Anonim şirketlerin kendi paylarını iktisabı ve vergileme durumuna ilişkin yeni vergi düzenlemesi

Akif AKARCA / Dr.Mehmet ŞAFAK
Akif AKARCA / Dr.Mehmet ŞAFAK VERGİNİN GÜNDEMİ akif.akarca@alfaymm.com

Anonim şirketlerin kendi paylarını iktisap veya rehin olarak kabul etmelerine ilişkin düzenlemeler 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 379-389’uncu maddelerinde yer almaktadır. Bu maddelerdeki belirlemeler çerçevesinde, kendi paylarını iktisap veya rehin olarak kabul etmesi mümkün bulunmaktadır.

Anonim şirketler paylarının piyasa değerlerinin aşırı dalgalanmasını önlemek, ortaklar arası gruplaşmalarda dengeyi korumak, alım satımdan kazanç sağlamak gibi nedenlerle kendi paylarını geri alıp yeniden satabilirler ve bu yolla sermayelerini azaltabilirler. Geri alım satımın şirkete yararı olduğu kadar zararı da olabilir. Bu nedenle Kanun Koyucu kapsamlı düzenlemeler yapmıştır.

17 Kasım 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7256 Sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 17’nci maddesi ile Gelir Vergisi Kanunu’nun 94’üncü maddesine yeni fıkra eklenmek suretiyle sermaye şirketlerinin kendi paylarını iktisabetmeleri sermayenin azaltılması yolu ile itfa etmeleri veya satmaları durumuna göre oluşan farklar üzerinden %15 oranında vergi kesintisi yapılması öngörülmüştür.

Şirket payının iktisabında genel esaslar

Kanunun 379’uncu maddesine göre, bir şirket kendi paylarını, esas veya çıkarılmış sermayesinin onda birini aşan veya bir işlem sonunda aşacak olan miktarda, ivazlı olarak iktisap ve rehin olarak kabul edemez. Bu hüküm, bir üçüncü kişinin kendi adına, ancak şirket hesabına iktisap ya da rehin olarak kabul ettiği paylar için de geçerlidir.

Payların bu hükme göre iktisap veya rehin olarak kabul edile­bilmesi için, genel kurulun yönetim kurulunu yetkilendirmesi şarttır. En çok beş yıl için geçerli olacak bu yetkide, iktisap veya rehin olarak kabul edilecek payların itibarî değer sayıları belirtilerek toplam itibari değerleriyle söz konusu paylara ödenebilecek bedelin alt ve üst sınırı gösterilir. Her izin talebinde yöne­tim kurulu kanuni şartların gerçekleştiğini belirtir.

Ayrıca, iktisap edilecek payların bedelleri düşüldükten sonra, kalan şirket net aktifi, en az esas veya çıkarılmış sermaye ile kanun ve esas sözleşme uyarınca dağıtılmasına izin verilmeyen yedek akçelerin toplamı kadar olmalıdır. Şunu da belirtelim ki, sadece bedellerinin tamamı ödenmiş bulunan paylar iktisap edilebilir.

Yukarıda belirtilen hususlar grup şirketlerde, ana şirketin paylarının yavru şirket tarafından iktisabı halinde de uygulanır.

 Pay senetleri borsada işlem gören şirketlerle ilgili olarak, Sermaye Piyasası Kurulu şeffaflık ilkeleri ile fiyata ilişkin kurallar yönünden yaptığı düzenlemeler de dikkate alınır.

Şirketlerin kendi paylarını satın alma ve rehin kabul etme işlemlerinde kanunun 380’inci maddesinde düzenlenen - kanuna karşı hile sayılabilecek uygulamalardan kaçınmalıdır.

Genel kurul kararı olmadan pay geri alımı hali-yakın ve ciddi bir kaybın önlenmesi

Bir şirket, yakın ve ciddi bir kayıptan kaçınmak için gerekli olduğu takdirde, kendi paylarını, genel kurulun yetkilendirmeye ilişkin kararı olmadan da iktisap edebilir. Bu, bir şirketin kendi paylarını iktisap etmemesi halinde, şirket yönünden, yakın ve ciddi bir kaybın söz konusu olması durumudur. Kendi payını geri almaması durumunda bu paylara sahip borca batık bir şirketten alacağını tahsil etmesinin imkansız hale gelmesi gibi. Payların bu yolla iktisabı halinde yönetim kurulu ilk genel kurula; iktisabın sebep ve amacı, iktisap edilen payların sayıları, itibari değerlerinin toplamı ve sermayenin ne kadarını temsil ettiği, Bedeli ve ödeme şartları, hakkında yazılı bilgi verir.

Payların geri alınmasında yüzde onluk sınırın aşılmasına imkan veren istisnalar

Sermayenin azaltılması, bölünme, birleşme, miras yoluyla intikal hallerinde %10’luk sınırın aşılıp aşılmadığına bakılmaz. Bu hususta TTK 382’inci maddede düzenleme yapılmıştır. Buna göre,

- Esas veya çıkarılmış sermayesinin azaltılmasına ilişkin Kanun’un 473-475’inci madde hükümleri uygulanıyorsa,

- Küllî halefiyet kuralının gereğiyse,

- Bir kanuni satın alma yükümünden doğuyorsa,

- Bedellerinin tümü ödenmiş olmak şartıyla ve cebri icradan, bir şirket alaca­ğının tahsili amacına yönelikse,

- Şirket, menkul kıymetler şirketiyse, kendi paylarını iktisap edebilir.

İvazsız iktisap ve yüzde 10 sınırının aşılması

Bir şirket, bedellerinin tamamı ödenmiş olmak şartıyla, kendi paylarını ivazsız iktisap edebilir.

Bu hüküm, yavru şirket, ana şirketin paylarını ivazsız iktisap ettiği takdirde de kıyas yoluyla uygulanır.

Bir şirket kendi payını bağış veya vasiyetname yolu ile ivazsız olarak iktisap ederse yasağa bağlı kalmak uygun olmaz.

Kendi paylarının geri alınabilmesinde şirket varlığının yeterli olması gereği ve yedek akçe ayrılması

Yukarıda belirtilen gerekliliklerin yanı sıra, şirketin varlığının kendi paylarını iktisap etmesine yeterli olması gerekir. Şirketin net aktifinin, iktisap edilecek payların bedelleri düşüldükten sonra, en az esas sermaye veya çıkarılmış sermaye ile kanun ve ana sözleşme uyarınca dağıtılmasına izin verilmeyen yedek akçelerin toplamı kadar olması gerekir. Kısaca, şirket pay iktisabı için yapacağı ödemeyi, bağlı varlık unsurlarından değil, bilanço karı ve serbest yedek akçelerden oluşan serbest varlığından karşılayabilmelidir.

Öte yandan, şirket paylarını iktisap ettikten sonra, iktisap bedelini karşılayacak miktarda yedek akçe ayırmakla yükümlüdür. Bu yedek akçeler, ancak iktisap edilen şirket payları tekrar elden çıkarılır veya itfa edilirse çözülürler (TTK 520/1).

Geri alınan payların elden çıkarma zorunluluğu-süreler

Bir anonim şirket ivazsız olarak iktisap ettiği payları, bir yasal zorunluluk gereği aldığı payları, birleşme, bölünme ve miras yoluyla edindikleri (küllihalefiyet hali) kendi paylarının %10’u aşması halinde aşan kısmın belli bir sürede elden çıkarılması gerekir. Konu, Kanun’un 384.ncü maddesinde düzenlenmiştir. Madde hü­kümlerine göre, iktisap edilen paylar, şirket için herhangi bir kayba yol açmadan devirleri mümkün olur olmaz ve her hâlde iktisaplarından itibaren üç yıl içinde elden çıkarılırlar; meğerki şirketin ve yavru şirketin sahip oldukları bu payların toplamı şirketin esas veya çıkarılmış sermayesinin yüzde onunu aşmasın.

Yukarıda kısaca açıklanan, TTK’nın 379 ilâ 381’inci maddeleri hükümlerine aykırı bir şekilde iktisap edilen veya rehin olarak alınan paylar varsa bunlar, iktisapları veya rehin olarak kabulleri tarihinden itiba­ren en geç altı ay içinde elden çıkarılmalıdır ya da üzerlerindeki rehin kaldırılmalıdır. Bu durumda üç yıllık süre söz konusu değildir.

Yukarıda belirtilen sürelerde elden çıkarılamayan paylar, sermayenin azaltılması yoluyla hemen yok edilmelidir.

Payların geri alınması ve hakların kullanılmasında sınırlamalar

Şirketin iktisap ettiği kendi paylan ile yavru şirket tarafından iktisap edilen ana şirketin payları, ana şirketin genel kurulunun toplantı nisabı­nın hesaplanmasında dikkate alınmaz. Bedelsiz, payların iktisabı hariç, şirketin devraldığı kendi payları hiçbir pay sahipliği hakkı vermez. Yavru şirketin iktisap ettiği ana şirket paylarına ait oy hakları ile buna bağlı haklar donar.(TTK Madde 389).

Sermayenin azaltılması

Yukarıdaki şekilde elden çıkarılamayan iktisabedilmiş kendi payları sermayenin azaltılması suretiyle hemen yok edilir.

Sermaye şirketlerinin kendi paylarını iktisabetmeleri ve yeni vergi stopaj yükümlülüğü

7256 sayılı Kanun’un 17.nci maddesi ile Gelir Vergisi Kanunu’nun 94’üncü maddesine üçüncü fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen fıkra ile sermaye şirketlerinin iktisabettikleri kendi paylarını elden çıkarmaları dolayısıyla ortaya çıkacak kazançlar üzerinden, 94.ncü madde ile tevkifat yapma yükümlülüğü getirilenler aşağıda açıklanan durumlarda % 15 oranında vergi kesintisi yapacaklardır.

 Hüküm aşağıda olduğu gibidir.

“Tam mükellef sermaye şirketlerinin iktisap ettikleri kendi hisse senetlerini veya ortaklık paylarını,

i) Sermaye azaltımı yoluyla itfa etmeleri hâlinde iktisap bedeli ile hisse senetlerinin veya ortaklık paylarının itibari değeri arasındaki fark tutar sermaye azaltımına ilişkin kararın ticaret sicilinde tescil edildiği tarih,

ii) İktisap bedelinin altında bir bedel karşılığında elden çıkarmaları hâlinde iktisap bedeli ile elden çıkarma bedeli arasındaki fark tutar elden çıkarma tarihi,

iii) İktisap ettikleri tarihten itibaren iki tam yıl içerisinde, sermaye azaltımı yoluyla itfa etmemeleri veya elden çıkarmamaları hâlinde, iktisap bedeli ile hisse senetlerinin veya ortaklık paylarının itibari değeri arasındaki fark tutar iktisap tarihinden itibaren iki tam yıllık sürenin son günü, itibarıyla dağıtılmış kâr payı sayılır ve bu tutarlar üzerinden %15 oranında vergi tevkifatı yapılır.

 Bu fıkra kapsamında tevkif edilen vergiler herhangi bir vergiden mahsup edilemez. Cumhurbaşkanı, tam mükellef sermaye şirketinin paylarının Borsa İstanbul’da işlem görüp görmemesine, işlem gören paylarının toplam payları içindeki oranına, geri alınan payların Borsa İstanbul’da işlem gören paylardan olup olmamasına, tam mükellef kurumlardan geri alınıp alınmamasına, tam mükellef sermaye şirketinin yıllık satış hasılatı ve diğer gelirlerinin toplam tutarına göre ayrı ayrı ya da birlikte, bu oranı sıfıra kadar indirmeye veya bir katına kadar artırmak suretiyle yeniden tespit etmeye yetkilidir.”
    

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar