Anneme perakendeci olduğumu söylemeyin o beni halen mutlu bir insan sanıyor…

Dr. Hakan ÇINAR
Dr. Hakan ÇINAR SIRADIŞI hakan.cinar@mentorgumruk.com.tr

COVID-19 döneminin belki de en çok zarar verdiği sektöre, perakendeye değineyim istedim bu hafta. Üstelik sadece sandığınız gibi pandemi nedeniyle satışların düşmesinden değil; perakende sektörümüzün büyük ölçüde ithalata dayalı olduğunu düşündüğümüzde son dönemde oradaki gelişmelerin de aleyhlerine olduğunu söyleyebilmek çok da yanlış olmasa gerek. Bu nedenle işyeri kapamaları ve sokağa çıkma yasakları ile ortaya çıkan durağanlığa mı yansınlar, devam eden yüksek kiralara mı, AVM’lere ödenilen ortak alan giderlerine mi, yükselen kurlara mı, gelen ilave gümrük vergilerine mi, yoksa az sonra bahsedeceğim tekstil ve ayakkabı sektörlerini ilgilendiren ürün güvenliğindeki yılbaşında devreye alınacak yeni uygulamaya mı.

E-ticaretin bu dönemde çok geliştiğini, lojistik alt yapıların bu talep patlamasına cevap vermekte zorlandığını her ne kadar biliyor olsak ve kabullensek de, insanların pandemi öncesi mağazalardan yaptıkları alışverişlerin yerini tutamadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu dönemde devlet her ne kadar sektörü desteklemeye çalışmış olsa da, satışların yüksek oranda gerilediği rahatça görülebilmekte. Ortaya çıkan rakamlar da zaten bu durumu doğruluyor.

Perakende sektörünün önemli ayağını oluşturan; tekstil, hazır giyim, deri ve ayakkabıda bu günlerde; bilimsel adı ile TAREKS, halk diliyle Ürün Güvenliği denetimleri son derece önemli bir gündem oluşturmuş durumda. Yayınlanan tebliğ ile 1 Ocak 2021’de devreye alınacak yeni uygulamalar zaten pek çok sıkıntı ile boğuşan bu sektörleri daha da fazla endişeye düşürmüş durumda. Henüz uygulamanın usulü tam olarak yayınlanmış olmasa da; yaratacağı olası sonuçları kestirebilmek sektör için pek de güç değil. Ticaret Bakanlığımızın bu kararı; yurt içinde piyasa denetimi yapan birimlerin ithalat aşamalarını denetlemeye ilişkin de radikal bir karar. Konuyu bakanlığımızın da ilgisini çekeceğini ve göz önünde bulunduracakları noktalar da olabilir düşüncesi ile Salı akşamı başkanlığını yürüttüğüm Dış Ticarete Yön Verenler Derneği (DIŞYÖNDER) olarak masaya yatırdık. Konunun en önemli tarafları olan İst. Tekstil ve Hazır Giyim İhracatçıları Birliği (İTHİB) ve Birleşik Markalar Derneği (BMD) başkanlarının da katıldığı, PWC ve Adidas’tan da konuşmacıların yer aldığı geniş bir online toplantıyı, yoğun ilgi sebebiyle YouTube’dan da canlı izlemek isteyenlere takip ettirdik. Peki, gecenin bir saatine kadar insanları böylesine ilgi ile ekran karşısına toplayan bu uygulama acaba ne gibi sonuçlar doğuracak; neler getirecek, neler götürecek?

Söz konusu tebliğ; bahsettiğim ürünlerin ithalatında, mevcutta riske dayalı denetim sistemi çerçevesinde ithalat sonrası uygulanan azo boyar madde ve bazı kimyasalların tespiti denetimlerini ithalat öncesinde gerçekleştirmeyi ve düne kadar İTKİB bünyesinde yer alan EKOTEKS ile birlikte tahminen yirmiye yakın laboratuvarın denetimine tabi olmasını kapsıyor. Diğer bir deyişle uygulama yarı kamu şapkası taşıyan birlikten alınarak, tümü ile devletin kontrolü altına taşınmış olacak. Ürünler, azo ve kimyasal denetimleri çerçevesinde akredite laboratuvarlara test amaçlı gönderilmeye başlanacak. Nelere mi sebep olacak; test bitene kadar beyannameler onaylanamayacak, ürünler gümrüklü sahalarda ve yüksek maliyetle beklemeye başlayacak ve ithalatçı önceki sistemde olduğu gibi ürününü test sonuçlanmadan teslim alamayacak. Risk analizi model bazında ve üstelik resim girilerek yapılacağı için doküman hazırlığı da uzayacak, test süreleri de. Bu durum ile ortaya çıkacak test maliyetleri ile birlikte süre kaybının yanı sıra toplam maliyetler de yükselecek. Denetmen sayısının azlığı, yeni eklenen laboratuvarlar arasında tam bir standartın olmayışı gibi faktörler sektörleri bir hayli endişelendiriyor. Gümrük müşavirlerini ve antrepo işletmecilerini de zor günlerin beklediğini söylemek mümkün.

Bu konuda uzun yılların birikmiş tecrübesine sahip İTKİB’in ve EKOTEKS’in bir danışmanlık verip vermeyeceğini sordum yayın esnasında Başkan Gültepe’ye. Elbette istenilirse veririz dedi, her ne kadar içinde bir burukluk olsa da. Peki, bu sistemi yürütebilecek personel ve ekipmanı var mı Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüklerinin derseniz, işte orası da bilinmezler arasında. Bu uygulama eğer bir şekilde hayata geçecekse, naçizane önerim İTKİB ve EKOTEKS’in deneyimli personelinin de bu göreve aktarılması ve bir kadro transferi şeklinde olur. Tıpkı daha önce Dahilde İşleme Rejimi’nde olduğu gibi.

Bir yanda uygulama nasıl yürüyecek diye bekleyen ilgili taraflar, diğer yanda bu uygulamanın halen neden değiştirildiğini çözemeyen ve dertlerinin üzerine yeni bir dert eklenen perakende sektörü. Bu durum, tüketiciye de yansıyacak mı, görülen o ki maliyet olarak evet. Ticaret Bakanlığımızın konuyu elbette hiç birimizin itiraz etmeyeceği “ürün güvenliğini sağlamak” noktasında odağa oturtarak ilgili sektörlerle yeniden masaya yatırması, değerlendirmesi ve sonrasında kararını açıklaması tarafların ortak temennisi. Belki biz de işin sonunda, bu çorbada da bir tuzumuz oldu diye seviniriz.

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Dış ticaretin yönü 09 Nisan 2021
Globalizmden glokalizme 02 Nisan 2021
Suez 26 Mart 2021
“Adamlar yapmış” 12 Mart 2021
Hangi ambargo daha iyi? 12 Şubat 2021