Artan risk primi ve “Yüksek duvarlar arkasındaki evler”

Servet YILDIRIM
Servet YILDIRIM Ekonominin Halleri servet.yildirim@dunya.com

Merkez Bankası Başkanı’nın T24’te yer alan yorumlarının ardından CDS’ler geçen hafta oldukça konuşuldu. Türkiye’nin risk priminin bu kadar yüksek olmasına çok anlam veremediğini söyleyen Şahap Kavcıoğlu, risk primi Türkiye’nin yarısından bile az olan Brezilya’yı örnek göstererek CDS’i “zenginlerin saldırılardan korunmak için çok yüksek duvarlar arkasındaki evlerde yaşamak zorunda kalması” olarak anlatması dikkatleri hem CDS’e hem de Brezilya’ya çevirdi. Çok ilginç yorumlar yapıldı. Mesela “CDS dış güçlerin Türkiye’ye saldırmak için kullandıkları bir enstrüman mı?” diyenler oldu. “Brezilya kayrılıyor mu?” diye soranlar da vardı.

Oysa ne Brezilya kayrılmıştı, ne de 1990’ların başından bu yana hayatımızda olan CDS bir saldırı aracıydı.

CDS dedikleri Credit Default Swap kelimelerinin ilk harflerinden oluşan bir kısaltma. Finans piyasalarında en çok telafuz edilen 5-10 kısaltma arasında yer aldığına eminim. Türkçede “Kredi Temerrüt Riski” deniliyor. Bir finansal araçtır, daha doğrusu bir tür sigorta. Borç veren bir kreditörün vade sonunda alacağını tahsil edememe riskini ortadan kaldırmaya yarıyor. Bunun karşılığında da riski üstlenen CDS satıcısına bir bedel ödeniyor. Bu bedel borçludan borçluya değişiyor. Eğer borçlunun hali vakti yerindeyse, itibarı yüksekse bedel oldukça düşük olabiliyor. Ama zora girmiş, itibarı azalmış bir borçlunun borcuna kefil olmak için ise oldukça yüksek bedeller talep ediliyor. Dolayısıyla borçlanacak olan ülke ya da şirketin risk algılamasını gösteriyor. Eğer bir ülkenin risk primi yüksekse o ülke piyasalardan borçlanırken yüksek maliyet ödüyor. CDS bir anlamda Moody’s ya da S&P’nin açıkladığı kredi notları gibidir ama onlara göre daha anlık ölçülür. Daha yakından takip edilir.

CDS’i satan kurum, bir alacaklının riskini üstlendiği için çok ince eleyip, çok sık dokur. Finansal ve finansal olmayan birçok faktörü dikkate alır. Tamamen finansal bir kontrattır. Bu nedenle piyasalarda oluşan fiyatlamanın ardında başka amaçlar aramak yanlıştır. Türkiye ya da belirli ülkelerin ekonomilerine zarar vermek için oluşturulmuş bir araç değildir. Finans sisteminin ayrılmaz bir parçasıdır.

Brezilya’nın durumunu ise açıklayacak birçok faktör var. Mesela Türkiye’nin döviz rezervi 81 milyar dolar dolayındayken Brezilya’nınki 370 milyarı aştı. Bizde enflasyon yüzde 19.25’ken Brezilya da yıllık enflasyon yüzde 9.5’tir. Son dönemde öne çıkan çekirdek enflasyon açısından ise Brezilya bizden 10 puan kadar daha iyi durumdadır. Türkiye dış ticarette sürekli açık verirken Brezilya fazla verir. Yani sattığı aldığından fazladır. Bu nedenle cari işlemler dengesi de fazla veren ülkelerdendir. Biz ise cari işlemler de kronik açık veren ülkelerdeniz. Bunlar Türkiye’nin 420’nin üzerinde seyreden risk priminin Brezilya’nın iki katından fazla olmasını açıklayan nedenlerden bazılarıdır. Ama piyasalarda bu prim belirlenirken sadece bunlara değil, komşularla ilişkilerden jeopolitik sorunlara, siyasi istikrardan regülasyonlara kadar birçok faktöre bakılıyor.

TCMB ne yapmalı?

Peki, Merkez Bankası yükselen risk primi karşısında ne yapabilir? Riski belirleyen birçok faktör var ama geçmiş örnekler de gösteriyor ki, enflasyon hedeften çok uzaklaştığında ya da Türk Lirası istikrarını kaybedip, baskı altında kaldığında Türkiye’nin risk algısı da hızla bozuluyor. CDS’ler hemen yükseliyor. Özellikle kur istikrarı ekonomik, politik ve jeopolitik birçok gelişme tarafından etkilenebildiği için risk algısına etkisi daha belirgin olabiliyor. Bu nedenle TCMB’nin Türkiye’nin risk algısını yönetmek için TL’nin istikrarının sağlanmasına daha fazla odaklanması gerekiyor. Aslında bu konuda TCMB bünyesinde yapılan çalışmalar da var. Merkez Bankası’ndan Oğuzhan Çepni, Doruk Küçüksaraç ve Muhammed Hasan Yılmaz’ın bir makalesine göre düşük kamu borcu ve güçlü döviz rezervleri finansal piyasalardaki ülke kredi riski algılamasına olumlu etki yapıyor. 2018 Mart ayında TCMB bloğunda yer alan bu makalede, o dönemlerde rezervlerin etkin kullanımı çerçevesinde atılan bazı politika adımlarının risk algılamasını olumlu etkileyebileceği belirtilmişti.

Hem para ve kur politikalarının hem de döviz rezervinin yönetiminden sorumlu olan TCMB problemin ve çözümün önemli taraflarından biridir. Brezilya’nın CDS primi 200 dolayında seyrederken bizimkinin 420’yi aşmasının nedenlerinden biridir. Aynı zamanda, kısmen de olsa tekrar aşağılara çekebilecek araçlara sahip olan kurumlardandır. Kurumsal olarak yeterli hafıza, bilgi ve deneyime sahiptir. Konuyu yakından izleyen uzmanları vardır. Bu nedenle bankanın CDS meselesine “yüksek duvarlar arkasındaki evler” bakışının ötesinde baktığına inanmak istiyorum.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar