Antagonist ekonomist
Isabella M Weber Hoca bu hafta iki X postu paylaştı. İlki Trump döneminde ABD şirketlerinin karlarındaki patlama ile ilgili. Satıcı (kar güdümlü) enflasyonu Trump’ı ikinci dönem başkanlığa taşımıştı, milli gelire oranı %18 ile 2. Dünya Savaşından sonraki zirve seviyesine ulaştı, kurumsal karlar Trump’ın son kaos politikalarının sonucu yazdı. Pandemi öncesi %15, pandemi sırasında %12 olan rakam şu anda katlayarak yükseliyor. Piyasa kanallarında, Trump’ın gümrük tarifeleri ve ticaret savaşları için ne yaptığını bilmiyor yorumları yapılıyordu ana akımda. Burada kararı okuyucuya bırakalım. Bilmiyor mu? Yoksa İstanbul Ekolü köşemizdeki 10 Şubat 2026 “Kaos” yazımız mı gerçekleşiyor.
Venezuela ile tarihin en düşük stratejik petrol rezervlerini de bedavaya doldurma anlaşmasını geçen hafta imzaladı. Arjantin’de Milei ile zaten arka bahçe olarak Çin imalatına ikame bir vaat edilmiş ekonomi kurarken, geriye finansal mimariyi (petrodolar) yıkmadan, dökmeden İran Hürmüz Boğazında istediğini alırsa ve Çin’i ekarte etti mi muhtemelen sonraki aşamaya geçecek. Orada rol Warsh ile Fed’e kalıyor. Şu anda Bessent ile Japon Yeni üzerinden tahvil sorununu çözme derdinde. Ancak cambaz ip üstünde oynuyor. Bıçak sırtı bir dönemde her an iş kusursuz fırtınaya dönüp 2008’i mumla aratabilir.
İşte bunlar hep MMT
Isabella’nın ikinci postu ise birçok akademisyenin Daron hocaya The Economist karşısında verdiği destek gibi, Stephanie Kelton hocaya Wall Street Journal karşısında verdiği destekti. WSJ Opinion, MMT (Modern Para Teorisi) üzerinden Stephanie’yi manşete alarak “AOC's Craaazy Economic Theory Lives On” ile akademik suikast yapıyordu. Alexandria Ocasio-Cortez Kelton hocanın “kendi ulusal parası ile borçlanan hazineler batmaz, her kamu harcaması ve para basmak hep enflasyon yaratmaz” cümlesini yaydı diyerek bu eleştiriyi yapıyordu.
Geçen haftalarda X yine karşılıksız para basma tartışmaları ile doluydu. MMT’nin para basma ve enflasyonla ilgili bir somut görüşü yok iddiasındaki WSJ haberi de yine tartışmaları alevlendirdi. Geçen hafta bu köşede yapay zekânın doğru kullanımı ile bu ana akım ezberleri ve yanlışları düzeltmek için iyi bir asistan olduğunu örnekleri ile vermiştik. Pandemiden bu yana 13 gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomide başta M2 artarken enflasyonları düşmüş durumda.
Don’t Cry For Me Argentina
Burada esas sorgulanması gereken, Galbraith Hocanın acımasızca ama haklı şekilde eleştirdiği Friedman’ın “para arzı her zaman ve her yerde enflasyonist bir olgudur” cümlesi. Benzer argümanı neoliberal Milei Arjantin’de sıkça öne sürerek, ultra-ortodoks politikaları ile Arjantin halkını ve emeklisini limon gibi sıkmaya devam ediyor. Geçen hafta merkez bankasının hazineye ödünç para vermesinin engellenmesi Temsilciler Meclisinde kabul edildi.
Milei döneminde sanayi üretimi ve büyüme tekrar düşüşe geçip, işsizlik artmaya devam ediyor. Ekonomist Patricia Pino X hesabından tüm bunları özetliyor: “Neoliberalizmi sona erdirmek, ortodoks ekonomik düşünceden kopmayı gerektirir. Neoliberalizmin teorilerini tek inandırıcı seçenek olarak görenlerden onay ararken neoliberalizmi bitiremezsiniz.”
Aman Taylor canım Taylor
Bizim ana akımda Taylor Kuralı ve reel faiz yine gündemdeydi. Enflasyon için yeterince sıkı değilmiş faiz, yılsonu öngördükleri enflasyon üzerine 5 puan daha konulursa 2 puanlık faiz indirim marjı varmış merkezin. “Ama yine nasıl bilimseliz bir gün” dedirtecek kadar. Taylor Kuralı nötr faiz ve beklenen GSYİH gibi iki tane hesaplanması imkansıza yakın ancak varsayılabilen temel değişkene bağlıyken, nasıl da kural bazlı iktisadi cümleler.
Patron (1974), Melih Gülgen'in yönettiği, başrollerini Tamer Yiğit ve Bahar Erdeniz'in paylaştığı Yeşilçam sineması filminden bir sahnede ise cümle aynen şöyle: Patron der ve sorar: “İşçiyi azalttık, kemeri sıktık olmadı... Çalış, kazan, borca yatır; hep yatır. Borç bitmiyor. Neden?” Sahnedeki diğer karakter cevap verir: "Faiz çok yüksek de ondan!”
Bir diğer film Ertem Göreç'in yönettiği İki Kızgın Adam (1976). Fabrikatör rolüyle Bilal İnci: "Kimden yanasın sen?" der. İşçilerin haklarını savunan Murat karakterinde Kadir İnanır: “Ezilenlerden yana. Ezmek isteyen varsa şansını bir denesin. Ya o harcanır, ya da ben!".