Aslında e-ticaret diye bir şey yok

Kerem Özdemir
Kerem Özdemir KEREM İLE İŞİN ASLI elfkerem@gmail.com

Bir şeyi ardarda 21 kere yapmak alışkanlık haline gelmesini sağlarmış. 23’üncü yazıma gelmişken alışkanlığı kırmanın zamanı gelmiştir diye düşünüyorum. Son ana kadar yazıyı zihnimde pişirmekten vazgeçmeyeceğim ama daha ağır teorik tartışma ile saha bilgisini harmanlamayı planlıyorum. Bu yazı bir haftalık e-ticaret süreçleri üzerine fizik dersi eklenerek oluşturuluyor.

Önce fizikle başlayayım. Üniversite yıllarında bir hocamızın, “Merkezkaç kuvveti yoktur” demesinin yarattığı tartışma kantinin sohbet ortamını bile değiştirdi. O güne kadar her aşamada bize belletilen merkezkaç kuvveti nasıl inkar edilirdi? Herkeste “fizik elden gidiyor” şeklinde bir infial oluşmuştu. Oysa ki, söylenen bizim anlayamayacağımız düzeyde doğru bir analiz sonucuydu.

Fizikte eylemsizlik diye bir olgu ve bunun hesaplanabilir büyüklüğü olarak “eylemsizlik momenti” vardır. Eylemsizlik momenti, dairesel harekette dışarıya doğru bir kuvvet oluşmasına neden olur. Bu kuvvete merkezden dışarıya olduğu için merkezkaç kuvveti denir. Şimdi hatırlamadığım bir formülü vardır ve buna rakamları koyduğunuz zaman size şak diye sonucu verir. Çok basittir ve fizik bilmeyi bile gerektirmez. Kritik nokta burası: Fizik bilmeyi bile gerektirmez ve sonunda fizik bilmemeyi ve mühendislik yapamamayı getirir. Çünkü fizik bilmek burada iki ayrı kuvvet olmadığını bilmektir. Sadece eylemsizlik momenti vardır. Bunu bilmeyen fizik bilmez ve biz öğrenci aklımızla kolayca hesaplayabildiğimiz şeyin peşine takılıp asıl olanı atlamıştık. Kantindeki tartışmada fizik öğrendik. 

E-ticaret yoktur, ticaret vardır

Son bir haftalık deneyimim bana e-ticaret olmadığını ve bunun ticaretin yeni bir biçimi olduğunu gösterdi. Tıpkı merkezkaç kuvvetinin eylemsizlik momentinin belirli bir anda yarattığı kuvvet olması gibi, e-ticaret de ticaretin belirli bir andaki halidir. Dolayısıyla hesaplanabilecek bir büyüklüktür ama fiziksel olarak yoktur. Ticareti anlamamız için bu kabulü yapmamız gerekir.

Dolayısıyla Türkiye’yi ileri taşıyacak ekonomi modeli içinde ticareti doğru konumlamak dışında bir gündemimiz olmaması gerekir.

Bunun önünde çok güçlü bir engel var: Puta tapmak. Rahmetli babam, “İnsanoğlu putunu kendi yapar kendi tapar” derdi. Pandemide e-ticareti o kadar abarttık ki puta dönüştü. E-ticaretteki çarpıcı büyümeler, sağlanan müthiş ürün çeşitliliği ve düşük fiyatlar pandeminin yarattığı kapanma döneminin koşulları ile birleşince e-ticarete tapınma başladı. Sahaya inerseniz, kazın ayağının öyle olmadığını göreceksiniz. E-ticaret, sadece ticaretin bir formudur ve bizim e-ticaret regülasyonumuz sadece Türk kullanıcısını ve tüccarını en iyi kullanıcı deneyimine ulaştırmayı ve buradan dünyaya satılacak modeller oluşturarak ülkenin gelir elde etmesini sağlamayı hedeflemelidir. Konuyu, herkese ne yapacağını söyleyecek kadar iyi bilen kimse olmadığını not düşüp, bu nedenle bunun dışındaki regülasyonlara inancımın olmadığını belirteyim.

Mükemmel değil, gelişen müşteri deneyimi

Silicon Valley’e yaptığım tek ziyarette prototip geliştirme konusunda anlatılanları hiç unutmuyorum. Prototip ne kadar kaba saba (rugged) ise insanlar geliştirilmesi için o kadar büyük katkı sunuyormuş. Mükemmel prototip, “iyi olmuş ama şunu niye yapmadınız” diye kendisi ile ilgili tepki alırken kaba saba olan “şurasına şöyle bir ekleme yapmak iyi olmaz mı” şeklindeki tepki ile bir adım sonrasına taşıyormuş. E-ticarette de mükemmel yerine sürekli gelişen deneyimin daha değerli olduğunu belirterek kendi deneyimlerimi aktarayım.

Boyner’den aldığımız iki çantadan birini değiştirmeye götürdüğümüzde konuyu kasada sonuçlandıramadık ve müşteri hizmetleri de bizi çağrı merkezine yönlendirdi. Ben kızdım ama bir şey söylemedim. Eşim cep telefonundan iade talebi oluşturması gerektiğini öğrendi ve bunu çok kolay yaptı. Ücretsiz olarak kargo şirketine teslim ettiğimiz ürün, Ankara’daki satıcısına doğru yola çıktı ve iade işlemi tamamlandı. Bu arada müşteri, deneyim kazandı. Bu iyi.

Üç gün üstüste Akasya AVM’ye gidince, Beyaz Fırın’ın doğum günü hediyesi tek pasta ve çayı da alasım geldi. Uygulamayı kullanmaktan ilk kazancımı elde ettim ve çalışanlardan uygulamanın dinamikleri üzerine sohbet ettim. Akasya Token tanıtımını gördüm ve birçok şey daha oldu. Bir sonraki yazıda yeni ticaretin bu dinamiklerini paylaşacağım.

PÜF NOKTASI

Elektronik ticaret, ticaretin yeni ve ölçeklenebilir bir formu olarak büyük gelecek vaat ediyor. Bu nedenle rakamlara değil, deneyime odaklanarak ilerlemekte yarar var. Diğer birçok yerde de gördüğüm gibi Akasya AVM’de de birçok marka “7/24 açığız” benzeri sloganlarla kullanıcıları internet mağazalarına yönlendiriyor. Bu, alışverişin temel bileşenlerinin hakkı verildiğinde ticareti çok ileri noktaya taşıyabilir. Bunları yeni teknoloji uyarlamalarından ziyade, ticaretin fizik kurallarına uygun çözümler olarak adlandırmak istiyorum. Önde gelenleri, teslimatın son kilometresinin yönetimi, iade yönetimi ve müşteri sadakatinin yönetimi oluşturuyor. Geleceğe dönük olarak ise birkaç sene içinde kullanımdan kalkacak çerezlere abanarak müşterisini takip etmeye çalışan şirketlerin müşteri ilişkisini uygulamaya yani aplikasyona taşıması en önemli konu. Bu arada insan kaynağının iş süreçlerinin içinde yetişmesi gerekiyor çünkü, bu yeni deneyim bugünkü modellerin dışında ve üzerinde gelişirken kimsenin elinde hazır bir reçete olması mümkün değil. Bu da adaptif çalışma ve adaptif iş gücü kavramlarını gündeme getiriyor.

   

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Şimdi reklamlar... 11 Ağustos 2022
Felsefenin sefaleti 18 Temmuz 2022