Ateşkes sonrası otomotivdeki maliyet yükselişleri çip fiyatlarına da yansıyacak mı?

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Hammaddelerde fiyatlarındaki yükselişin nedeni ham petrol piyasası ve daralan ar­za uzanıyor. Dünya genelinde ulaşım, otomotiv, kimya ve tarım dahil olmak üzere pek çok sektör, faaliyetlerini yürütmek için petrol ve doğal gaza ihtiyaç duyuyor.

Özellikle otomobil üreticileri, sentetik kauçuk ve plastik parçaların üretimin­de ham petrole bağımlı. Bu nedenle petrol fiyatla­rındaki artışın, küresel ölçekte malzeme maliyet­lerini %25’e kadar yükseltebileceği yönünde bir görüş giderek yaygınlaşıyor.

Çip üreticileri de Hürmüz Boğazı’ndan etkilendi

Fiyatlardaki bu artışlar, çip üreticilerini de et­kiliyor. Enerji fiyatlarındaki sürekli artış, tüke­tici elektroniğinden havacılık ve savunmaya ka­dar pek çok sektörle doğrudan bağlantılı olan yarı iletken üretiminde maliyetleri yukarı çekiyor. Şu anda çoğu yarı iletkenin üretildiği Asya ülkeleri, Orta Doğu’dan enerji ürünleri ithal ediyor. Ener­ji fiyatlarının yüksek seyretmesi, bellek çipi kıt­lığı nedeniyle zaten baskı altında olan yarı ilet­ken pazarının, maliyetleri artırması muhtemel bir başka değişkenin daha etkisinde kalabileceği­ne işaret ediyor. Bölgede faaliyet gösteren önem­li enerji ve petrokimya üreticileri arasında Suu­di Arabistan ve Alman kimya üreticisi yer alıyor.

Helyum, yarı iletkende ana bileşen

Helyum, havacılık, savunma, tıbbi teknoloji ve yarı iletken üretimi de dahil olmak üzere birçok önemli endüstride kritik bir rol oynuyor. Çip üre­tim süreçlerinde, özellikle soğutma ve temizleme aşamalarında kullanılan helyum, kritik bir gir­di olarak öne çıkıyor. Küresel arzın yaklaşık üçte birini karşılayan Katar ise bu alandaki en büyük üreticilerden biri konumunda.

Son dönemde çatışmaların etkisiyle helyum fiyatları %40’ın üzerinde artarken, Ortadoğu’da­ki gelişmeler çip üretiminin karmaşık tedarik zincirinde küçük ama hayati bir halkayı da ris­ke atıyor. Çünkü bu gerilimler, dünyanın önem­li bir bölümünü oluşturan helyum rezervlerine erişimi kısıtlayabiliyor. Ortadoğu’da özellikle Ka­tar, küresel helyum üretiminin yaklaşık üçte birini tek başına karşılayarak kritik bir rol üstleniyor.

Bu gaz ise yapay zekâ teknolojilerinin temelini oluştu­ran çiplerin üretiminde vazgeçilmez bir girdi ola­rak öne çıkıyor. Ancak bölgedeki çatışmalar, doğal gaz üretimini ve buna bağlı olarak elde edilen hel­yumu sekteye uğratırken, aynı zamanda Hürmüz Boğazı üzerinden geçen kritik nakliye hattını da aksatıyor. Nitekim Katar, 2025 yılında yaklaşık 63 milyon metreküp helyum üretimiyle, küresel toplam üretimin (yaklaşık 190 milyon metreküp) önemli bir kısmını tek başına karşılıyor.

Alüminyum tedarik krizi

Hâlihazırda araç üretimini doğrudan etkile­yen bir alüminyum tedarik krizi de yaşanıyor. Or­ta boy bir binek araç; gövde yapısı, kapaklar, süs­pansiyon bileşenleri, güç aktarma organı döküm­leri ve termal yönetim sistemleri genelinde 200 kilogramın üzerinde alüminyum içeriyor. Bu ne­denle küresel ölçekte her presleme tesisi, her dö­küm hattı ve her gövde montaj süreci, farklı dere­celerde de olsa birincil alüminyum tedarikine ba­ğımlı durumda.

Ancak bu tedarik zinciri bugün ciddi biçimde parçalanmış görünüyor. Körfez ülkeleri küresel birincil alüminyum üretiminin yaklaşık %9’unu oluştururken, Batılı ve Japon üreticilerin kısa va­dede anlamlı ölçekte tedarik edemediği Çin hariç tutulduğunda bu oran %20’nin üzerine çıkıyor.

Öte yandan, yıllık 1,6 milyon ton kapasitey­le dünyanın en büyük tek lokasyonlu alümin­yum eritme tesisini işleten Bahreyn, mart ayı başından bu yana fiilen kapalı olan Hürmüz Bo­ğazı üzerinden sevkiyat yapamaması nedeniyle mücbir sebep ilan etti ve üretimini %19 oranın­da azalttı. Katar merkezli bir diğer ortak girişim ise, İran’ın Katar enerji altyapısına yönelik sal­dırılarının ardından yaşanan doğalgaz kıtlığı ne­deniyle kontrollü bir üretim durdurma kararı al­dı. Bu iki tesisin toplam yıllık üretim kapasitesi yaklaşık 570 bin ton seviyesinde olup, hâlihazır­da üretim ya tamamen durmuş ya da ciddi ölçü­de azaltılmış durumda.

Hürmüz’ün otomotiv sektörü üzerindeki etkisi uzun sürebilir

Üretimin aksaması ve lojistik ile nakliye süreç­lerinde yaşanan kesintiler, otomotiv sektörün­de özellikle yan sanayi firmaları ve tedarikçiler üzerinde ciddi bir baskı yaratıyor. Üstelik tedarik zincirindeki pek çok ara ürünün Hürmüz Boğazı ve Süveyş Kanalı gibi Orta Doğu’dan geçen kritik hatlara bağlı olması, bu etkinin daha da derinleş­mesine neden oluyor.

6 haftayı aşkın süredir devam eden çatışmalar sonrası, ateşkes ile bu kırılgan yapıyı daha da zor­layarak özellikle enerji piyasaları üzerinde yıkıcı etkisini sürdürmeye devam edecek mi, göreceğiz.

Yazara Ait Diğer Yazılar