26 °C
Yasemin SALİH
Yasemin SALİH İYİLİK FABRİKASI yasemin.salih@dunya.com

Arıcılıkta gençlik hareketi hedefi tutturdu

Bugün Dünya Arı Günü. Arıların ve onları besleyen arıcıların yaşamın sürdürülebilirliği için gerekli olduğunu belirten Balparmak Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak, sektörün gençleşmesi için başlattıkları eğitim projesine ilginin arttığını belirtti. 100 mezun verdiklerini söyleyen Altıparmak, ikinci fazda 150 kadın ve gence eğitim sunacaklarını anlattı

Ekosistemin mucizelerinden biri olan arılar, sadece yaşamsal sürdürülebilirliğe katkı sağlamakla kalmıyor, ciddi bir ekonomik değer de yaratıyor. Ürettikleri bal ile binlerce yıldır insanlara kazanç kapısı oluşturuyorlar. Dünyada bugün yılda 1.5 milyon ton bal üretiliyor. “Arılar yoksa yaşam da yok” felsefesiyle yaklaşık üç yıl önce İstanbul’da yapılan bir uluslararası arıcılık kongresinin ardından her yıl 20 Mayıs, Dünya Arı Günü olarak kabul edildi. Amaç, arıların ekosistemin devamlılığı için olmazsa olmaz olduğu konusunda dünyada farkındalık yaratmaktı. Bu amaçla her yıl mayıs ayında arılarla ilgili çeşitli tanıtım faaliyetleri yapılıyor.

Türkiye, arıcılık konusunda dünyanın önemli birkaç ülkesinden biri. Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği verilerine göre kayıtlı 70 bin üretici, 8 milyon arı kovanından yılda 104 bin ton bal çıkarıyor. Özellikle çam balında dünya üretiminin yüzde 95’ten fazlasını sunan Ege Bölgesi’nde arıcılık, nesillerdir devam eden bir geçim kaynağı. Ancak tarım ve hayvancılığın genelinde görülen sorun arıcılıkta da var. O da mesleğin yaşlanması. Arıcılığın Anadolu’da bir aile işi olduğunu ancak son yıllarda gençlerin kentleri tercih etmelerinden dolayı yaş ortalamasının 60’lara yükseldiğini belirten Balparmak Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak, bu durumun ekosistemin sürdürülebilirliği için bir risk oluşturduğuna dikkat çekiyor.

Diyor ki, “Bu işi kadın ve gençlere daha iyi anlatarak, cazip hale getirmeliyiz ki arıcılık, dolayısıyla da arılar hayatımızda var olsun.”

Balparmak Arıcılık Akademisi 100 mezun verdi

40 yıldır bal ve arının değerini anlatmak için “arı gibi” çalıştıklarını söyleyen Özen Altıparmak, bir yandan da sosyal sorumluluk faaliyetleriyle farkındalık yaratmaya çalıştıklarını belirtiyor. “Arıcılık mesleğinin devamlılığı için kadınlar ve gençleri bu alana kazandırmanın önemine inanıyoruz. Bu amaçla Balparmak Arıcılık Akademisi’de eğitim projesi başlattık” diyen Altıparmak, akademinin ilk dönem çalışmalarının sonuçlarından oldukça memnun.

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın (EBRD) desteğiyle yürütülen çalışmada gerek sınıflarda, gerekse gezici araçlar ve online sistem üzerinden mesleğe ilgi duyan genç ve kadınlara arıcılık eğitimi veriliyor. İlk dönem eğitimlerin sonucunda 100 mezun verdiklerini anlatan Altıparmak, ilk dönemi şöyle özetliyor: “Burada özellikle arı sütü, polen, propolis gibi endemik değeri yüksek ürünlerin geliştirilmesini, yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Gençler ne yazık ki sektörle ilgilenmiyor. Oysa arıcılık bacasız sanayi. Bir genç iyi bir eğitim aldıktan sonra bir yıl içinde yatırım yaptığı kovanın maliyetini çıkarabilir. Akademide koloni yönetimi, arı hastalıkları, ekipmanların kullanımı gibi konularda eğitimler verdik. 45 yaş altında 100 mezunumuz var. Daha çok Dalaman ile Kuşadası arasındaki bölgede yaşayan insanlar bu işe ilgi gösterdi. Her birine ikişer adet arılı kovan vereceğiz. Bu arıcılar bizim sözleşmeli üreticilerimiz olacak.”

Balparmak Arıcılık Akademisi’nin ikinci eğitim dönemi eğitimine başvurularda artış var. Özen Altıparmak ilgisi olanları geri çevirmek istemediklerini belirtirken, “Şimdi yeni eğitime başlayacağız. Bu kez büyütmeyi planlıyoruz. 150 arıcı yetiştireceğiz” diyor.

TEMA İLE ‘ARILAR VARSA YARINLAR VAR’

Balparmak, bu yıl 20 Mayıs Dünya Arı Günü farkındalık çalışmaları kapsamında TEMA ve Milli Eğitim Bakanlığı ile çocukları hedef alan bir projeye imza attı. Özen Altıparmak, “20 Mayıs, bu mesleğe emek vermiş Slovenyalı bir arıcının doğum günü olduğundan seçildi. Biz de bu kapsamda TEMA ve Milli Eğitim Bakanlığı ile çalışmalar yürütüyoruz. Bu yıl da “Arılar varsa gelecek var” dedik. Eğitici kitler hazırladık. Hazırladığımız kitler, 40 şehirde 50 bini çocuk olmak üzere 70 bin kişiye ulaşacak. Amacımız arıların dünya için ne kadar önemli olduğuna dikkat çekmek. Projeyi üç yıl sürdüreceğiz” diye anlatıyor projeyi.

TÜRK ARICILAR DİJİTAL REKABETTE DİĞERLERİNİN ÖNÜNDE

Koronavirüs ve getirdiği sınırlamaların bu yıl arıcılığa olumsuz yansımayacağı görüşünde Özen Altıparmak. “Birlikler bu konuda tedbirli davrandı. Arıcıların seyahat belgelerini hazırladılar. Sorun görünmüyor” diyen Altıparmak, 2020’de bal sıkıntısının yaşanmayacağını vurguluyor. Altıparmak, Türk arıcıların dijitalleşme konusunda da rakip ülkelerin önüne geçeceğine inanıyor. Altıparmak, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Koronavirüsle birlikte seyahat engeli gibi konular gündeme gelince arıcılıkta teknoloji daha da önem kazandı. Zaten birtakım çalışmalar başlamıştı. Bence Türk arıcılar yeni dünyaya rakiplerinden daha çabuk ayak uyduracaklar. Türkiye’nin rakipleri Çin, Meksika, Uruguay, Arjantin, Ukrayna gibi ülkeler. Türkiye’de teknoloji bu ülkelerden çok daha ileride. Arıcılar Birliği, arıcılıkta dijitalleşme üzerinde önemli çalışmalar yürütüyor. Yakında detayları açıklanacak. Birlik dijital yatırımlar konusunda da üreticileri yönlendirecek. Kovanların altına konulan çiplerle ağırlığı kontrol ediyorsunuz.”

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap