Assasin’s Creed, Uber ve BiTaksi

Kerem Özdemir
Kerem Özdemir KEREM İLE İŞİN ASLI elfkerem@gmail.com

Uygulama dünyasının, bulut ve 5G ile birlikte geleceğimizi şekillendireceğini düşünüyorum. Bunu parça parça anlatmaya başlamıştım. Bundan sonra biraz daha planlı gitme fırsatım olacak. Bunun nedeni kedimiz Külhan’ın arşivimi taşıyan harici belleği biz evde yokken kırmayı başarmış olması. Beklemediğim bir darbe olduğunu itiraf etmeliyim çünkü, kırılan bir SSD idi ve kaportası ile içini birden dağıtmayı başarmış. Şimdi iki seçenek var: Veri kurtarma şirketlerinden birine başvurup kaybımı geri kazanmaya çalışmak ya da diski atmak. Bu yazı yayınlandığında disk bizimle olmayacak.

Veri kaybı başıma ilk defa gelen bir şey değil. Daha önce de evde kurulu bir düzenim yokken birkaç fiziksel disk kırmışlığım var. Yemek masası ile priz arasındaki mesafe uzun olduğundan bir dalgınlık anında enerji kablosuna takılıp diske, havada uçmayı öğretiyordum. Yere düştüğünde ise bu macera kırılma ile son buluyordu. O disklerde de kurtarma çabası içine girmedim.

Assassin’s Creed, tam da son veri kaybım ve bu kurtarmama tavrım üzerine düşünürken akışa girdi. Kendi soyunun yetenekleri ile arandaki bağın yeniden kurulması ile ilgili gibi görünse de film bize söylediği iki şey ile dikkat çekiyor.

Birincisi, “karanlıkta yaşar, aydınlık için çalışırız” ki bu biraz kişisel boyut içeriyor. Bana sürekli yengeç burcu olduğum için yönetici gezegenimin ay olduğunu anlatmaları, ayın romantikliği, duygusallık gibi boyutlar, bu role ayı layık görmeme neden olmuştu. Düşünürken, karanlıkta yaşayıp aydınlık için çalışanın güneş olduğunu anladım.

İkincisi ise, “her canlı yaşamayı hak etmez” ifadesi. Bunu Zincirlikuyu Mezarlığı’nın kapısında yazan “Her canlı ölümü tadacaktır” ifadesi ile karıştırmayın. Bizim teknoloji dünyasında özellikle kurumsal kaynak yönetimi (ERP) kurulumları ile ilgili olanlar “canlıya alma” teriminin kurulumun ardından yeni sistemi geçerli sistem haline getirme anlamını taşıdığını bilirler. Siz de bilin. Uygulama dünyasında bu daha bireysel ilişkiye dönüşüyor ve yaşam ölüm ilişkisi bir uygulamayı kurma ya da silme ile tarifleniyor.

Bizim geçerli uygulamamız ne?

Bahçeşehir Üniversitesi’nde yüksek lisans öğrencilerine ders verirken, “Bir uygulamayı akıllı telefonunuzda ne kadar tutarsınız?” diye sormuştum. O dönemin favori konusuydu çünkü startupların değerini yaygınlaşma hızları ve kalıcılıkları belirliyordu. Soruyu sorduğumda, bu konuda anketler yapılıyor ve iki günden saatlere kadar çeşitli sonuçlar telaffuz ediliyordu. Öğrencilerimden biri “24 saniye” dedi. Bunun kesin süre ya da hızı ifade etmek için uydurulmuş bir rakam olması üzerinde durmayacağım; sadece yaşamayı hak etmeyen bir uygulamanın yaşam süresi olarak düşünmenizi istiyorum.

Geçenlerde oturduğumuz semtte yaygınlaşan airbnb turizmine katılan gençlerle yaşadığım deneyim, konunun diğer boyutunu da anlamamı sağladı. Yurtdışından geldiği anlaşılan gençlerden biri düşüp kırık fayansla dizini çizmişti ve koltuk değnekleri ile yürüyordu. Doktor kontrolüne gitmek için taksi gerekiyordu ve “ağabey” diye sorduklarından kendimi sorumlu hissettim. “Bizim BiTaksi var, Uber gibi. Onu kullanabilirsiniz” dedim. Gençlerden biri yüzüme anlamamış gibi bakınca, onu yanıma alıp ileride yol ağzındaki telefon kullanmayan taksi durağını göstermek için yola çıktım. Zaten ben de fırına gidiyordum ve yolumun üstüydü. Daha 100 metre kadar gitmiştik ki gencin telefonu çaldı ve “Ağabey, taksi bulmuşlar” diye benden ayrılıp döndü. Yoldan geçen bir taksi çevirdiler sandım ama gerçeği sonradan öğrendim.

Birkaç gün sonra sabah 4:30-5:00 gibi koltuk değnekli gencin sesini duydum: “BiTaksi değil mi? Havaalanına gideceğiz, Sabiha Gökçen’e.” Türkiye’den ayrılınca muhtemelen uygulamayı silmiştir ama bir daha geldiğinde muhtemelen BiTaksi kullanacak. Bu onun deneyimi. Şimdi gelelim bizim deneyimimize.

Elindekini kullanmak

Biz yıllarca Uber regülasyonunu tartışırken ve kamunun gücünü arkasına koyduğumuz alternatif bir iTaksi uygulaması yaratmaya çalışırken neden BiTaksi markasını ulaşım platformumuz olarak parlatmayı düşünmedik? Bugün neden kendi kripto para borsalarımız dururken Binance ile görüşüyorsak ondan. “Yerli ve milli” diye slogan atarken bu topraklardan çıkan hiçbir şeyin kıymetini bilmemek gibi bir yeteneğimiz var.

Ben kendi veri kaybımı, sıfırdan başlayıp yeni bir arşiv oluşturarak telafi edebilirim. Nasıl olsa kökü bende. Ancak sanayicinin üretim planlaması yapmasını engelleyen “stokçu” suçlamaları, ticaret erbabının parasını ipotek altına alan mevzuatçılık gibi konularda ben bir şey yapamam. O başka bir değişim gerektiriyor.

PÜF NOKTASI

Koltuk değnekleri ile yürümek zorunda olan birinin birkaç dakika içinde taksi bulmasını sağlayan bir uygulamamız varken bunun üzerine bir ulaşım sistemi kurma iradesini göstermemenin yarattığı kaybı düşünebiliyor musunuz? Bundan içiniz cız etmiyor mu?

Kaç global uygulamamız ve kaç global şirket/kurumumuz var? Neden yapmıyoruz; neden güneş olmuyoruz? Assassin’s Creed, ayrımı itaatçilik ve insanın iradesine dayanma arasına koyuyor. Bilgisayar oyunundan devşirme film herkes için anlaşılır olmayabilir ancak anlamak gerekiyor.

Sonuçta güneş sistemine baktığınızda, birbirinden çok farklı hızlarda hareket eden gezegenlerin bir sistem oluşturduğunu görüyorsunuz. Hepsi güneşin etrafında uyumlu bir biçimde dönüyor ve güneş karanlığın içinde onların aydınlığını sağlıyor. Yapılması gereken budur.

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Teknolojinin liderleri 19 Eylül 2022
Not ve performans 25 Ağustos 2022