Ankara ve İstanbul’un inovasyon sıçraması

Maruf Buzcugil
Maruf Buzcugil ANKARA NOTLARI maruf.buzcugil@dunya.com

Türkiye vatandaşları olarak hepimiz zorlu ekonomik sorunlarla boğuşuyoruz. Emekçisi, işvereni, emeklisi, genci, ihracatçısı, sanayicisi, esnafı ve yaklaşan seçimlerin baskısıyla sorunlara bütüncül yaklaşamayan ekonomi yönetimiyle yüksek enflasyonun katladığı sorunları iliklerimize kadar hissediyoruz. Bu ortamda bizler de DÜNYA ailesi olarak sorumluluğumuz gereği sıklıkla haber, yorum, analiz ve yazılarımızla can sıkıcı gelişmeleri ele alıyoruz. Elbette ki şu aralar sık rastlamasak da olumlu, güzel gelişmeleri ıskalamamak görevimizin önemli parçası…

Türkiye’nin bilim ve teknoloji kümelenmesinde çarpıcı artış

Sevindirici haber Cenevre’den geldi. Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı’nda (WIPO) Geçiş Ülkeleri ve Gelişmiş Ülkeler Bölümü Direktörü olarak görev yapan Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) önceki başkanı Prof.Dr.Habip Asan, son verileri DÜNYA ile paylaştı. WIPO tarafından 14 Eylül’de yayımlanan ve yaklaşık 132 ülkenin “inovasyon” performansını sıralayarak dünyanın en yenilikçi ekonomilerini ortaya koyan Global İnovasyon Endeksi'nde bu yıl Türkiye, iki büyük kentiyle, “En İyi 100 Bilim ve Teknoloji Kümelenmesi” kategorisinde kayda değer ilerleme kaydetti. 2021 yılı verileri esas alındığında İstanbul 4 sıra yükselişle 46. sırada yer alarak Madrid, Brüksel gibi kümelenmeleri geride bıraktı. Ankara 3 sıra yükselerek 86. sırada yer aldı. Prof.Dr. Habip Asan’ın verdiği bilgiye göre popülasyona oranla patent ve bilimsel yayın sayılarının dikkate alındığı sıralamada İstanbul ve Ankara ilk 100'deki yerini korudu. (Kaynak: www.wipo.int WIPO verileri 14 Eylül 2022)

Özet bilgiler Türkiye’nin bilim ve teknoloji kümelenmesi kategorisinde çarpıcı bir artış yakaladığını gösteriyor. Türkiye bu alanda orta gelir düzeyindeki ülkeler arasında yüzde 7,3 artışla Çin’i takip ediyor. Çin’in bu alanda kaydettiği gelişme yüzde 13,9. Hindistan ise yüzde 7,1 artışla Türkiye’nin hemen altında. WIPO Global İnovasyon raporunun tamamını 29 Eylül’de yayımlayacak. Böylece Türkiye’nin bilim ve teknoloji kümelenmesindeki hızlı gelişmesini ve bunun kaynaklarını daha detaylı görebileceğiz.

En çok ihtiyacımız olan alanda sıçramak önemli

Dış ticaret ve ödemeler dengesi açıklarını gördükçe umutsuzca “katma değeri yüksek ürün ihracatını nasıl artırırız” sorusunu sorarız. Orta gelir tuzağından kurtulmanın tek çaresinin katma değeri yüksek üretim ve ihracattan geçtiğini bıkmadan defalarca anlatırız. İnovasyondan, bilim ve teknoloji kümelenmesinin öneminden, Ar-ge çalışmalarının yetersizliğinden söz ederiz. İşte en çok eksikliğini hissettiğimiz alanda kaydedilen sıçrama bu açıdan önemli. Raporun detaylarına henüz ulaşamasak da savunma sanayii alanındaki hızlı kümelenmenin bu gelişmeyi sağladığını düşünüyoruz.
WIPO’dan gelen haber hepimize iyi gelecek.

Başkentte parlayan kırsal kalkınma ışığı

Geleceğe dair umutlarımızı yeşerten bir diğer gelişme de Ankara’da kırsal kalkınma alanında kaydedildi. Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin son üç yılda Ankara’da yürüttüğü Kırsal Kalkınmada Başkent Modeli, tarımsal desteklerin etkin kullanımının nasıl bir dönüşüm sağladığını ortaya koydu. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın geçen hafta CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in katılımıyla düzenlenen toplantıda açıkladığı verilere göre sağlanan destekler başkentte Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) kapsamındaki çiftçilerin yüzde 73’üne ulaştı. Son 3 yılda 24 ilçede ÇKS’ye kayıtlı 45 bin çiftçiye tohum, gübre, mazot, suni tohumlama, yem bitkisi, yem, sulama, su ürünleri, tarımsal eğitim ve ürün alımı desteği verildi. Toplam 680 bin lira tutarındaki bu desteklerle çiftçiler 3 yılda toplam 4 milyar 446 bin liradan fazla gelir elde ettiler.

Yavaş’ın verdiği bilgiye göre Ankara’nın toplam alanının sadece yüzde 3’ünde yoğunlaşmış kent yapılaşması var. Arazilerin yüzde 97’si boş ve bu arazilerin de yüzde 50’si tarım yapılabilir nitelikte.
Türkiye’nin tamamındaki tarım yapılabilir nitelikteki boş tarım arazileri doğru bir planlamayla üretime katıldığında gıda ve tarım alanında ithalatla sağlanan ihtiyaçların nasıl süratle yerli kaynaklarla ikame edileceği ortada.

TÜRKONFED’in yeşil dönüşüm çabası

Geçen yıl sonbaharda Glasgow’da yapılan COP26 BM İklim Değişikliği zirvesinin hemen öncesinde Türkiye, Paris İklim Anlaşması’na katıldı. TBMM Genel Kurulu bu anlaşmayı oybirliği ile onayladı. Ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Türkiye’nin yeşil dönüşümdeki nihai hedefini 2053’de sıfır karbon olarak açıklarken, bu alanda koordinasyon görevini üstlenen Ticaret  Bakanlığı da yol haritasını açıkladı. Ankara’da ATO’nun önderliğinde Mart ayında yapılan ASO’nun destek verdiği EKO İklim zirvesinde ve Konya’da toplanan İklim Şurası’nda yeşil dönüşüm enine boyuna tartışıldı. Türkiye’nin en önemli ticaret ortağı AB’nin kabul ettiği Avrupa Yeşil Mutabakatı’na (AYM) uyum özel sektörün en önemli hedeflerinden biri haline geldi. Son dönemde Türkiye ve dünya ekonomisindeki sert hareketler “yeşil dönüşüm çabalarını olumsuz etkiler mi ?” diye düşündüğümüz sırada özel sektör kuruluşların bu konuda nasıl derin çalıştığını görmek de gelecek için umut verdi.

Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED)geçen hafta bölgesel düzeyde gerçekleştirilen yedi çalıştay ve yürütülen anket çalışmalarının sonuçlarını kapsamlı bir raporla kamuoyuyla paylaştı. Pilot il Bursa başta olmak üzere Kocaeli, Adana, Elazığ, Samsun, İzmir ve Gaziantep’ten toplanan veriler özel sektörde yeşil dönüşüm farkındalığının önemsenecek düzeyde olduğunu gösterdi. Yedi ilde yürütülen anket sonuçlarına göre firmaların yüzde 65’i AYM’yi bir fırsat olarak değerlendiriyor. AYM’yi risk olarak gören firmaların   oranı yüzde 8. Firmaların yüzde 21’i ise AYM’nin risk veya fırsat olup olmadığı hakkında bir fikri olmadığını belirtiyor. Uluslararası ölçekte ticaret engeli kabul edilebilecek sert uyum kuralları barındıran AYM’ye uyum özel sektörümüz açısından yaşamsal nitelik taşıyor. TÜRKONFED’in aldığı inisiyatif bu açıdan çok önemli.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar