Anayasa nasıl yapılır?

Gündüz FINDIKÇIOĞLU
Gündüz FINDIKÇIOĞLU GLOKAL BAKIŞ debrovian@gmail.com

Tipik örnek olarak ABD’yi alalım. ABD’nin demokrasi olduğu açıktır. ABD’nin demokrasi olması dış politikada yüz yıla yakın veya yüzyılı biraz aşkın süredir emperyal veya emperyalist tutumlar içinde olduğu gerçeğini değiştirmez. Keza demokrasi olunca toplumsal adalet, ekonomik hakkaniyet sağlanıyor diye otomatik bir çıkarım yapılamaz: Bunlar sonradan adım adım gelmiştir veya mücadeleyle kazanılmıştır. Yapılamaz ama ABD sistemi hem benzersiz (sui generis) –çünkü 13 koloninin bir araya gelip ‘birleşik devletler’ kurması başka bir coğrafyada ve tarihte mümkün değildir- hem de sistemin kararlılığı açısından başarılı bir demokrasi örneğidir. Elbette hukuk (Common Law), gelişmiş bir idari bilimler ve siyaset bilimi desteği ve basın/kamuoyu belirleyici olmuştur. Ancak bu kadar değil. Siyasi partiler ve etkili insanlar arasında centilmenlik anlaşmaları hep var oldu. Trump içeride tümden hatalı bulunduğu ve hele hele dış politikada her yaptığı yanlış görüldüğü için değil –tam tersine üslup değişikliğiyle özünde devam edecek fasıllar var- hukuku marja almaya çalıştığı ve yazılı olmayan siyasal uzlaşı geleneğini bozduğu için tehlikeli bulundu.

Amerikan Devrimi, özellikle de Anayasa Meclisi üzerine yayınlanma tarihi bakımından nispeten yeni sayılabilecek, ama içerik olarak kesinlikle ‘yeni bir yaklaşım’ diyebileceğimiz çalışmalar var. Örneğin Max E. Edling, A Revolution in Favor of Government, Oxford University Press, 2008; George Van Cleve, A Slaveholders’ Union: Slavery, Politics, and the Constitution in the Early American Republic, The University of Chicago Press, 2010; Eric Nelson, The Royalist Revolution: Monarchy and the American Founding, Belknap Press-Harvard, 2014); David C. Hendrickson, Peace Pact: The Lost World of the American Founding, University Press of Kansas, 2003 ve derleyici çalışma Shlomo Slonim, Forging the American Nation 1787–1791: James Madison and the Federalist Revolution: Palgrave MacMillan, 2017.

Özetlersek “Kurucu Babalar” ne yazdılar ve Federalist/anti-Federalist dokümanların berisinde, tanıkların ve ABD Anayasa Mahkemesi yargıçlarının zamanında yazdıklarının ötesinde doğrudan 1787 Philadelphia Constitutional Convention tutanaklarına dayanan yapıtlar var. Bir noktaya kadar içeride konuşulanlar hakkında en önemli kaynak olarak Madison’un o günlerde mecliste tuttuğu notlar var sanıyorduk ama daha fazlası mevcut.

Kurucu babaların önemli bir testten geçtikleri –sonunda Madison’un Federalist Papers’da güçlerini birleştirdiği Hamilton’dan uzaklaşarak tamamen Jefferson’un yanında yer aldığı sürecin başlarında yaşanan- olay “1790 Uzlaşması” olarak adlandırılıyor. Bu olayın önemi devrimin en uç temsilcisinin Hamilton olduğu iddia edilen, ama Washington’un da desteklediği Federalist yorumuyla Jefferson yorumu arasındaki uçurumu, uzlaşmaya rağmen, büyüten bir hadise olmasında yatıyor. Ama aynı zamanda kurucu babaların, sonradan entelektüel ve siyasi açılardan memnun kalmadıklarını belirtseler dahi, nasıl müzakere ederek uzlaşabildiklerini gösteren bir örnek oluşturuyor. Sonuçta ortaya çıkan doküman 1791 Bill of Rights. Bu yetmiyor; Jefferson’un 1800’de Güney eyaletleriyle yaptığı Jefferson uzlaşısı da var. Güzel ancak bu kadarı yetersiz olabilir.

“Yeni yazın” (çok da yeni değil aslında) 1790 ve 1800 uzlaşılarını 1787’ye geri çekiyor. Kitapların isimleri ana temaları gösteriyor. Uzlaşı denen şey her eyaletin 2 senatörle temsil edilmesi veya seçmen koleji sistemi gibi küçük eyaletlere verilen tavizlerin –fazlası var tabii- ötesinde “köleci eyaletlere” verilen tavizlere de dayalı olabilir. Her durumda Federalist Papers Anayasa eyaletlerde onaylanma sürecindeyken onları ikna etmek, özellikle de etkili NY eyaletini ikna etmek amacıyla yazılan polemik yazılar olarak görülebilir. Asıl temel uzlaşma bizzat Anayasa Meclisi koridorlarında, 1787 yılında olmuşsa anayasa yapım sürecine bakış farklılaşır. Federalist/anti-Federalist ayrımının önemi bir ölçüde azalır.

“Yeni yazın” da klasik yazın gibi 1787-1790-1800 uğraklarının her birinde uzlaşının söz konusu olduğunu reddetmiyor. Hatta 1787’nin sanılandan daha derin bir krizi karşılıklı tavizlerle aşmanın net örneği olduğunu ortaya koyuyor. Bu bakışta Madison’un önemi tartışmalar sırasında yazdıklarından ziyade tam da 1787 yılında Philadelphia’da yaptıklarında görülüyor. Yani ABD anayasası her adımında uzlaşma üzerine kurulu bir anayasadır. Çok sayıda değişiklik yapılmıştır; ancak özünün 234 senedir –1861-1865 iç savaşına rağmen- korunabilmiş olmasının nedeni daha ilk adımdaki derin uzlaşı ve bir çekirdek fikir etrafında birleşmedir. Güney hep farklı olmuştur ve çelişki derindi. Ancak anayasa ve ‘birleşik devletler’ korunabilmiştir.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Kredi, faiz, yatırım 06 Nisan 2021
Denge döviz kuru 30 Mart 2021
İktidarın doğası 02 Mart 2021
Nereye gidiyoruz? 16 Şubat 2021
Çin’de neler olabilir? 09 Şubat 2021