendirdiği yazışmalar bile yer alıyor.

Yine Amerikan basını, Trump’ın evine yapılan baskının 6 Ocak 2021 tarihinde ABD Kongresi’ne yapılan baskının “azmettiricisi” olduğu iddialarıyla ilgili olabileceğini de yazıp çiziyor. Ancak ne FBI’dan, ne de ABD Adalet Bakanlığı’ndan baskın konusunda açıklama yapılmadığı için, Trump’ın tam olarak neyle suçlandığı, FBI ajanlarının evinde ne aradığı konusunda net bilgi yok.

TRUMP, BASKINI SEÇİM PROPAGANDASI HALİNE ÇEVİRDİ

Trump ise, baskını seçim propagandasına çevirme arayışına girmiş görünüyor. Sosyal medya hesaplarından yayınladığı videolar ile 2024 yılındaki Başkanlık seçimlerinde “adaylığının engellenmeye çalışıldığını” söyleyen Trump, bu baskının kasım ayında yapılacak Kongre seçimlerinde mensup olduğu Cumhuriyetçi Parti’nin önünü kesmeyi amaçladığını da öne sürdü.

Yaşananlar Türkiye’de Erdoğan’ın “şiir okuduğu” gerekçesiyle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan alınıp, hapse atıldığı dönemi hatırlatır nitelikte. Erdoğan 2,5 aylık o hapis cezasının yarattığı mağduriyetin rüzgarıyla AK Parti’yi kurmuş, ardından Başbakanlık görevine gelmeyi başarmıştı.

Erdoğan son Soçi ziyaretinden istediği vaatleri tam olarak alamamış olsa da, Putin “kapıyı kapatmadı”. Ancak hem Türk basınına, hem Rus basınına sızan bilgilerden, Putin’in “şartı” da ortaya çıktı; Erdoğan Suriye’deki Esad yönetimi ile barışacak.

 

Benzer bir durumun ABD’de yaşanma ihtimali büyük; Daha şimdiden Trump’ın Başkanlık döneminden hiç memnun olmayan Cumhuriyetçi Parti seçmenlerinin bile, ev basma/soruşturma tartışmaları ile birlikte “safları sıkılaştırmaya” başladığı konuşuluyor. ABD’deki Demokrat Biden yönetimi, Kongre’de hem Senato, hem de Temsilciler Meclisi’nde elde etmiş olduğu çoğunluğu, kasım seçimlerinde kaybetmekle karşı karşıya.

AMERİKAN İÇ SİYASİ SIKIŞMASI, ULUSLARARASI İLİŞKİLERE DE YANSIYOR

İşin kötüsü, Washington’un mevcut yönetiminin Amerikan iç siyasetinde yaşamakta olduğu bu sıkışmışlık, uluslararası ilişkilere de yansımaya başladı.

Mesela Ukrayna’da yaklaşık 6 aydır süren savaşta Kırım’da silah bile patlamazken, bu hafta birden bire askeri üslerde büyük patlamalar yaşanması “tesadüf” olarak nitelenebilir mi? Pek mümkün görünmüyor.

Ya da İsrail’in birden bire - Ortadoğu’daki dengeleri yeniden bozma pahasına- Gazze’deki İslami Cihat hedeflerine yönelik askeri operasyona başlaması da Amerikan iç siyasetindeki karmaşa ile ilişkilendirilebilir;

Belli ki İsrailliler Amerikan yönetiminin kendi derdine düşmesini fırsat bilerek, bir “oldu-bitti operasyonuna” kalkıştılar.  İsrail’in Gazze’yi kontrol eden Hamas’a “operasyon sana yönelik değil, karışma” mesajını iletmesi de ayrıca ilginç; Nitekim İsrail operasyonunun ülkede Filistinliler’in yaşadığı tüm bölgelerde sokak hareketlerini tetiklememesi, Hamas’ın da, diğer Filistinli grupların da bu mesaja olumlu karşılığı olarak yorumlanabilir. Oysa geçen yıl gerçekleşen ve Mescid-i Aksa’yı da kapsayan İsrail operasyonu, ülkedeki tüm Filistinliler’in tepkilerine neden olmuş, İsrail’in dört bir yanındaki Arap mahallelerinde günlerce sokak gösterileri ve hareketlilik yaşanmıştı.

Erdoğan 2,5 aylık o hapis cezasının yarattığı mağduriyetin rüzgarıyla AK Parti’yi kurmuş, ardından Başbakanlık görevine gelmeyi başarmıştı. Benzer bir durumun Trump’ın evinin basıldığı ABD’de yaşanma ihtimali büyük.

 

İsrail’in İslami Cihat operasyonunun zamanlamasındaki bir başka önemli unsur ise elbette ülkedeki seçim takvimi; Bu açıdan bakınca, Tel Aviv’deki mevcut koalisyon hükümeti açısından “bir taşla iki kuş” olarak okumak da mümkün son operasyonu.

TÜRKİYE’DE DE SEÇİM TELAŞI

ABD’nin iç siyasetindeki dağınıklık Türkiye’ye de yansıyor elbette;

ABD’de süren iç karmaşa, Ankara’ya da Ukrayna savaşı nedeniyle Batı’nın “hasmı” durumundaki Rusya’yla yakınlaşma için bir esneklik sağlıyor.

Nitekim, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir ay içinde iki kez Rus Lider Putin’le görüşmesini bu açıdan okumak mümkün. Belli ki AK Parti hükümeti ABD’deki dağınıklıktan istifade, seçim öncesinde ekonomik krizi hafifletmek üzere Rusya’dan –öyle ya da böyle- gelecek paraya göz dikmiş durumda.

Erdoğan son Soçi ziyaretinden istediği vaatleri tam olarak alamamış olsa da, Putin “kapıyı kapatmadı”. Ancak hem Türk basınına, hem Rus basınına sızan bilgilerden, Putin’in “şartı” da ortaya çıktı; Erdoğan Suriye’deki Esad yönetimi ile barışacak.

Erdoğan’ın ziyaretinin ardından, Kremlin’in sıkı kontrolü altındaki Rus kamuoyunda başlayan “Türkiye’deki muhalefetle de temas kurulmalı” sesleri ise, Putin’in politikasının “sopa” kısmını oluşturuyor belli ki;  AK Parti’nin Esad’la masaya oturmaması halinde Moskova’nın “ne yöne gidebileceği” Ankara’ya “hissettiriliyor” bu tartışmalar sayesinde.

Tüm bunlar alt alta koyulduğunda, seçim öncesinde Suriye ve Suriyeli sığınmacılar meselesinin gündemin ana konusu haline gelmesi büyük olasılık.

Belli ki AK Parti hükümeti bir an önce Esad’la barışıp, hem Fırat’ın doğusundaki PYD-YPG’ye karşı Şam’la işbirliği arayacak, hem Türk seçmeni en çok kızdıran konulardan biri olan sığınmacı meselesine Suriye rejimi üzerinden çözüm bulmaya çalışacak.

Plan iyi de, seçime kalan az sürede uygulamak mümkün mü?

Asıl soru bu.

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Güven meselesi 29 Eylül 2022